Hepimizin kiÅŸilik içinde farklı parçaları var . Bazen bize güvenli ve iyi olduÄŸumuzu söylemek için ön plana çıkan bir besleyici var. Bazen, çalışmamıza ve faturaları ödememizi saÄŸlayan sorumlu bir bölüm var. Bazı psikolojik teoriler ( Dahili Aileler Sistemi gibi ) bile Müdür veya İtfaiyeci gibi bu parça adlarını verir. Bu makalede muhtemelen fazla açıklama gerektirmeyen Öz-EleÅŸtirmen’den söz ediyoruz. ÇoÄŸumuz kendimizin bu bölümüyle günlük olarak ilgileniyoruz.
Böyle ÅŸeyleri duyduÄŸunuzda Öz-EleÅŸtirmen ile uÄŸraÅŸtığınızı biliyorsunuz: “Araç plakalarınızın geçmesine izin verdiÄŸinize inanamıyorum. Çok sorumsuzsunuz! “Veya” Her gün egzersiz yapmak için Yılbaşı kararınızı patlattınız. Hiçbir ÅŸeye sadık kalamazsın! ”
Bu düşünceler tatsızdır, ancak aslında benzersiz bir amacı vardır – gizli bir gündem. Bunun ne olduÄŸunu bildikçe, bu eleÅŸtirel düşüncelerin nasıl baÅŸ edileceÄŸini bilmek daha kolaydır.
Aşağıda Öz-Eleştirmen hizmet eden üç işlev bulunmaktadır:
1. Öz-Eleştirmen bizi motive etmeye çalışıyor. Öz-Eleştirmen, bir kırbaç çatlatırsa, bizi istenen bir davranış yapmaya motive edeceklerini düşünüyor. Koşulsuz olarak kendimizi kabul etmek zordur, çünkü fanteziden vazgeçmeliyiz ki kendimizi olumsuz düşüncelerle yeteri kadar cezalandırırsak değişeceğiz. Sanki kendimize şu şekildeki gibi şeyler söyleyerek şekilleneceğimizi düşünüyoruz:
Herhangi bir endişe hissettiğim için zayıfım.
Kaybedenim, çünkü daha iyi bir işim yok.
Tembelli bir kızağım, çünkü spor salonuna gitmedim.
Kendimizi ÅŸantaj ederek daha fazlasını baÅŸarabileceÄŸimiz inancına baÄŸlı kalırız. AraÅŸtırma, bu stratejinin iyi sonuç vermediÄŸini gösteriyor. Aslında kendimizi “kıvır”, “çıkar” ya da “zorlaÅŸmak” için kendimize ne kadar çok bağırırsak, kendimiz için daha kötü ÅŸeyler yaparız.
2. Öz-EleÅŸtirmen, kontrol altında hissetmemizi istemektedir. Kendimizi eleÅŸtirdiÄŸimizde, kontrol yanılsamasını güçlendiririz. Ve kontrolü hissetmek isteyen insan doÄŸası . Kendi kendine karar verme veya kendi eleÅŸtirileri “Yalnızca daha fazla uÄŸraşıp çabalamamış olsaydım iÅŸler baÅŸarılı olurdu” der. ÇoÄŸu zaman bu durum böyle deÄŸildir. Belki de bir iÅŸ bulamadık çünkü önceden seçilmiÅŸ bir iç kiÅŸi vardı. Veya belki de o adam ikinci bir randevu için bizi aramamıştı çünkü sorunlarımız var, yanlış yaptığımız bir ÅŸey yüzünden deÄŸil. Bu alternatif açıklamaların akla yatkınlığı olsa da, ne kadar az kontrole sahip olduÄŸumuzun kabul edilmesi korkutucu. Bazen kendimizi suçlamak daha kolaydır.
3. Öz-EleÅŸtirmen bizi güvende tutmaya çalışıyor.  Öz-eleÅŸtiri beynin tehdit / savunma tepkisine dokunur. Sistem bizi korumak ve bizi güvende tutmak için tasarlandı. Beynimize kablolanmış ve tehdit bizden sonra çalışan bir aslan olduÄŸunda çok çalışıyordu. Ancak tehdit kendi kendine-kavramımıza geldiÄŸinde , öz eleÅŸtiri iyi sonuç vermez. Kendinizi problem olarak gördüğünüzde (“On sterlin geri kazandığıma inanamıyorum!” Ya da “Bu testte A’yı almalıydım.”) Sürüngen beyni içeri girip saldırıyor, kritik kendi kendine konuÅŸma.
Peki ne yapmalı?
Hiç kimse zihnimizde bütün gün olumsuz bir ÅŸekilde kendi kendine konuÅŸma duymaktan hoÅŸlanmıyor. Ancak öz eleÅŸtirinin gizli motivasyonunu anlamak onunla baÅŸa çıkmanın anahtarıdır. Unutmayın, Öz-EleÅŸtirmen’in gerçek iÅŸlevi, bizi güvende tutmak, bizi motive etmek ve bizi her zaman kontrol altında tutmadığımızın farkına varma acısını atmamıza yardımcı olmaktır. Ne yazık ki, bazen bu konuda faydalı, yetenekli bir ÅŸekilde gitmez.
Yardımcı olabilen şey, öz-eleÅŸtirmeni merhametli gözlerle görmektir. Özünde, tür, nazik bir sesle (sessizce veya yüksek sesle) söyleyerek: “Hey, ne yaptığınızı görün. TeÅŸekkür ederim.

Leave Your Comment