Akılcı Duygusal Davranışçı Terapide Terapötik Yöntem ve Teknikler
Bilişsel Yöntemler
1. Mantıkdışı inançlarla tartışma: ADDT’nin en çok kullanılan bilişsel yöntemi, terapistin danışanın mantık dışı inançlarıyla aktif olarak tartışması ve danışana bu mücadeleyi tek başına nasıl yapacağını öğretmesidir. Danışanlar o mantık dışı inançtan vazgeçene veya en azından onun etkisini azaltana kadar birtakım “yapmak zorundasın, yapmalısın” lar yaşayabilirler. Danışanların kendi kendilerine tekrarlamayı öğrendiği bazı cümleler ve sorular şunlardır:
- “İnsanlar niçin bana adil davranmak zorundalar?”
- “Denediğim önemli görevleri başaramazsam ne olur?”
- “İstediğim işi alamazsam hayal kırıklığına uğrayabilirim ancak buna kesinlikle katlanabilirim.”
- “Hayat istediğim gibi gitmezse bu korkunç değil sadece biraz uğraştırıcıdır.”
2. Bilişsel ev ödevlerini yapma: ADDT danışanlarından, sorunlarının bir listesini yapmaları, mantık dışı inançlarını belirlemeleri ve bu inançları tartışmaları beklenir. Ödevler, danışanların içselleştirilmiş kişisel mesajlarının bir parçası olan “yapmalısın” ve “yapmak zorundasın”ları bastırmanın bir yoludur. Ödevin bir bölümü A-B-C kuramını danışanların günlük yaşamda karşılaştığı birçok probleme uygulamayı içerir. ADDT terapisti bilişsel davranışçı terapinin diğer türlerine zıt olarak, danışanın nasıl farklı düşüneceğini öğretir ve ona model olur.
Danışanlar ödevleri yaparken kendilerini sınırlayan inançlarıyla mücadele etmelerini sağlayacak riskleri alabilmeleri için cesaretlendirilirler. Örneğin; başarısı olan bir danışandan bir sahne oyunun da küçük bir rol alması istenebilir. Danışana, “başarısız olacağım, aptal gibi görüneceğim, kimse benden hoşlanmayacak” gibi olumsuz kendilik ifadelerini “Bazen aptal gibi davransam da bu beni aptal bir insan yapmaz. Bu rolü oynayabilirim. Elimden gelenin en iyisini yapacağım. Hoşlanılmak güzel ancak herkes benden hoşlanmayabilir ve bu da dünyanın sonu değil.” gibi olumlu mesajlara dönüştürmesini ister.
Bunun ve benzeri ödevlerin amacı, danışanların sıklıklı olumsuz, kendi kendini gerçekleştiren kehanetler yarattıklarını ve sürekli bir şekilde başarısız olacaklarını kendilerine söyledikleri için başarısız olduklarını göstermektir. Terapi eğitsel bir süreç olarak görüldüğünden danışanlar, ADDT ile ilgili kendi kendine yardım kitaplarını okumaya da teşvik edilirler. Ayrıca kendi terapi seanslarının kaydedildiği kasetleri dinler ve değerlendirirler.
3. Bireyin kullandığı dili değiştirme: ADDT, kesin dil kullanımının bozuk düşünme sebeplerinin sebeplerinden biri olduğunu ileri sürer. Danışanlar, zorunlulukları seçenekleri ile değiştirebileceklerini öğrenirler. Örneğin; danışan “yapmak zorundayım” yerine “yapabilirsem iyi olur ama bu şekilde yapamazsam şu yolu da deneyebilirim.” diyebilir.
4. Mizahın kullanımı: ADDT, duygusal rahatsızlıkların kişinin kendisini fazla ciddiye almasından ve yaşamda karşılaştığı olaylar hakkında bakış açısı ve mizah duygularını kaybetmesinden kaynaklandığını öne sürer. Mizah, danışanların hiç taviz vermeden korudukları belli düşüncelerin anlamsızlığını ortaya koyar. Danışanların kendilerini daha az ciddiye almalarına yardımcı olur. Ellis, çalışma gruplarında ve terapi seanslarında mizahi şarkılar söyler ve insanları depresyonda hissettiklerinde ve kaygılı olduklarında, tek başlarına veya grup içinde şarkı söylemeye teşvik eder.
Duygusal Teknikler
1. Akılcı-duygusal hayal kurma: Danışanlar kendilerini olmasını istedikleri hayatta düşünürken, hissederken ve davranırken hayal ederler. Onlara ayrıca başlarına gelebilecek en kötü şeylerden birini nasıl hayal edecekleri, bu durum karşısında nasıl sağlıksız bir biçimde üzgün hissedecekleri, duygularını yoğun olarak nasıl yaşayacakları ve sonra da bu deneyimleri nasıl sağlıklı bir duyguya çevirebilecekleri gösterilir. Danışanlar sıkıntılarıyla ilgili duygularını değiştirirken davranışlarını değiştirmek için de iyi bir şansa sahip olurlar.
2. Rol oynama: Rol oynama hem duygusal hem de davranışsal bileşenler içerir. Terapist, danışanlara psikolojik güçlüklerini oluşturmada kendi kendilerine ne söylediklerini ve sağlıksız duygularını sağlıklı duygularla değiştirmek için neler yapabileceklerini göstermek için sık sık araya girer. Bu durumda ne hissettiklerini anlayabilmek için danışanlar bazı davranışları prova edebilirler. Burada odak nokta, olumsuz duyguların altında yatan mantık dışı inançları ortaya çıkarmaktır. Örneğin; bir kadın kabul edilmeme korkusundan dolayı yüksek lisans için okula başvurmayı erteleyebilir. Sadece tercih ettiği okula kabul edilmeme düşüncesi onun “aptal olduğu” ile ilgili duygularını su yüzeyine çıkarır. Yüksek lisans yapacağı alandaki öğretim üyeleriyle hayali bir görüşme yapması istenir, kaygılarını ve buna neden olan inançlarını açıklar ve mutlaka kabul edilmesi gerektiği, aksi takdirde bunun aptal ve beceriksiz bir insan olduğu anlamına geldiğiyle ilgili fikirleriyle mücadele eder.
3. Utanca müdahale alıştırmaları: Hem duygusal hem de davranışçı bileşenler içeren bu alıştırmaların en önemli noktası, başkaları onları onaylamadığı zamanlarda bile danışanların utanmamaya çalışmalarıdır. Alıştırmalar, danışanlara utanmayla ilgili düşüncelerin çoğunun kendileriyle ilgili gerçeklik tanımlarıyla ilgisi olduğunu görmelerine yardımcı olmanın yanı sıra kendini kabul ve olgunluk sorumluluğunu da artırmayı amaçlamaktadır. Danışanlar başkalarının ne düşüneceğini düşündüklerinden, normalde yapmaya korktukları bir şeyi yapma riskini almalarını gerektiren bir ödevi kabul edebilirler. Örneğin; danışanlar otobüste veya trende istasyon isimlerini yüksek sesle söyleyebilir, dikkat çekmek için tasarlanmış ilginç kıyafetler giyebilir, bağırarak şarkı söyleyebilirler. Bu tür ödevleri yaparak insanların aslında onların davranışlarıyla pek de ilgilenmediklerini anlayabilirler. Utanma duygusunu kendilerinin yarattığını anlayana ve daha az kısıtlanmış şekilde davranana kadar bu alıştırmaları yapmaya devam ederler.

4.Güç ve çaba kullanımı: Ellis, güç ve enerji kullanımının entelektüel iç görüden, duygusal iç görüye geçmede yardımcı olduğunu ileri sürer. Ayrıca danışanlar kendilerine onaylanmamış inançlarını açıkladıkları ve bunlarla yoğun bir şekilde tartıştıkları güçlü diyaloglar kurmayı da öğrenirler. Terapist bazen danışanın kendini tahrip eden felsefesine sahipmiş gibi rol yapabilir. Bu durumda danışandan kendisini, bu disfonksiyonel düşüncelerinden vazgeçmeye ikna etmesi ciddi bir tartışmaya girmesini ister. Güç ve enerji kullanımı, utanca müdahale alıştırmalarının temel bir parçasıdır.
Davranışsal Teknikler
ADDT uygulayıcıları edimsel koşullama, kendi kendini yönetme ilkeleri, sistematik duyarsızlaştırma, gevşeme teknikleri ve model olma gibi standart davranışçı terapi yöntemlerinin çoğunu kullanırlar. Gerçek hayat durumlarında uygulanacak davranışçı ödevler oldukça önemlidir. Bunların birçoğu duyarsızlaştırma, atılganlık eğitimi ve beceri eğitimini içerir. Örneğin; asansör korkusu olan bir kişi bu korkusunu günde 20 veya 30 kere asansörde yukarı çıkıp aşağı inerek azaltabilir. Danışanlar aslında yeni ve zor şeyler yaparlar ve bu şekilde iç görülerini somut hareketlere dönüştürürler. Farklı hareket ederek işlevsel inançlar oluşturmaya çalışırlar.
Akılcı Duygusal Davranışçı Terapide Terapötik Yöntem ve teknikleri
Psikolog, psikoterapist, şişli psikolog, Mecidiyeköy, psikolojik danışmanlık merkezi, osmanbey, fulya, çocuk, aile, sosyal fobi, kaygı, özgüven, okb, obsesif kompülsif bozukluk, okb, obsesif kompülsif kişilik bozukluğu panik atak, çekingen kişilik bozukluğu, Avrupa yakası, hipnoterapi, cinsel terapi


[…] veya hisse sebep olduğu. Danışanlar bazen bu iç uyumsuzluğu fark etmezler ancak yukarıdaki örnekteki gibi bazı durumlarda bu o kadar belirgin olur ki uyumsuzluğun varlığını reddetmek i…. Bu da danışanın kendilik konseptinde kaygıya sebep […]
[…] Psikopatik kişilerin duygularını regüle edebilme becerileri oldukça zayıftır. Bu kişiler duygularını açıkça dile getirme yeteneğinden yoksundurlar. Konuşmak yerine daha çok eylemde bulunmayı tercih ederler. Bu kişiler kendilerini diri, canlı ve iyi hissetmek için daha dürtüsel, keskin ve sarsırıcı deneyimler yaşayabilirler. Bu deneyimler bir başkasının sınırlarını ihlal etme veya zarar verme gibi davranışlar olabilir. Dürtüsel davranışlar psikopatik kişilere bu anlamda haz verir ve bu kişiler davranışlarının sonucunda herhangi bir suçluluk, utanma ve huzursuzluk duygusu hissetmezler. Hatta bu durumdan oldukça keyif alabilirler. Bunun nedeni ise duygusal süreçlerini regüle edebilme becerilerinden yoksun olmaları ve orbitofrontal korteksin yeterince gelişmemiş olmasıdır. […]
[…] Nevrotik danışanların gelişmiş ruhsal yapılanmalarının, dağılmadan gerileyebilme yetilerinin, nesne bütünlüğü ve sürekliliğine sahip oluşlarının aksine preödipal meselelerin hakim olduğu bozukluklarda kişiler terapistin doyurmayan, uzak, yalnızca gözlemleyen konumda olan bir nesne oluşunu kaldıramazlar. Aynı şekilde ergenlerde de psikanalizin çalışmadığı ve daha kapsayıcı bir terapist duruşuna ihtiyaç duyulduğu ortaya çıkmıştır. Pregenital bozukluklarda görülmüştür ki kişiler analizde amaçlanan gerileme halinde dağılıyorlar bu süreci kaldıramıyorlar. Psikanaliz bu kişilerde kaygıyı arttırıcı bir şey olarak görülüyor ve iyileşmeyi güçleştiriyor.-beşiktaş psikolog […]