Seks beyninizi nasıl etkiler / Seksin beyin üzerindeki etkisi

Erken Boşalma

Erken Boşalma

Erken boşalma veya daha az rahatsız eden ismiyle denetimsiz boşalma. Boşalmayı kontrol edememe yani bir nevi erkeklerin kabusu. Zannettiğimizden çok daha fazla bir orana sahip. Nerdeyse Türk erkeklerinin %70 e yakını bu sorundan muzdarip. fakat hep hasır altı edilen, hiç gündeme getirilmeyen ve gizli gizli performans artırıcı ilaçlarla telafi edilmeye çalışılan ciddi derecede bir erkek cinsellik problemi. Bu erken boşalma olayına geçmişte yaşanan travmalar veya performans kaygısına yani partneri (eşi) tarafından yetersiz bulunma korkusu sebep olabilir. Bir diğer sayabileceğim sebep ise ağır iş yükü ve strestir. Fakat erken boşalmanın sebebi ne olursa olsun ortaya çıkan sonuç şudur; erkekte cinsel aktivite sırasında beklenenden daha kısa sürede istemsiz bir şekilde orgazm gerçekleşiyorsa burada ciddi bir isteksizlik ve keyifsizlik söz konusudur ve sıkıntı var demektir. Çeşitli psikiyatri veya psikoloji kitaplarında 1 dakikanın altında tabiri kullanılır erken boşalmanın tanımı yapılırken fakat elbette ki kimse bunun kronometreyle takibini yapmamıştır. Yaklaşık olarak kitabi bilgi penis vajinaya yani vulvaya penetre olduktan sonra 1 dakikanın altında ejakülat salınımını gerçekleştiriyorsa burada erken boşalma sorunundan bahsedilebilir şeklindedir. Yine dediğim gibi bunu saatle dakikayla ölçmek çok yersiz. Onun yerine kişide veya partnerinde sıkıntıya sebep olacak şekilde kısa sürede gerçekleşen boşalmalara denetimsiz boşalma tanımını kullanmak daha doğrudur. Medeni cesarete sahip olan ve bu problemi kökten çözmeye niyeti olan ve psikoloğa başvuran erkeklere biz genelde şunu sorarız; erken boşalmadan kastın tam olarak nedir? Çok farklı tanımlamalar alırız hastalardan. Örneğin;” partnerimle birleşme hayal ettiğim andan veya odaya girip elimi elbiselerime attığım andan itibaren kendimi tutamıyorum ve tamamen boşalıyorum.Ardından moralim bozuluyor ve devam edemiyorum. Zaten daha sonra da erekte olmam oldukça güçleşiyor.” şeklinde olabiliyor. Şu şekilde de tarif edilebiliyor bazen; ”Hocam ön sevişme esnasında hiçbir problem yok. Fakat birleşmeye yönelik bir pozisyona geçtiğim andan itibaren kontrol edemiyorum. Büyük bir heyecan hissediyorum. Yükselen o heyecanla birlikte birdenbire boşalıyorum.Bazen de vajinaya temas ettiğim andan itibaren boşalma yaşıyorum.”
Erkekte bu şekilde huzursuz edecek kadar kısa sürede gerçekleşen ejakülat salınımı erken boşalma veya denetimsiz boşalmanın en doğru tanımıdır diyebiliriz. Aynı zamanda partnerini mutlu edebilecek zamandan daha kısa sürede, erkekliğini, sertliğini kontrol edemeyecek şekilde boşalma da bir diğer erken boşalma tanımlarından sayılabilir.
Bazen erkeklerin yaşamları boyunca yani ilk cinsel deneyimden en son ana kadar devam eden bir problem olabilir. Bazen de sonradan ortaya çıkabilmektedir. Fizyolojik denilen erken boşalma sebebi neredeyse yok denecek kadar az. Zaten bir üroloji uzmanına danışıldığında eğer varsa organik bir sebebi çözüme kısa sürede kavuşturuluyor. Diğer cinsel problemlerde olduğu gibi erkeklerde yaşanan erken boşalma sebebi %99 gibi büyük bir oranla psikolojik kökenden kaynaklanıyor. Güvensizlik, performansın yetemeyeceği kaygısı, partneri mutlu edememe endişesi, kıyaslanma düşüncesi, yoğun stres, geçmişteki travmalar bunların hepsi bilinçaltında kişinin heyecanını o kadar yükseltir ki cinsellik söz konusu olduğu zaman yatak odasında belirli gecelerde belirli zamanlarda birlikte olma sinyali alındığı andan itibaren erkek büyük bir kaygı yaşamaya başlar. Onun için büyük bir kaygıya dönüşür. Cinsel haz almak asla aklına gelmez. Acaba yine mi erken boşalacağım düşüncesiyle olayı bir başarısızlığa bağlar. Kendisini zorlayarak cinsel ilişki yaşar veya türlü bahaneler üretir. Zihindeki düşünce adeta bir kaos haline dönüştürülmektedir.
Madem erken boşalmanın sebebine %99 psikolojik dedik. Tedavisinde de psikoterapi ve hipnoterapi yöntemlerinden bahsetmeliyiz. Kişiye göre değişebilmekle birlikte alanında uzman bir psikoterapist-hipnoterapist erkeğe önündeki engelleri ortadan kaldırmayı ve başarılı bir cinsel ilişki yaşamayı öğretir. Varsa kaygılar veya bilinçaltında kötü olaylar onların üzerine gidilme sürecini kontrol eder.Erkeklik gücünü istediği gibi kullanma gücünü erkeğe öğretir. Bu şekilde boşalma sürenizi hem sizin hem de partnerinizin istediği süre limitlerine getirebilirsiniz.

Çocuklar için iyi beslenme ve günlük egzersizin faydaları nelerdir?

Çocuklarda Cinsel eğitim: Okul çağındaki çocuğunuza cinsiyet hakkında konuşmak

Çocuklarda Cinsel eğitim: Okul çağındaki çocuğunuza cinsiyet hakkında konuşmak

çocuklarda Cinsel eğitim –Cinsel eğitiminin tek bir anlatımla tartışmak pek olanağı yoktur. Çocuğunuzun bilmesi gerekeni ve ne zaman gerektiğini öğrenmek için çocuğunuzun ipuçlarını izleyin.

çocuklarda Cinsel eğitimi genellikle yürümeye başlayan yıllarda basit anatomi dersleri olarak başlar. Ancak okul çağındaki yıllarda, çocuğunuz cinsellik hakkında belirli sorular sormaya başlayabilir. Ne söyleyeceğinden emin değil misiniz? Okul çağındaki çocuğunuzla cinsel ilişkiyi tartışmak için bu kılavuzu düşünün.

Detaylı sorular bekliyoruz / çocuklarda Cinsel eğitim

Yeni konuşmaya başlayan çocuklar ve okul öncesi çocuklar genellikle bebeklerin nereden geldikleri ile ilgili soruların belirsiz cevaplarından memnunlar. Ancak okul çağındaki çocuklar cinsellik ve bebek yapma arasındaki bağlantı hakkında daha spesifik sorular sormaya eğilimlidirler.

Çocuğunuzun cinsellik hakkındaki soruları daha karmaşık hale geldikçe ve belki de daha utanç verici hale geldikçe, bilgi almak için arkadaşlarına ya da diğer kaynaklara yönelebilir.

Okul çağındaki çocuğunuz Cinsellik hakkında soru sorduğunda, ne bildiğini sorun. Herhangi bir yanlış anlaşılmayı düzeltin ve ardından belirli soruları yanıtlamak için yeterli bilgi verin. Çocuğunuzun sorularına gülmeyin ya da çocuğunuzun cinsel anatomisi için takma adlar kullanmayın, bu da bu vücut bölümlerinin tartışılmaması gerektiğini mesajlarını verebilir.

Bu örnekleri düşünün:

  • Ereksiyon nedir? “Penis genellikle yumuşaktır. Ama bazen zorlaşır ve kalkar. Buna ereksiyon denir.” Uyku sırasında veya penise dokunduğunda bir ereksiyonun nasıl olabileceğini tanımlayın. Bu aynı zamanda ıslak bir rüyayı tarif etme zamanı da olabilir.
  • Bir dönem nedir? Menstrüasyonun üreme döngüsünün önemli bir parçası olduğunu ve ergenliğe girmenin normal bir parçası olduğunu açıklayın. Adet kanaması ve kadın hijyen ürünlerinin bir tanımını sunun. “Kızlarda, bir süre vücudun hamile kalmak için yeterince olgun olduğu anlamına gelir” diyebilirsiniz.
  • İnsanlar nasıl seks yapar? Çocuğunuz seks mekaniği hakkında merak ediyorsa, dürüst olun. “Bir erkek ve bir kadın seks yaptığında, penis vajinanın içine girer. Çocuğunuzun anlamasına yardımcı olması için çizimler veya çizimler içeren bir kitap kullanmayı düşünün.
  • İki kız seks yapabilir mi? Ya da iki erkek mi? “Evet. İki erkek ya da iki kadın birbirleriyle sevişebilir ve birbirlerini sevebilirler” demek yeterli olabilir. Çocuğunuza başkalarına saygı duymayı öğretmek ve çocuğunuzu kayıtsız şartsız sevdiğini ifade etmek için asla erken değildir.
  • Mastürbasyon nedir? “Mastürbasyon, kendinizi genital bölgeye ovduğunuz zaman” diyebilirsiniz. Çocuğunuza mastürbasyonun normal ama özel bir aktivite olduğunu hatırlatın.

Rahatsız olsanız bile, ileriye doğru hareket edin. Unutmayın, önümüzdeki yıllarda açık ve dürüst tartışmalar için sahne hazırlıyorsunuz. Çocuğunuzu eğitmek için en iyi kim olduğunu düşünün – siz veya televizyon, internet veya çocuğunuzun arkadaşları? Anlatan kişi siz olmadıkça başka yerlerden öğrenecektir. Dikkat etmeniz gereken şey yaşına göre ayrıntı vermektir

10-12 Yaş Korkusu / çocuklarda Cinsel eğitim

Yaşları 8 ile 12 arasında olan çocuklar genellikle “normal” olup olmadıkları konusunda endişe duyarlar – özellikle de penis büyüklüğü ve meme büyüklüğü söz konusu olduğunda. Ergenlik döneminde hem erkek hem de kız çocukları için neler olduğunu açıklayınız.

Aynı yaştaki çocukların farklı oranlarda olgunlaştıkları konusunda güvence verin. Ergenlik, bazı çocuklar için yıllar önce veya daha sonra başlayabilir, ama sonunda herkes yakalanır.

Deneyimlerinizi kendi gelişiminizden paylaşmak isteyebilirsiniz, özellikle de çocuğunuzun şu anda sahip olduğu aynı endişelere sahipseniz.çocuklarda Cinsel eğitim

 

Sorumluluklar ve sonuçları /çocuklarda Cinsel eğitim

Hamilelik, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve çeşitli duygular gibi cinsel olarak aktif olmanın duygusal ve fiziksel sonuçları hakkında çocuğunuzla konuşun. Bu sorunları şimdi tartışmak, çocuğunuzun hazır olmadan önce cinsel olarak aktif olmak için baskı altında hissetmekten kaçınmasına yardımcı olabilir.

Çocuğunuza cinsel ilişkinin tehlikeleri hakkında bilgi verirken, aynı zamanda sevinçten de bahsetmekten çekinmeyin. Çocuğunuzun sevginin, sevgi dolu, kararlı bir ilişkinin güzel olabileceğini bilmesine izin verin.

Her olay sizin için bir anahtar / çocuklarda Cinsel eğitim

Cinselliği tartışmak için günlük fırsatlardan yararlanın. Sulanabilir anlar her yerdedir. Ailenizde hamilelik varsa, bir kadının vücudunun içinde nasıl geliştiğini konuşun. Bir kadın hijyen ürünü için bir reklam görürseniz, dönemler hakkında konuşmak için bir sıçrama tahtası olarak kullanın. TV şovunda bir çift çıkmaya başlarsa, ilişkilerden bahsedin.çocuklarda Cinsel eğitim

Cinsellik eğitiminde rolünüzü ciddiye alın. Çocuğunuzu vücuduna bakmaya, sağlıklı bir öz saygı duygusu geliştirmeye ve güvenilir kaynaklardan bilgi almaya teşvik edin. Cinsellik eğitimine yönelik düşünceli yaklaşımınız, çocuğunuzun ömür boyu sağlıklı cinsellik geliştirmesine yardımcı olabilir.çocuklarda Cinsel eğitim

çocuklarda Cinsel eğitim: Okul çağındaki çocuğunuza cinsiyet hakkında konuşmak
çocuklarda Cinsel eğitim: Okul çağındaki çocuğunuza cinsiyet hakkında konuşmak
uzman psikolog

Anksiyete Bozukluğu: Küçük Penis Sendromu

Anksiyete Bozukluğu: Küçük Penis Sendromu

Küçük Penis Sendromu Son zamanlardaki pornografi makalesini okuduktan ve erkekleri ve kadınları nasıl etkilediğini fark ederseniz, pek çok erkeğin pornografi izlemenin yalnızlığıyla ilgilendiğini, çünkü cinsel performans konusunda son derece endişeli olduklarını hatırlayacaksınız. Makalede penis büyüklüğünün birçok erkeği rahatsız eden bir sorun olduğu bildirildi. İngiliz Üroloji Dergisi’nde yayınlanan yeni bir çalışma , kadınların% 85’inin eşinin penisinin büyüklüğü ve oranından memnun olduğunu ortaya koydu. Yine de erkeklerin% 45’i küçük bir penisi olduğuna inanmaktadır. Makale ayrıca, gerçek küçük penis büyüklüğününr bir fenomen olduğunu bildirmektedir.

Araştırmayı yapan doktorlar, penislerinin büyüklüğüne ilişkin erkek şikayetlerinin ciddiye alınacağına dikkat çekti. Bu adamlar çok utanç, utanç ve endişe yaşarlar. Psikoterapiye gönderilmeleri önerilir.

Ne yazık ki, bu genişlemeci erkek korkularından yararlanmaya hazır olanlar, penis uzatıcıları ya da plastik cerrahinin problemi tedavi edebileceği reklamları satmaya hazırdır. Sözde “sorun” nun bu erkeklerin zihninde olduğu düşünüldüğünde, ameliyatın korkuları yatıştırmak için hiçbir şey yapmayacağı açıktır.

Bu insanların uğradığı gerçek korkular, erkek olarak yetersiz hissetmekle ilgilidir. Bu yetersizlik duyguları, plastik cerrahınkiyle değil, terapi bürosunda araştırılmalıdır.

Sadece tekrarlamak için, bu çok sayıda erkek için çok fazla acı çeken ciddi bir sorundur. Belki de, ne kadar kilo verdikleri ne olursa olsun, yeterince ince olmadıklarına ya da göğüs büyütme konusunda ısrar eden kadınlara, güzel bir orantıya sahip olmalarına rağmen ikna olmuş kadınlara benzemektedir.

Anksiyete Bozukluğu: Küçük Penis Sendromu

Adres

Fulya Mahallesi, Mevlüt Pehlivan Sk.

No:4, 34394 Şişli/İstanbul

Telefon

0541 963 8987

Park

Mecidiyeköy katlı otopark

ispark

Torun center park

Çalışma Saatleri

Pazartesi……………. 09:00 – 22:00

Salı……………………. 09:00 – 22:00

Çarşamba………….. 09:00 – 22:00

Perşembe………….. 09:00 – 22:00

Cuma………………… 09:00 – 22:00

Cumartesi………….. 09:00 – 22:00

Pazar………………… 09:00 – 22:00

borderline ve cinsel hayat

Cinsel Sadizm / Cinsel Sadizm Bozukluğu

Cinsel Sadizm / Cinsel Sadizm Bozukluğu

Tanım

Cinsel sadizm bozukluğu, paraphilic bozukluklar olarak sınıflandırılan çeşitli psikiyatrik cinsel bozukluklardan biridir. Parafilik, norm dışındaki cinsel çıkarlar, tercihler, fanteziler, dürtüler ve davranışları ifade eder; Bunlar bir rahatsızlığın semptomları olarak kabul edilirler, ancak, özellikle rızası olmayanlar, başkalarına ya da başkalarına zarar verme ya da başkalarına zarar verme potansiyeline sahip oldukları şekilde davranırlarsa.

Cinsel sadizm, cinsel tatmin elde etmek için ağrıya, aşağılanmaya, korkuya ya da başka bir kişiye fiziksel ya da zihinsel zarara neden olma anlamına gelir. Sadist eylemler arasında kısıtlama (halatlar, zincirler veya kelepçeler gibi), hapis, ısırma, şaplak, kırbaçlanma veya dayak bulunur. Kişinin üzücü, disfonksiyonu veya başkalarına rıza göstermesine zarar veren sadist cinsel çıkarları varsa, o zaman bir bozukluğun olduğu teşhis edilmez. Birisi tekrar tekrar (en az üç kez) bu sadist cinsel eylemleri kendi partneri (lerden) onay almadan uygularsa veya sadist fanteziler veya davranışlar sosyal, profesyonel veya diğer fonksiyonel problemlere neden olduğunda, cinsel sadizm bozukluğu teşhis edilebilir. Aşırı cinsel sadizm suçlu olabilir ve ciddi bir zarara veya hatta başka bir kişinin ölümüne yol açabilir.

belirtiler

Cinsel sadizm bozukluğu teşhisi konulmak için, bir kişi kendi rızası olsun veya olmasın başka bir kişinin fiziksel ya da zihinsel acısı hakkında sürekli ya da yoğun bir cinsel uyarılmaya maruz kalmaktan ya da fanteziden mustarip olmalıdır. Bu semptomlar en az altı ay boyunca mevcut olmalı ve kişinin günlük yaşamının sosyal, profesyonel veya başka önemli bir bölgesinde ciddi sıkıntıya veya disfonksiyona neden olmalıdır. Antisosyal kişilik bozukluğu (kötü dürtü kontrolü, sahtekârlık, empati ve pişmanlık eksikliği) özellikleriyle birleştirildiğinde, cinsel sadizm özellikle tehlikeli ve tedavi edilmesi zor olabilir.

Nedenler

Cinsel sadizm bozukluğu için belirli bir neden belirlenmemiş olsa da, çeşitli teoriler vardır. Bunlar, günlük yaşamda güçsüz, kendini baskılayan cinsel fantezilerin serbest bırakılması ya da zaman içinde sadist cinsel fantezilerden progresif olarak hareket eden bir kişi için bir kaçıklık veya güç hissi içerir. Diğer psikiyatrik ya da sosyal bozukluklar, cinsel sadizm bozukluğu ile birlikte teşhis edilebilmekle birlikte, mutlaka nedeni değildir.

Tedaviler

Cinsel sadizm bozukluğu olan kişilerin kendi başlarına tedavi almaları nadirdir. Bunun yerine, ilgili bir suç işlemekle yakalananlar, kanunun profesyonel bir yardım almasını şart koşarlar – gerekirse bir başka uzmana bir değerlendirme ve değerlendirme yapabilecek bir psikolog veya psikiyatrist. Cinsel sadizm bozukluğu tedavisi tipik olarak psikoterapi ve ilaç tedavisini içerir.

Bilişsel davranışçı terapi, bireyin cinsel uyarılma kalıplarını tanımasına yardımcı olabilir ve yeni ve daha sağlıklı yanıtlar öğrenebilir. Aynı zamanda, bilişsel yeniden yapılanma olarak bilinen bir terapötik teknik, kişinin çarpık düşünme kalıplarını tanımlamasına ve üstesinden gelmesine yardımcı olabilir. Beyin kimyasallarını dengeleyen ve dürtüsel davranışı azaltan antidepresan ilaçlar ya da cinsel dürtü bozukluğunu baskılayan anti-androjenik ilaçlar, cinsel sadizm bozukluğunu tedavi etmek için kullanılabilir.

Cinsel Sadizm / Cinsel Sadizm Bozukluğu
Cinsel Sadizm / Cinsel Sadizm Bozukluğu
Grup Gevşemesi Yapmak İçin Verilecek Telkinler

Cinsel Mazoşizm / Cinsel Mazoşizm Bozukluğu

Cinsel Mazoşizm / Cinsel Mazoşizm Bozukluğu

Cinsel mazoşizm bozukluğu, bir kişinin cinsel olarak acı çekerek, dövülerek ya da başka bir şekilde fiziksel acı ya da aşağılanmaya maruz kalmak suretiyle cinsel olarak uyandırıldığı bir durumdur. Bu arzu önemli miktarda sıkıntıya neden olabilir.

Tanım

Cinsel mazoşizm bozukluğu, sıkıntılı, yoğun, cinsel yönden kötüleşen fantezileri, dürtüleri veya üzücü veya sakat bırakan davranışları ve kendine veya başkalarına zarar verme potansiyeline sahip olan psikiyatrik cinsel bozukluklar kategorisine girer. Cinsel mazoşizm, dövülmek, bağlı kalmak, aşağılanmak veya başka türlü acı çekmesi ile ilgili cinsel ilişkiye girme veya sık sık fanteziye girme anlamına gelir ve cinsel tatmin ile sonuçlanır. Bu cinsel tercihi olan kişiler de sonuç olarak psikolojik veya sosyal sorunları bildirirse, cinsel mazoşizm bozukluğu tanısı konabilir.

Bu bozukluğa sahip kişilerin yaşayabileceği sıkıntı türü, cinsel mazoşizme girişme konusunda ciddi kaygı, suçluluk, utanç ve obsesif düşünceler içerir. Kişinin mazoşist bir cinsel ilgisi varsa, ancak herhangi bir sıkıntı yaşamadığı ve diğer kişisel hedefleri karşılayabildiği durumda, bir bozukluğun olduğu teşhis edilmez.

Cinsel mazoşizmin belirli bir türü, bir kişinin nefeslerini kısıtlayarak cinsel tatmin aldığı bir asfiksiyofili olarak adlandırılır. Bazı insanlar bu uygulamayı partnerlerle meşgul ederken, diğerleri yalnızken nefes almalarını kısıtlamayı tercih eder ve sonuç olarak kaza sonucu ölüm meydana gelebilir.

Cinsel mazoşist davranış genellikle erken yetişkinlik dönemlerinde görülür ve bazen çocukluk döneminde mazoşist veya sadist oyunla başlar.

belirtiler

Cinsel mazoşizm bozukluğu teşhisi konulmak için, kişi tekrarlanan ve yoğun bir cinsel uyarılmayı dövmekten, aşağılanmaktan, bağlı kalmaktan veya başka bir acı çektirme deneyiminden yaşamak zorundadır. Bu tür dürtüler, fanteziler veya davranışlar, en az altı ay boyunca mevcut olmalı ve hayattaki sosyal, mesleki veya diğer önemli alanlarda klinik olarak önemli sorunlara veya zorluklara neden olmalıdır.

Nedenler

Cinsel mazoşizmin kökenini açıklayan evrensel olarak kabul görmüş bir teori yoktur. Bununla birlikte, bazı teoriler genel olarak cinsel paraphilias varlığını açıklamaya çalışırlar. Bir teori, paraphilias’ın kötüye kullanıldığını, çünkü uygunsuz cinsel fantezilerin bastırıldığını ve yasaklandıkça güçlendiklerini öne sürmektedir. Sonunda harekete geçtiğinde, bir kişi kayda değer bir sıkıntı ve / veya uyarılma durumundadır. Cinsel mazoşizm durumunda mazoşist davranış, cinsel davranışla ilişkilendirilemez ve kopmaz bir biçimde ilişkilendirilir.

Başka bir teori, sadomazoşist davranışın bir kaçış şekli olduğunu öne sürmektedir. Fantezileri harekete geçirerek, bu insanlar yeni ve farklı hissederler. Bazı teoriler psikanaliz kampından kaynaklanıyor. Çocukluk çağı travmasının (örneğin cinsel istismar) veya önemli çocukluk deneyimlerinin bir paraphilik bozuklukta ortaya çıkabileceğini ileri sürerler.

Tedaviler

Cinsel mazoşistik bozukluğun tedavisi tipik olarak psikoterapi ve ilaç tedavisini içerir.

Psikoterapinin amacı, sıkıntıya neden olan davranışların altta yatan nedenini ortaya çıkarmak ve çözmek olabilir. Bilişsel terapiler, yeniden yapılanma bilişsel çarpıtma ve empati eğitimini içerir. Bilişsel çarpıtmaların yeniden yapılandırılması, bir hastanın zararlı düşünceler üzerinde hareket etmelerine yol açabilecek herhangi bir inancın düzeltilmesini içerir. Empati eğitimi, failin mağdurun kendisiyle özdeşleşmesi ve yapılan zararı anlaması için perspektifini ele almasında yardımcı olmayı içerir. Bilişsel davranışçı terapi, kişinin cinsel isteklerini daha sağlıklı yollarla yönetme becerilerini öğrenmesine de yardımcı olabilir.

Yaygın psikoterapi stratejileri, bireylerin cinsel mazoşizme katıldığı bir durumda kendilerini hayal ettikleri ve daha sonra bu aktiviteye tekrar katılmak için gelecek arzuyu azaltacak olumsuz bir olay yaşadıkları nefret terapisi ve farklı imgeleme / duyarsızlaştırma teknikleridir.

Ereksiyon sıklığını azaltmak için vücuttaki dolaşımdaki testosteron düzeyini azaltmak için çeşitli ilaçlar kullanılabilir. Antidepresan ilaçlar da cinsel dürtü azaltmak için kullanılabilir.

Cinsel Mazoşizm Bozukluğu
Cinsel Mazoşizm Bozukluğu
psikohelp

Cinsel İsteksizlik / Cinsel İstek sorunu

Cinsel İsteksizlik / Cinsel İstek sorunu

Cinsel istek bozukluğu, uzun bir süre boyunca cinsel aktivite arzusu eksikliği ile işaretlenmiş bir psikiyatrik durumdur.

Tanım

DSM-5’de Cinsel İstek Bozukluğu iki ayrı duruma ayrılmıştır: Kadın Cinsel İlgi / Uyarılma Bozukluğu ve Erkek Hipoaktif Cinsel İstek Bozukluğu. Bunların her ikisi de cinsel yakınlığın başlamasına veya yanıt verilmemesine neden olan düşük bir cinsel ilgi düzeyine işaret etmektedir. Asıl sorun, bir partnerin diğerinden daha fazla cinsel etkinlik istediği bir “arzu tutarsızlığı” ise, bu koşullardan hiçbiri teşhis edilemez; daha doğrusu, semptomlar en az altı ay boyunca mevcut olduğu ve bireyde klinik açıdan önemli sıkıntıya neden olduğu durumlar teşhis edilir.

Erkeklerde ve kadınlarda cinsel istek bozukluğu teşhisi, cinsel faaliyeti veya cinsel faaliyeti arzulamaması veya önemli ölçüde azalması anlamına gelir. Bu, cinsel düşünce ya da fantezilerin yokluğunu, cinsel aktivite sırasında azalmanın ya da yokluğun ve iç ya da dış erotik ipuçlarının yokluğunu ya da azalmasını içerebilir.

Kadın Cinsel İlgi / Uyarılma Bozukluğu ve Erkek Hipoaktif Cinsel İstek Bozukluğu hem genelleştirilmiş hem de olası bir ortak ya da duruma karşı genel bir tutum olabileceği anlamına gelir. Bu durumlar aynı zamanda durumsal durum olarak da teşhis edilebilir, yani semptomlar sadece belirli uyarım türleri, durumlar veya ortaklarla ortaya çıkar. DSM-5’deki cinsiyete özgü koşullar ile yer değiştirmesine rağmen, Kadın Cinsel İlgi / Uyarılma Bozukluğu, DSM’nin önceki versiyonlarında Cinsel Uyarılma Bozukluğu olarak biliniyordu.

Bazı yaşlı kadınlar, genç kadınlardan daha az cinsel arzu yaşamak konusunda daha az sıkıntı bildirmelerine rağmen, Kadın Cinsel İlgi / Uyarılma Bozukluğu’nun yaygınlığı bilinmemektedir. Erkeklerde, genç erkeklerin (18-24 yaş arası) yüzde 6’sı ve yaşlı erkeklerin (66-74 yaş) yüzde 41’inin cinsel arzuyla ilgili bazı problemleri olduğu tahmin edilmektedir. Ancak, 16-44 yaş grubundaki erkeklerin sadece yüzde 1,8’i altı aydan fazla süren kalıcı problemlerle karşılaşmaktadır.

belirtiler

Için Belirtileri Kadın Cinsel Faiz / Uyarılmışlık Bozukluğu şunlardır:

  • Cinsel aktivitede yoksun veya azalmış ilgi
  • Uygunsuz veya azaltılmış cinsel düşünce veya fanteziler
  • Cinsel aktiviteye başlama veya azaltma
  • Çoğu cinsel aktivite sırasında yoksun veya cinsel taciz veya keyif azalır
  • Bir eşin cinsel aktiviteyi başlatma girişimleri gibi iç veya dış ipuçlarına yanıt olarak cinsel ilgi veya uyarılma eksikliği.
  • Cinsel aktivite sırasındaki yok veya genital veya nonessential duyumlar

Kadın Cinsel İlgi / Uyarılma Bozukluğu kriterlerini karşılamak için, belirtiler en az altı ay boyunca mevcut olmalı ve birey için önemli sıkıntıya neden olmalıdır.

Için Belirtileri Erkek Hipoaktif Cinsel İstek Bozukluğu aşağıdakileri içerir:

  • Azaltılmış veya yok cinsel düşünceler veya fanteziler
  • Cinsel aktivite için azaltılmış veya yok arzu

Kadın Cinsel İlgi / Uyarılma Bozukluğuna benzer şekilde, semptomlar en az altı aydır mevcut olmalı ve birey için önemli sıkıntılara neden olmalıdır.

Bu koşulların her ikisi de yaşam boyu süren bir sorun veya normal cinsel aktivite döneminden sonra kendini gösteren edinilmiş bir problem olarak teşhis edilebilir.

Nedenler

Cinsel arzudaki değişiklikler zamanla doğaldır ve kişisel olaylara veya ortaklarla ilgili konulara bağlı olarak gelebilir ve gidebilir. Cinsel aktiviteye ilgi eksikliği altı aydan uzun sürdüğünde ve sıkıntıya neden olduğunda, cinsel istek bozukluğu için kriterler karşılanabilir.

Cinsel istek bozukluğu geliştirmek için bazı risk faktörleri şunlardır:

  • Cinsellik hakkında olumsuz tutumlar
  • İlişki zorlukları (zayıf iletişim, kötüye kullanım)
  • İş ortağı cinsel işlevi
  • Çocukluk stresleri
  • Tıbbi durumlar (diabetes mellitus, tiroid disfonksiyonu)
  • Endokrin bozukluklar (hiperprolaktinemi)
  • Erektil disfonksiyon
  • Duygusal veya fiziksel istismarın tarihi
  • Diğer psikiyatrik tanı (depresyon, anksiyete)
  • Ilaç yan etkileri
  • Stresörler (iş kaybı, mahrumiyet)
  • Alkol kullanımı

Tedaviler

Cinsel istek bozukluğu tedavisi psikoterapi ve ilaç tedavisini içerebilir. 2015 yılında, FDA premenopozal kadınlarda edinilmiş, genelleştirilmiş hipoaktif cinsel istek bozukluğunu (HSDD) tedavi etmek için Addyi (flibanserin) adında bir ilacı onaylamıştır. Bu ilacın etkinliğini değerlendirmek için şu anda araştırmalar devam etmektedir.

Tedavi bireyselleştirilmelidir – bazı çiftler doğrudan cinsel aktiviteyi geliştirmeye odaklanmadan önce ilişki veya evlilik terapisine ihtiyaç duyacaktır.

Tabii ki, birçok çiftin cinsel ilişkiye odaklanması gerekebilir ve eğitim ve ödevler sayesinde cinsel aktiviteye ayrılan zaman ve zamanı genişletebilirler.

Cinsel uyarılma ya da performansla ilgili problemler faktörler olduğunda, bu cinsel işlev bozukluklarının ele alınması gerekecektir.

önleme

Cinsel istekle ilgili sorunları önlemenin en yararlı yolu, cinsel olmayan yakınlık için zaman ayırmaktır. Bire bir konuşmaya zaman ayıran çiftlerin cinsel istek yaşama olasılığı daha yüksektir. Ayrıca, tükenmeden önce zaman ayırmak, yakınlığı ve cinsel isteği destekleyecektir. Çiftler, zihinsel olarak cinsiyeti ve sevgiyi birbirinden ayırabilirler, böylece her ikisi de günlük olarak sevecen olmaya korkmaz.

Kitap okumak veya çiftler halinde iletişim veya masaj almak, aynı zamanda yakınlık duygularını da teşvik edebilir. Bazı çiftler için, roman okumak veya romantik veya cinsel içerikli filmleri izlemek de cinsel isteği teşvik etmeye hizmet edebilir.

Düşük cinsel istek, ilişkinin duygusal sağlığının bir barometresi olabilir. Sevgi dolu bir ilişki söz konusu olduğunda, düşük cinsel arzu, bir eşin tekrar tekrar acı çekip reddetmesine neden olabilir, bu da nihai duygulanım duygularına yol açarak nihai duygusal mesafeyi teşvik eder.

Seks, çoğu çift için, ilişkilerini bağlayan ya da yavaş yavaş onları birbirinden ayıran bir kama oluşturan bir şeydir. Bir eşin refakatçiden cinsel ilişkiye daha az ilgi göstermesi durumunda ilişki gerilmeden önce profesyonel yardım önerilmektedir.

Cinsel İsteksizlik
Cinsel İsteksizlik
en iyi psikoterapi yöntemi

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar / CYBE enfeksiyonları

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar / CYBE enfeksiyonları

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar (CYBE’ler) korunmasız cinsel ilişki veya genital temas yoluyla bir kişiden diğerine geçmektedir.

Cinsel sağlık kliniğinde , genitoüriner ilaç (GUM) kliniğinde veya GP cerrahisinde cinsel yolla bulaşan hastalıklar için test edilebilir .  Size yakın bir cinsel sağlık kliniği arayın ve hangi hizmetleri sunduğunu öğrenin.

Klamidya

Chlamydia, en yaygın yaygın olanlardır ve seks sırasında kolayca geçmektedir. Çoğu insan herhangi bir semptom görmüyor, bu yüzden enfekte olduklarından habersizler.

Kadınlarda, klamidya sırasında veya cinsel ilişki sonrası arasında veya ağrı veya bir yanma hissi idrar, bir vajinal akıntı, sırasında ya da cinsel sonra alt karın ağrısı ve kanamaya neden olabilir  dönemler . Ayrıca ağır dönemlere de neden olabilir .

Erkeklerde, klamidya idrar yaparken ağrı veya yanma hissine, penisin ucundan beyaz, bulutlu veya sulu akıntıya ve testislerde ağrı veya hassasiyete neden olabilir.

Rektumunuzda (altta), boğazda veya gözlerde bir klamidya enfeksiyonu olması da mümkündür.

Klamidya tanısı  , bir idrar testi ile veya etkilenen alanın bir sürüntüsü alınarak yapılır. Enfeksiyon kolayca antibiyotiklerle tedavi edilir , ancak infertilite dahil olmak üzere tedavi edilmezse ciddi uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açabilir .

 

Genital siğiller

Genital siğiller, genital veya anal bölgenizde veya çevresinde görülen küçük etli büyüme, çarpma veya cilt değişiklikleridir. Onlar neden ediyoruz insan papilloma virüsü (HPV) ve klamidya sonra İngiltere’de ikinci en yaygın STI vardır.

Siğiller genellikle ağrısızdır, ancak kaşıntı veya kızarıklık fark edebilirsiniz  . Bazen, kanamaya neden olabilirler.

Enfeksiyonu geçmek için penetratif cinsiyete sahip olmanıza gerek yoktur çünkü HPV cilt-cilt temasıyla yayılır.

Genital siğiller için kremler ve siğillerin dondurulması (kriyoterapi) için çeşitli tedaviler mevcuttur.

Genital herpes

Genital herpes, soğuk yaralara neden olan aynı virüs olan herpes simpleks virüsünün (HSV) neden olduğu yaygın bir enfeksiyondur .

Bazı insanlar virüsle temas ettikten birkaç gün sonra HSV belirtileri geliştirirler. Küçük, ağrılı kabarcıklar veya yaralar genellikle kaşınmaya veya karıncalanmaya neden olabilir veya idrara çıkmalarına neden olabilir.

Virüs bulaştıktan sonra virüs çoğu zaman uykuda (pasif) kalır. Bununla birlikte, belirli tetikleyiciler virüsü yeniden aktive ederek, kabarcıkların tekrar gelişmesine neden olur, ancak genellikle daha küçük ve daha az ağrılıdırlar.

Semptomlarınız varsa HSV’yi test etmek daha kolay. Genital herpes için bir tedavi olmamasına rağmen, belirtiler genellikle antiviral ilaçlar kullanılarak kontrol edilebilir.

 

belsoğukluğu

Gonore, cinsel ilişki sırasında kolayca bulaşan bir bakteriyel STI’dır. Kadınların yaklaşık% 50’si ve erkeklerin% 10’u herhangi bir semptom görmüyor ve enfekte olduklarının farkında değiller.

Kadınlarda gonore, idrar yaparken ağrı veya yanma hissine, vajinal akıntıya (sıklıkla sulu, sarı veya yeşil), alt karın bölgesinde cinsel ilişki sırasında veya sonrasında ağrıya ve cinsel ilişki sırasında veya sonrasında veya bazen dönemler arasında kanamaya, bazen ağır dönemlere neden olabilir. .

Erkeklerde gonore, idrar yaparken ağrı veya yanma hissine, penisin ucundan beyaz, sarı veya yeşil akıntıya ve testislerde ağrı veya hassasiyete neden olabilir.

Rektum, boğaz veya gözlerde gonore enfeksiyonu olması da mümkündür.

Gonore, idrar testi veya etkilenen bölgeden bir çubukla alınarak teşhis edilir. Enfeksiyon kolayca antibiyotiklerle tedavi edilir, ancak infertilite dahil olmak üzere tedavi edilmezse ciddi uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açabilir.

 

Frengi

Sifiliz erken evrelerde ağrısız, ancak çok bulaşıcı, cinsel organlarınızda veya ağız çevresinde ağrılı bir bakteriyel enfeksiyondur. Ağız kaybolmadan önce altı hafta kadar sürebilir.

Bir kızarıklık, grip benzeri hastalık veya düzensiz saç dökülmesi gibi ikincil semptomlar  gelişebilir. Bunlar birkaç hafta içinde ortadan kalkabilir, bundan sonra semptomsuz bir aşama yaşayacaksınız.

Sifilizin geç veya üçüncül aşaması genellikle uzun yıllar sonra ortaya çıkar ve kalp problemleri, felç ve körlük gibi ciddi rahatsızlıklara neden olabilir  .

Frengi belirtileri tanımak zor olabilir. Basit bir  kan testi genellikle herhangi bir aşamada sifiliz tanısı koymak için kullanılabilir. Bu durum genellikle penisilin enjeksiyonları olmak üzere antibiyotiklerle tedavi edilebilir. Sifiliz düzgün bir şekilde tedavi edildiğinde, sonraki aşamalar önlenebilir.

 

HIV

HIV en çok korunmasız cinsel ilişkiden geçmektedir. Ayrıca, enfekte olmuş kanla temas ederek de bulaşabilir – örneğin, steroidler veya ilaçlar enjekte etmek için iğneler paylaşılır.

HIV virüsü, bağışıklık sistemini zayıflatır ve zayıflatır, bu da enfeksiyon ve hastalıklarla daha az mücadele edebilmesini sağlar. HIV için tedavi yoktur, ancak çoğu insanın uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmesine izin veren tedaviler vardır.

AIDS, vücudunuz yaşamı tehdit eden enfeksiyonlarla artık savaşamadığı zaman, bir HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır.

HIV’li çoğu insan sağlıklı görünür ve kendini hiç hissetmez. İlk kez HIV geliştirdiğinizde, ateş, boğaz ağrısı veya döküntülü grip benzeri bir hastalık yaşayabilirsiniz. Buna serokonversiyon hastalığı denir.

Bir HIV enfeksiyonunu test etmek için genellikle basit bir kan testi kullanılır. Bazı klinikler ayrıca parmak kan testi veya tükürük numunesi kullanılarak hızlı bir test de sunabilir.

 

Trikomonas

Trichomoniasis, Trichomonas vaginalis (TV) adlı küçük bir parazitin neden olduğu bir STI’dır. Cinsel yoldan kolayca geçebilir ve çoğu insan enfekte olduklarını bilmez.

Kadınlarda, trikomoniyaz, vajinanın etrafında hoş olmayan bir koku, ağrı veya kaşıntı ve idrar yaparken ağrıyan köpüklü sarı veya sulu vajinal akıntıya neden olabilir.

Erkeklerde, trichomoniasis nadiren semptomlara neden olur. İdrar, beyazımsı akıntı veya iltihaplı sünnet derisi geçtikten sonra ağrı veya yanma ile karşılaşabilirsiniz.

Trichomoniasis bazen teşhis etmek zor olabilir ve doktorunuz bir idrar veya swab testi için uzman bir kliniğe gitmenizi önerebilir. Tanı konulduğunda, genellikle antibiyotiklerle tedavi edilebilir.

 

Kasık biti

Kasık biti (“yengeç”), yakın genital temas yoluyla diğerlerine kolayca geçebilir. Genellikle kasık kıllarında bulunurlar, ancak koltuk altı saçları, vücut tüyleri, sakalları ve bazen kaş veya kirpiklerde yaşayabilirler.

Bitler saçtan saça sürünür ama atlamayın ya da insandan insana uçmayın. Herhangi bir semptomu fark etmeniz birkaç hafta sürebilir. Çoğu insan kaşınmaya başlar ve tüylerdeki bitleri veya yumurtaları fark edebilirsiniz.

Kasık biti genellikle çoğu eczanede veya bir GP veya GUM kliniğinde tezgah üzerinde bulunan özel kremler veya şampuanlarla başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Kasık saçlarınızı veya vücut tüylerinizi tıraş etmenize gerek yoktur.

 

Uyuz

Uyuzlar deriye giren küçük akarlardan kaynaklanır. Yakın vücut veya cinsel temas yoluyla veya enfekte olmuş kıyafetler, yatak takımları veya havlularla geçirilebilir.

Uyuz geliştirirseniz, gece daha da şiddetli kaşıntılarınız olabilir. Kaşıntı genital bölgenizde olabilir, ancak aynı zamanda parmaklarınız, bilekler ve ayak bileklerinizde, kollarınızın altında veya vücudunuzda ve göğüslerinizde de sıklıkla görülür.

Kızarıklık veya küçük lekeleriniz olabilir. Bazı insanlar, uyuz egzama ile karıştırılabilir . Akarları görmek genellikle çok zordur.

Uyuz hastalıkları genellikle çoğu eczanede veya bir GP veya GUM kliniğindeki tezgahta bulunan özel kremler veya şampuanlar kullanılarak başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Kaşıntı bazen etkili bir tedaviden sonra bile kısa bir süre devam edebilir.

Cinsel yolla bulasan enfeksiyonlar
Cinsel yolla bulasan enfeksiyonlar

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar

Gençlik Çağında Cinsel Gelişme

Gençlik Çağında Cinsel Gelişme(psikolog)

Ergenlik bedensel değişmeleri, kızlara genç kız, erkeklere de, erkek görünümü kazandırır. Buna karşıt olarak hormonların çalışmasıyla erişkine özgü cinsel duygular belirir. Ergen bu yeni, yoğun ve güçlü duygularla tanışmak ve ortaya çıkan yeni duruma uyum sağlamak zorundadır. Bu ise, kendiliğinden oluvermez. Gençten gence değişen bir bocalama ve yadırganma döneminden sonra gerçekleşir. İlk ıslak düşünü yaşayan bir erkek ergen bundan şaşkınlıkla karışık bir haz duyar. Bu yoğun ve yabancı duygular onu allak bullak eder. Cinsel organıyla oynayarak bu hazzı yeniler, ama yasak, ayıp ve günah işlemiş gibi suçluluk duyar. Kendini kirli ve bayağı bulur. Yaptığı kötü işin ortaya çımasından korkar. Ana-babasının yüzüne bakınca işlediği suçu anlayacaklarını sanır. Çevreden edindiği yanlış b,ilgiler ve korkutmaların etkisiyle utancı büsbütün artar. Kendi kendine cinsel doyumun onu hasta edeceğini, aptallaştıracağını, hatta aklını oynatacağını sanır.

Dinsel eğilimin ağır bastığı yörelerde,gençlere cinsel özdoyumnun ya da elle doyumu (masturbasyon) büyük bir günah olduğu aşılanır. Bu işi yapanların annesiyle ya da kız kardeşiyle ilişkide bulunuş gibi günah kar sayılacakları öğretilir. Genç, bir süre, bu büyük günahı işlememeye kendi kendine söz verir. Ancak cinsel duygular baskın çıkar. Bir süre sonra gene şeytana uyar, gene tövbe eder ama son tövbesini de bozmak zorunda kalır.

Genç kızlar genellikle özdoyuma erkeklerden daha seyrek olarak başvururlar ve daha büyük bir suçluluk duygusuna kapılırlar. Kızlara cinsel dürtüleri sürekli bastırmaları doğrudan ya da dolaylı yollardan öğretilmiştir.

İlk aybaşı kanaması çoğu genç kızı ansızın yakalar. Özellikle bunun anlamını bilmeyen genç kızlarda şaşkınlık ve korku büyük olur. anneler kızlarına yeterli bilgi verirlerse, tepkileri daha hafif olur. Ergenliğe beklenmedik biçimde giren genç kızlarda ilk aybaşı kanaması daha çok tedirginlik ve bocalama yaratır (Yörükoğlu, 1996).
Sinir hastalığına elverişli olan kızlar, adet görme olayını çoğu zaman çirkin bir şey gibi düşünürler. Burada rol oynayan neden olgunluk yetersizliği değildir. Bu durum, daha önemli nedenlere dayanmaktadır. Bu nedenler, bütün yaşam boyunca etkilerini gösterirler.

Adet görmeyi çirkin bir şey gibi düşünenler aşırıya kaçan bir utanma duyarlar. Bu utanma, bazı hallerde patolojik bir şekil alır.

Kızlar, çoğu zaman adet gördüklerine inanmak istemezler. Adet gördüklerini kabul etmekten kaçınırlar (Sipahioğlu, 1994).

Kimi genç kız bedenindeki değişiklikleri bir türlü benimseyemez. Ergenliğin getirdiği yoğun duygulardan çok tedirgin olur. Ruhsal olgunlaşmaları geciken kızların çocukluktan genç kızlığa geçişleri daha zor olur. Seksek oynayan bir kızın ansızın kendini bir kadın olarak kabul etmesi kolay değildir. Yemek yemeyerek sulu bir açlık perhizine girerek, çocukluktan kadınlığa girişini yavaşlatacağını sananlar vardır. Kimi genç kızlarda çok yemek yeme sonucu gebe kalındığına inanırlar. Böyle bilinçdışı korkuya kapılan genç kız yemeden içmeden kesilir. Bir deri bir kemik kalana kadar perhizini sürdürebilir. Tıp dilinde ruhsal iştahsızlık (anoreksia nevrosa) adı verilen bu durum oldukça ağır bir ruhsal hastalık belirtisidir, yoğun tedaviyi gerektirir. Başka bir anlatımla, genç kızın cinsel kimliğini yadsıması, ondan ürkmesi durumudur.

Cinsel kimliği yadsımanın çocukluktan kaynaklanan nedenleri :

Annesini sürekli mutsuz gören, kadınlığın ezilme ve acı çekme olduğu sonucunu çıkaran bir kız, evlilikten ve anne olmaktan doğal olarak korkar. Genç kızlığa girişini sevinilecek bir aşama değil, mutsuzlukların başlangıcı olarak yorumlar. Böyle bir genç kız hep çocuk olarak korktuğu geleceği geciktirdiğini sanır (Yörükoğlu, 1996).

Kız ve erkeklerde buluğa girecekleri dönemden yaklaşık bir buçuk yıl önce cinsel içerikli değişiklikler başlar. Bunlar, kızlarda 10 yaşlarında, erkeklerde 11-12 yaşları civarında olmaktadır. Buluğ öncesi denen bu dönemde karşı cinsle ve cinsel sembollerle ilgilenme, daha kadınsı veya erkeksi tavırlar geliştirme gibi davranışlar gözlenebilir. Boyca büyümenin doruğuna çıkması ve buluğa erme, hemen aynı zamanda olduğundan, buluğ öncesi ergende iştah artışı görülür. Ergen adeta hızlı büyüme için gerekli olan protein ve enerjiyi depolamaktadır. Buluğdaki cinsel uyanışı ve diğer değişmeleri başlatan uyarının ne olduğu tam olarak bilinmemektedir. İnsan vücudunda adeta bir iç saat vardır. Ve gerekli olgunluk mertebesine geldiğinde bazı değişiklikleri başlatmak için alarm vermektedir. Ergenlikteki cinsel gelişme kız ve erkek çocuklarda aynı zamanda ve aynı hızda olmaz.

Cinsel gelişme iki türlü incelenir.

1. Esas cinsel Gelişmeler:

Buna birincil cinsel değişiklikler de denir. Üreme organlarındaki değişiklikleri içerir.

2.İlave Cinsel Gelişmeler:

İkincil cinsel gelişmeler de denir. Kız ve erkeklerde beden yapısındaki değişiklikler, s4esteki değişmeler, sivilcelerin artması, bıyık ve sakal çıkması, vücuttaki kıllanma, ter bezlerinin çalışmasındaki artış. Gırtlakta kıkırdaklaşma, göğüslerde düğümcüklenme, cinsel rüyaların artması, ilave cinsel gelişmeler olarak görülür.

1-)Esas Cinsel Gelişmeler :

Kızlardaki esas cinsel Gelişmeler :Kızlarda ergenliğe girerken görülen en önemli değişiklik adet kanamasıdır. İlk adet kanamasından yaklaşık yıl sonra yumurta üretimi başlar. Yaklaşık her 28 günlük dönemde yumurtalıklardan bir yumurtacık yumurtalık kanalına bırakılır. Döllenme olmadığı sürece kadın üreme organı içinde oluşan dokular vücuttan dışarı atılır. Bu olay adet kanaması şeklinde adlandırılır. Bu kanama dönemi ortalama olarak 6 gün devam edebilir. Kızlar bu sırada hassas ve sinirli olabilirler. Kızlar ilk adet kanamasından sonra bir süre düzensiz olarak kanama olurlar, bu aylar boyunca üreme yeteneği tam olarak kazanılmamıştır. Buna “ergen kısırlığı” denmektedir. İlk halinin genç kızlar için çok önemli, unutulmayacak bir değişiklik olduğu belirtilmektedir.

Erkeklerde esas cinsel gelişmeler : Erkeklerin üreme organındaki değişiklik ortalama olarak yaşlarında başlar. Bu dönemde erkek üreme organı ve erbezleri (testisleri) büyür, erkek üreme hücresi (sperm) üretmeye balar.

 

2-)İlave Cinsel Gelişmeler

Beden Yapısındaki Gelişmeler :Seslerin kalınlaşması, yüzdeki sivilcelerin artması, bıyık ve sakalın çıkması, vücutta kıllanma, üreme organlarındaki kıllanma, ter bezlerinin çalışmasının artması, vücut kokusu gırtlakta kıkırdaklaşma, göğüslerde düğümceklenme, cinsel ilave cinsel gelişmenin içerisine girer ve bunlar fiziksel gelişim konusunda anlatılmıştır. (Kulaksızoğlu, 1998).

Cinsel Olgunluk :

İlk meni akıntısı ve ilk aylık kanama karşısında şaşkınlığa kapılıp kendilerine med olduğunu bilemeyen ve hastalandıklarını sanan genç kızların ve delikanlıların sayısı hiç de küçümsenecek gibi değildir.

Bu tip gençlerin büyük bir çoğunluğu, ürkek, yaşıtlarıyla ancak yüzeysel ilişkiler kurabilen kişilerdir.

Kızlar korka korkma annelerine başvurduklarında onlara lütfen bu yeni duruma nasıl uyum sağlayacakları ve ne kullanacakları açıklanır. Bu da çoğunlukla sevimsiz bir havada gerçekleşir, çünkü annelerin çoğu hala aylık kanamayı hastalık, karın ağrısı kan ve depresyonla özdeşleştirirler; kızlarının “o hale” gelmesini üzüntüyle karşılar ve kendi olumsuz izlenimlerini onlara da aktarırılar. Delikanlılarda ise durum ancak tesadüfen fark edilir (Örneğin; pijama ya da yatak parçasında oluşan bir leke ile ), çocuk; ailesinin durumu anladığını durduk yerde kendisine temiz pijama verilmesinden ya da yatak takımlarının değiştirilmesinden anlar. Delikanlı ve aile bir araya gelip bu konuyu konuşmayı akıl bile edemez.

Pek çok aile için kızların ya da oğullarının eriştiği cinsel olgunluğun hiç sözünü etmemek çok daha fazladır(Pamir, 1988).

Cinsel Olgunluk ve Aile :

Ana-babanın yasaklarıyla engellendikçe ya da iletişim güçlüğü söz konusu olmadığı sürece yeni yetişkinlerin kendi aralarındaki tutumları bu konuda bambaşkadır. Yaşıtlar arasında cinsel olgunluğa erişmek uzun zamandan beri özlemle beklenen bir olaydır. “O iş” kimin başına gelmişse, arkadaşlarının arasında itibarı derhal artar.
Ergenlik öncesi çağda kızların çoğunlukla bir yakın arkadaşları varken erkek çocuklar grup halinde gezerler. Bu farkındalığın nedeni çoğunlukla kız ve erkek çocuklara uygulanan farklı eğitimdir. Erkek çocuklar, diğer çocukları arkadaş olarak görmeyi öğrenirken kız çocuklar başka kızları kendilerine rakip addederler ve çoğunlukla erkeklere yönelirler.

“Yakın” kız arkadaşlıkları çoğunlukla geçicidir. Bu arkadaşlık taraflar arasında ortak bir sır olduğu ve sır değerli bir hazine gibi korunduğu sürece geçerlidir. Bu tip kızların başında bir öğretmene, bir yıldıza duyulan hayranlık ve ergenlik çağındaki bedensel değişikliklerin birbirine anlatılması gerekir.

 

İki kız arkadaşın sık sık buluşmasına anne ve baba çoğunlukla karışmaz. Kızların birbirlerine yatıya kalmalarına da bir şey demez. Kızlara birbirlerini bedensel açıdan daha iyi tanıma ve özellikle göğüslerinin büyüklüğünü karşılaştırma olanağını böylece daha iyi elde ederler. Her ikisi de heyecanla “kadın olma”yı bekler. Bundan anladıklarına gelince : Yeterince gelişmiş göğüsler, genital kullanmanın tamamlanması. Aylık kanama bilinçlerinde yer almaz Bu bile oluşum, neşeyle değil, korkuyla beklenen bir şeydir. Buna karşın kızlar göğüsleriyle gurur duyarlar.

Erkek çocuklarda olmayan bir şey onlarda olmaktadır. Göğüsler, erkek çocuklarda ne başlangıçtan beri sahip oldukları penise karşı geç elde edilen birer övünç unsurudur.
Genç kızlık arkadaşlıklar çoğunlukla cinsel olgunluktan önce trajik şekilde son bulur: Kızlardan birinin aklı bir oğlan tarafından çelinir, o da ona karşı koyamaz, arkadaşını tek başına bırakıp oğlanla gezmek için bahaneler bulur. Terk edilen ile tüm sırlarını “bir erkek çocuğa” anlatmaktan çekinmeyen onun gibi bir kızla arkadaşlık etmeyi zaten istemez.

Erkek çocuk gruplarında da cinsel olgunluk önemli bir ol oynar. Bu konuda açık konuşulması son derece normaldir: “Tüylendin mi?”, “fışkırtıyor musun?” gibilerinden. Olanaklar el verdikçe, spor salonunun giyinme odasında örneğin, penis büyüklükleri karşılaştırılır ve “kiminkinin daha çabuk sertleşeceği” gibilerinden yarışmalar yapılır.
Delikanlıların cinsel gelişmesinin ne denli prestij kazandıran bir olay olduğu bunlardan rahatlıkla anlaşılmaktadır. Çocuğun, yaşıtları arasında ileride hangi sosyal seviyeye geleceği cinsel gelişmenin derecesiyle belirlenir. Büyüklük karşılaştırması ya da diğer yoklamalar fazla bir cinsel anlam taşımaz. Daha çok sosyal sorunların çözümlenmesinde cinsellikten yararlanılır: Kim gruba ait olabilecek özellikler taşımaktadır, kim lider olacak, kim dışlanacaktır?

Çocukların birbirlerinin cinsel organlarına yönelttikleri tutma, çekme gibi saldırganca sayılabilecek davranışlar ve oyunlar, katılanların bile bilincine vardıkları gizli bir cinsel anlam taşır. Bu cinsel içerikli oyunlar her zaman belli bir yakın temas ve cinsel gerilimleri boşaltma arzusuyla yakından bağlıdır. Ama bu cinsel içerik saldırganlıkla örtbas edilir. Delikanlılar “ana kuzusu” gibi görünmek istemediklerinden can acıtarak ya da can acısına dayanarak “gerçek erkek” olduklarını kanıtlamaya kalkışırlar. Cinsel dokunuşlar hiç farkında olmadan (sözüm ona) yapılır, delikanlıların bu rastlantısal temaslara karşı yapacakları bir şey yoktur. Bu yüzden bunun sözünü etmemeyi yeğlerler.

Üyelerin kızlarla çıkmaya başlaması erkek çocuk gruplarını dağıtmaz. Aksine içlerinden pek çoğu bu tipte ilişkiyi ömürlerinin sonuna kadar sürdürürler. Özellikle genç yaşlarda grup her zaman kız arkadaştan önde gelir. Sorunlar belirdiğinde gruba sırt çevirmektense kız arkadaşa yol verilir (Pamir, 1988).

 

Kız Erkek Arkadaşlığı

3 yaşından küçük çocuklar yalnız kendileriyle ilgilenirler. Okul öncesi çağda yani 3 yaş dolaylarında kız erkek karışık oynarlar. Ancak daha sonra toplu oyunlarında ve evcilik oyunlarında kızlar anne, erkekler de baba rolü oynamayı yeğlerler. İstedikleri rolü oynayamazlarsa küserler, ya da mızıkçılık ederler. Giderek erkek çocuklar kümeleşir, bir arada oynamaya başlarlar. Kız çocuklarını ya gönülsüz olarak aralarına alırlar, ya da erkek arkadaş bulamayınca kızlarla oynamaya razı olurlar. Bu ayrı kümeleşme ilkokulda iyice belirginleşir. İlkokulun son yıllarında erkek ve kızlar birbirlerine karşıt kümelerde yer alırlar. Bir arada oynayamadıkları gibi birbirine takılır, birbirini küçümser, alay ederler. Erkek çocuklar kız çocukların kızdırmaktan, vurup kaçmaktan, çantalarını düşürmekten zevk alırlar.

12 yaşından sonra bu karşıtlık kaybolmaya başlar. Erken gelişen kızlarda, erkek çocuklara yakınlaşma, onların ilgisini çekme, beğenisini kazanma eğilimi ortaya çıkar. Bunu yaşadıkları toplumun özelliğine göre ya uzaktan ya da daha yakından ilişkiye girerek yaparlar. Ergen erkekler ise 14 yaşından başlayarak kızlara açıkça ilgi duyduklarını belli ederler. Lise yıllarında ise kızlı erkekli birlikte gezme, kümeleşme, daha sonra da ilgili arkadaşlıklar, flörtler başlar.

 

Genç giyimine, kuşamına özen göstermeye, kızlarla şakalaşmaya, takılmaya başlar. Soytarılık yaparak, fıkra anlatarak güldürerek kızların ilgisini çekmeye çalışır. Kızlarsa kendi aralarında oğlanları çekiştirir, fısıldaşır, gülüşürler ya da kendilerini naza çekerler. Mektuplaşmalar, uzaktan bakışmalar olur. Genç ergen gülümseyen her kızın kendine tutulduğunu sanır. Arkadaşlarına bundan övünerek söz eder. Kısa buluşmalar, el ele tutuşmalar, ballandıra ballandıra anlatılır. Arkadaşları, “Anlat, sonra ne oldu?” dedikçe genç öyküsünü yer yer uydurmalara kaçarak süslemeye başlar. Kimi genç ise kızlara yaklaşamaz, sıkılır, konuşamaz, kekeler. Ergenlik çağında bir kıza nasıl yaklaşacağını, nasıl konuşup arkadaşlık kuracağını bilememek en yaygın sorundur. Kızlar da erkeklere ilgi duyarlar, ama geleneğin etkisiyle ilgilerini açığa vuramazlar. İlgileri belli olacak diye korkarlar. Kendi aralarında sırnaşık erkeklerden söz ederler. “Ahmet var ya, Hani şu yakışıklı çocuk, işte o benimle çıkmak istedi, reddettim!” diye övünürler.
Genç kız ancak içli dışlı arkadaşlarına şu veya bu çocuğu beğendiğini açıklar. Arkadaşı bu sırrı çevreye yayarsa büyük tepki gösterir. Adı çıkmış, namusu elden gitmiş gibi üzüntüye kapılır.

Son yıllarda özellikle büyük kentlerde kız erkek arkadaşlığına kötü gözle bakılmadığı, daha hoş görüyle karşılandığı bir gerçek. Özellikle kızlı erkekli kümeler içinde birlikte eğlenme ve gezme olağan görülmektedir. Ülkemizin büyük kentlerinde, kimi zengin kentlerde, kızlar Amerikan toplumundaki kızların özgür tutumunu takınmaya başlamışlardır.

Ülkemizde üniversite gençliği arasında kız erkek arkadaşlığı %50’nin altında kalmaktadır. Amerikan toplumunda bir kızın birçok erkekle çıktıktan sonra bir eşte karar kılması çok olağan sayılır. Anneler bir tek erkek arkadaşla gezen kızlarını uyarır, birçok erkek tanımadan birine bağlanırsa yanlış bir evlilik yapacağını düşünürler.
Bizim toplumumuzda ise yetişkin kızların ancak evlenmeyi düşündüğü erkekle gezmesine izin verilir. Kentlerimizde kız erkek arkadaşlığı göründüğü kadar serbest ve açıktan onaylanan bir ilişki biçimi değildir. Kızların çoğul bir erkek arkadaşıyla parkta dolaşmaya bile gizli yapmak zorunda kalabilir (Yörükoğlu, 1996).

 

Cinsel Eğitim :

Gencin büyüme, olgunlaşma ve cinsel kimliğini kazanması sırasında, karşılaştığı sorunları giderme çabasına cinsel eğitim diyebiliriz. Bu eğitimin ana amacı, biyolojik ve cinsel gelişmeler konusunda gençleri bilgi sahibi yapmak ve bu alandaki gerginliklerinin azalmasını sağlamaktır

Ana-baba ve çocuklar arasında sevgi ve saygıya duyarlı bir ilişki olduğu oranda çocuklar sağlıklı yetişirler. Hayatın ilk yıllarından beri, her türlü sorununu anne ve babasıyla konuşabilen böyle yetiştirilen bireyin buluğ döneminde sorunları daha az olur. Çünkü kendilerine danışabileceği, güvenebileceği yetişkinlere sahiptir. Gerçekte bu eğitim aile içinde, ta çocukluğun ilk yıllarından başlayarak ergenliğin sonlarına kadar devam etmelidir. Çocuklar 3-4 yaşlarında kendi cinsiyetlerinin ne olduğunu belirler ve gene bu yaşlarda geçirdikleri sorgulama döneminde anne-babalarına, nereden geldiklerine ilişkin sorular yöneltirler. Anne-babanın bu tür sorulara doğru, çocuğun anlayabileceği dili kullanarak, örnekler vererek ve ihtiyacı oranında bilgi vermesi gerekir. Anne-babanın söyledikleri yanında davranışları da önemlidir. Çocuklar, anne ve babalarının birbirlerine olan davranışlarını gözleyerek farklı cinsiyetin rolleri hakkında bilgi sahibi olurlar. Bu nedenler, anne-babalar çocuklarına örnek olabilecek şekilde dengeli bir hayat sürdürmelidirler.

Buluğ çağına girmeden önce çocuklar, cinsel konulara artan bir merakla ilgi duyarlar ve kendi vücutlarındaki değişiklikleri dikkatle izlerler. Anne-baba, çocuğunun yaşına uygun olarak göstermesi gereken değişiklikleri gösterip göstermediğini incelemelidir. Ancak bu konudaki ilgisini belli etmek, sık sık soru sormak doğru değildir. Kız çocuğun annesi tarafından erkek çocuğun da babası tarafından daha cinsel gelişme belirtileri başlamadan bu devreye hazırlamaları şarttır. Öncelikle kız çocukların karşılaşacakları özel durumlar hakkında annesi tarafından aydınlatılması, gerekli sağlıklı ve temizlik kurallarının öğretilmesi çocukların olumlu ruh ve beden sağlığı gelişmeleri için elzemdir. Ülkemizdeki kızların cinsel değişikliklere yeterince hazırlanmadıkları bildirilmektedir. Gençlerin sağlıklı bir insan olarak yetişmeleri için, büyüme ve gelişme aşamasına karşılaşacakları fiziksel, duygusal ve sosyal değişikliklerin niteliği konusunda uyarılmaları ve bilgilendirilmeleri gerekir. Çok kısa denebilecek bir sürede vücutta ortaya çıkan bu büyüme ve farklılaşma sırasında gençler artan bir oranda kaygı ve sıkıntı duyabilirler.

Gençler, bütün bu değişikliklere uyum sağlama ihtiyacındadırlar. Vücudundaki biyolojik ve cinsel kaynaklı değişikliklere ne şekilde uyum sağlamak için ne şekilde davranması gerektiğini önceden öğrenmiş, bir genç kendi vücudundaki farklılaşmalara daha kolay alışıverir ve bundan doğacak sorunları da daha kolay çözebilir, yeni bedenine daha kolay alışabilir ve kendi cinsel kimliğini daha kolay kazanabilir. Böylelikle kendine güvenen ve yetişkinlerin yanında kendine daha kolay yer sağlayan bir birey olur.

Ergen, büyüme ve gelişme dönemindeki değişiklikler hakkındaki bilgileri, ailesinden, okuldan, bazı yayınlardan ve kendi arkadaşlarından alabilir. Toplumumuzda, anne ve babalar çocuklarına kendi gelişme ve değişimleri konusunda ya çok kısıtlı bilgi vermekte ya da değişimler, cinsel büyüme ve gelişmeyi de içerdiği için bu tür bilgiler yasak sayılıp hiç verilmemektedir.

Yetişkinlerin çocuklarıyla cinsel konularda konuşmaktaki tedirginlikleri ve bu konudaki yasakları çocukların sağlıklı olmayan kanallardan bu bilgileri almalarına yol açar. Ya arkadaşlarından ya da bulabildikleri yayınlardan bu bilgileri almaya çalışacaklardır ve bu kaynakların sağlıklı ve yeterli olamamasından ötürü eksik ve yanlış bilgilerle yetişeceklerdir ,yaşıt grubunun , en önemli cinsel eğitimin kaynağı olduğu bildirilmektedir.

Okullar tarafından sağlanacak sistemli bir eğitimle, öğrencilere bu konuda sağlıklı bilgiler verilebilir. Bu eğitimin gençlere, daha ergen ilk döneminin başındayken verilmesinde yarar vardır. Ergenler, vücutlarında biyolojik ve cinsel değişiklikler olmaya başlamadan önce, bunlar hakkında haberdar edilmelidir. Aslında bu eğitim evde başlamalı, okul tarafından devam ettirilmelidir. Bu eğitimde ana-baba ve eğitim kurumlarının işbirliği ve uyum içinde olması, toplumun bu konudaki beklentileri ve değer yargılarıyla okulda verilen bilgilerin çatışmaması, tutarlılık içinde olması gerekir.
Bu alanda yapılacak eğitimde cinsel bakımdan uyarılmayı ve cesaretlendirilmeyi birbirine karıştırmamak gereklidir. Amaç, çocuk ve gençlere kendi vücutlarının fiziksel, fizyolojik, duygusal, sosyal ve nihayet cinsel gelişmeleri hakkında aydınlatıcı bilgiler sunmalı ve onlarda olabilecek kaygıları azaltmaktır; yoksa bu eğitim cinselliği uyarmak veya tahrik etmek amacını taşıyamaz.

Cinsel eğitim konusunda yapılan bir çalışmada, cinsel eğitimin sadece bireyin zihnine yönelik olmayıp tüm kişiliğini etkileyen bir etkinlik olduğu ve ergenlerin böyle bir eğitime ihtiyaç duyduğu ifade edilmektedir. Bu çalışmaya göre cinsel eğitim, ergenlerin cinsel bilgi düzeyini yükseltmede ve cinsel konuları konuşmada sağlamaktadır (Yörükoğlu, 1998).

 

psikolog,şişli psikolog,mecidiyeköy psikolog,istanbul psikolog,psikoterapist,çocuk terapist,çocuk

hipnoz

ERGENLİK DÖNEMİ (psikolog,psikoterapi)

ERGENLİK DÖNEMİ(psikolog,psikoterapi)

 

‘Ergen’ sözcüğü Batı literatüründeki ‘adolescent’ karşılığı olarak kullanılmıştır. Latince’de büyümek, olgunlaşmak anlamında kullanılan ‘adolescere’ fiilinin kökünden gelmekte olan bu sözcük, yapısı gereği bir durumu değil, bir süreci belirtmektedir; günümüzde, bireyde gözlenebilen hızlı ve sürekli bir gelişme evresi olarak da tanımlanabilmektedir.

Ergenlik dönemi, biyolojik, psikolojik, zihinsel ve sosyal açıdan bir gelişme ve olgunlaşmanın yer aldığı çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemidir.

Başka bir tanıma göre ergenlik çağı, kişinin benzerliğine arama, geleceğe dönük kararlar verme ve seçimler yapma dönemidir.

Ergenin gelişim ve olgunluğu genellikle devam edegelen bir süreçtir. Her bir evre kendinden önce gelene dayanmaktadır.

Ortalama olarak kızların erkeklere oranla iki yıl kadar önce olgunlaşmaları nedeniyle, gençlik dönemindeki yaş sınırlarında, cinsler arasında belirgin bir farklılık görülür. Aynı zamanda gençlik, çocukluktan yetişkinliğe uzanan bütün ve tek bir çağ olmakla birlikte, kendi içinde de, kesin sınırlarla ayrılmayan ancak bazı özelliklerle belirlenen evrelere sahiptir. Bunlar;

  • Başlangıç dönemi (kızlarda 13-15, erkeklerde 15-17),
  • Orta dönem (kızlarda 15-18,erkeklerde 17-19),
  • Son dönemdir (kızlarda 18-20, erkeklerde 19-21).

Başlangıç dönemi, erinlik (buluğ) dönemi olarak da adlandırılabilir. Erinlik dönemi, cinsel organların olgunlaştıkları sırada oldukça kısa süren fizyolojik değişiklikler evresi olarak görülür. Bu evre kızlarda altı ayı biraz aşarken, erkeklerde iki yıl, hatta daha fazla sürebilir. Erinlik döneminde birey, kendi bedeninde olagelen değişikliklerin farkındadır. Kendisi için yeni olan bir takım duygular içindedir.

 

BEDENSEL GELİŞİM

 

Ergenlik, biyolojik değişmeyle başlar ve bedensel, zihinsel ve ruhsal gelişmeyle son bulur. Ergenliğin başlangıcının en belirgin habercisi boy uzamasıdır. Erkekler doğumda kızlara oranla biraz daha uzundurlar. Kızlar ergenlik dönemine daha erken girdikleri için birkaç yıl bu avantajı kaybederler. Ancak ergenliğin orta ve son dönemlerine doğru yeniden kazandığı bu avantajı yaşam boyu sürdürür.

Ağırlık ve boy gelişimleri karşılaştırıldığında, ağırlık artışı, boy uzamasına paralel bir gelişim izler. Ağırlık artışı, kas ve kemiklerin büyümesiyle gerçekleşir. Erinlik dönemindeki iskelet yapısında 350 kemik vardır. Erişkinlikte ise bu kemik sayısı 206 ya düşer. Kemikleşme olgusu ergenlik yılları boyunca olgunlaşmaya kadar sürer. Yapılan çalışmalar kemikleşme derecesinin beslenmeyle yakından ilgili olduğunu göstermiştir.

Beden şekli ve oranlarındaki önemli değişiklikler, ergenlik dönemindeki fiziksel büyümenin karakteristiğidir.

15 yaşındaki ergen, bazı gelişim faktörlerini tanıyabilmekte ve bunların insanlararası ilişkilerdeki etkisini bilmektedir. Örneğin kısa ya da çok uzun boylu olmak, çok şişman ya da çok zayıf olmak, ergenin grup içindeki statüsünü ve arkadaş ilişkilerini etkileyen önemli bir faktör olabilir.

 

BİLİŞSEL GELİŞİM

 

11 yaşından sonra mantıksal düşünme yetişkinler düzeyine erişir. Görüş alışverişi ve tartışma çocuğun yaşamında önemli bir yer almaya başlar. Toplumun gelenek ve göreneklerine, kurallarına karşı tutumu değişir.Psikolog bunların değişmez olduklarını düşünen çocuğun tersine, genç bunların yetişkinler tarafından kararlaştırıldıklarını ve değişik gruplara göre farklılıklar gösterebileceklerini kavrar.

Bu devrede, kontrol konusunun, özellikle aile ilişkilerini belirgin biçimde etkilediği görülmektedir. Bu devrede, kontrol, hem gençler hem de ana babalar açısından bir sorun olabilmektedir. Gençler özellikle kendileri ile ilgili konularda kontrolü ele geçirmeyi istemekte, ele geçirebildiklerinde de, nasıl kullanacakları konusunda güçlük çekebilmektedirler. Ana babalar ise kontrolü çocuklarına hangi alanlarda, hangi yaşlarda ve ne oranda bırakmaları gerektiği soruları ile başa çıkmaya çalışmaktadırlar.

Ana ve babaların, ergenlikte hem çocukları için önem kazanan konulara, hem de onların kendilerine ters düşen davranışlarının, bilişsel gelişmeleri ve benlik arayışlarından kaynaklandığını bilmeleri, çocukları ile ilişkilerini olumlu yönde etkileyebilir. Örneğin, sık sık yeni heveslere kapılıp vazgeçmenin, çocuğun sorumsuzluğundan değil, içinde bulunduğu dönemin kimlik arayışından kaynaklanabileceğini bilmek, ana babaların çocuklarına bakış açılarını ve dolaylı olarak davranışlarını etkileyebilir. Bazı ‘ileri’ görüşlü ana babalar, gencin özgür olma isteğini kabul edip üzerinde hiç kontrol kullanmayabilirler. Bu türden davranışlar çocuk tarafından ilgisizlik ve reddetme olarak algılanıp olumsuz sonuçlara (okuldan kaçma,kavga,içine kapanma…) yol açabilir. Ana babalar gencin bu dönemde kendilerinden duygusal destek beklediğini, ana baba ilişkisinin arkadaşlık ilişkisinden özel ve farklı bir yeri olduğunu unutmamalıdır. Özellikle erkek çocuklar için babanın destek ve dostluğu çok önemlidir.

Ergenlikte gençler bağımsızlıklarını bulmaya çalışır, ancak bunu yaparken ailenin desteğine gereksinim duyarlar.

 

DUYGUSAL GELİŞİM

 

Ergenin duygusal dünyasında bazı çelişkiler dikkatimizi çeker. Yalnızlıktan duyulan hazzın yanı sıra, bir gruba katılma özlemi, yetişkini hor görme ama ona dayanma, endişe ve umutsuzluğa karşın geleceğe coşkuyla yöneliş, bu evrenin belirgin çelişkili duyguları arasında sayılabilir.

Ergenin duygusal tepkilerini etkileyen başlıca faktörler sağlık durumu, zeka düzeyi, cinsiyet, okul başarısı ve sosyal kabul düzeyidir. Özellikle sağlık koşuluyla duygusal tepkiler arasında önemli bir ilişki vardır. Kötü sağlık koşulları bünyeyi aşırı duygusal kılabilir.

Bu dönemde duygular ergenin tüm yaşamında etkili olurlar. Küçük bir kırıklık ergenin yakın çevresindeki ilişkilerini doğrudan etkiler. Duyguların şiddetlenmesi sonucu, gerginliğin doğurduğu belirli alışkanlıklar görülür. Bu alışkanlıklardan en yaygın olanı, iyi uyum sağlayamayanlarda görülen tırnak yeme alışkanlığıdır. Gerginlik azaldıkça ve genç dış görünüşüne önem vermeye başladıkça, tırnak yemede de belirgin bir azalma görülür.

Ergenlik Döneminde En Sık Rastlanan Heyecan Biçimleri

KORKU: Ergenler için özellikle bilinmeyen şeyler korkunun doğmasına temel nedendir. Ergenin ilgilendiği faaliyetlerin sonucunu kestirememesi de korkuya neden olabilir.

ENDİŞE: Gerçek nedenden çok, hayali nedenlerden oluşan korku tipleridir. Korkulan durumun zihinsel düzeyde prova edilerek yinelenmesi, endişenin en büyük karakteristiğidir.

Cinsel olgunlukla birlikte, endişelerin de farklılık gösterdiği dikkatimizi çeker. Orta ve lise öğrencileri özellikle çeşitli okul sorunları hakkında endişe duyarlar. Dış görünüş ve arkadaşları arasında popüler olmama, endişe yaratan diğer konulardır.

ÖFKE: Ergenlik döneminde öfkeye neden olan uyarımlar genellikle sosyal kaynaklıdır. Ergeni öfkelendiren konular şunlardır:

  • Alay edildiğinde, gülünç düşürüldüğünde
  • Tenkit edildiğinde, azarlandığında
  • Haksız yere cezalandırıldığında
  • İnsanlar ona hükmetmeye başladığında
  • İşleri ters gittiğinde
  • Özel eşyaları, kardeşleri ya da ana babası tarafından habersizce alındığında gençler öfkelenir.

SEVGİ: Ergenlikte sevgi, hoş ilişkiler kurabilen, kendini seven ve güven veren kişilere yönelmiştir. Aile üyeleriyle olan bağı azalmış ve arkadaşlarıyla olan bağı artmıştır. Ergenin sevdiği kişi adedi azdır. Bu nedenle sevgisi çok kuvvetlidir. Karşı cinse delicesine aşık olma, kısa süre sonra bu duyguyu yitirme sıkça görülen olaylardır.

Ergenliğin Tutum Ve Davranışlar Üzerindeki Genel Etkileri

 

1.Yalnızlık İsteği: Bu dönemde genç küsme ve ani kırgınlıklar nedeniyle, arkadaşlarından ayrılma isteği duyabilir. Evdeki işlere karşı isteksiz davranır. Odasına kapanır kimseyi görmek istemez. Duygu ve düşünceleriyle başbaşa kalmak ister. Bazı gençler, büyüyen ve değişen bedeniyle kendini kabul edemediği, beğenmediği bu nedenle üzüldüğü için de yalnızlığı seçerler.

2.Çalışma İsteksizliği:  bu dönemde genç okuluna ve derslerine karşı isteksiz davranır. Notlarında düşme olur. Bunun sebebi gençteki bedensel büyümenin enerjisini tüketmesidir. Bu genci tembelliğe sevkeder. Bazı gençler, kendilerine yeterince güven duymadıkları için başarılı olabileceklerine inanmazlar ve gereği gibi ders çalışmazlar. Genel olarak bu yaşlardaki gençlerin ilgisini ders çalışmaktan çok başka şeyler çektiğinden de ders çalışmaya karşı isteksiz olurlar.

3.Disipline Karşı Direniş: Yetişkinlerle olan çatışma 13 yaşlarında en üst noktaya gelmektedir. Yasakları saçma, kendine tanınan hakları yetersiz bulur. Uyarıldığında ‘bana karışamazsınız ben çocuk değilim’ diyerek birden tepki gösterir. Ailedeki baskıdan çekinerek karşı gelemediği zaman küskün ve somurtkan bir tutuma girer. Yaş ilerledikçe bu zıtlık azalır, olgunluk ve hoşgörü artar.

4.Çekingenlik: Kendine güven eksikliğinden, hata yapma kaygısından ileri gelir. Kendinden ve yeteneklerinden emin olmayan genç başkalarınca beğenilmeme kaygısıyla aslında yapabileceği bir çok işten ve insanlardan uzak durabilir. Bu durum gencin girişimciliğini ve bir çok alandaki başarısını olumsuz yönde etkiler.

5.Fazla Hayal Kurma: Zamanlarının önemli bir kısmını hayal kurma alır. Özellikle ders çalışırken hayal kurma isteği güçlü bir biçimde ortaya çıkar ve zaman kaybına neden olur. Kişilik arayışı içinde olan genç, gerçek dünyada ulaşamadığı isteklerine ve üstünlük arzusuna hayaller vasıtasıyla ulaşıp mutlu olmaya çalışır.

6.Duygululuğun Artması: Karamsarlık, ufacık bir nedenle ağlamalar, alınganlık artan duygululuğun sonucu olmaktadır. Erkekler kızlara göre sinirlidirler. Kendilerinde olan huy değişikliği yetişkinlerce yüzüne söylendiğinde bu ergeni kimse tarafından sevilmiyor inancına götürür.

 

SOSYAL GELİŞİM

 

Ergen, toplumda saygınlık kazanmaya ve statü sahibi olmaya gereksinme duyar. Toplumsal uyum geniş ölçüde bu gereksinimin karşılanmasına bağlıdır. Toplumsal uyum zamanla kazanılmaktadır. Bu evrede birey kendi cinsinden oluşturduğu grup içinde faaliyetlerini düzenlemeye çalışır. Bu dönemde TOPLUMSAL GRUPLAŞMALAR etkinlik kazanır:

_Klikler: İlgi ve yetenekleri benzeşen 3-4samimi arkadaştan oluşurlar. Bu kliklerde duygusal bağlılık fazladır. Telefonda uzun uzun görüşme yapılır, sinemaya, tiyatroya, spor müsabakalarına beraberce gidilir. Klik kurallarına kesinlikle uyulur. Kurallar aile ile çatışsa bile yine de uygulanır.

_Kümeler: En geniş ergen gruplarıdır. Önceleri aynı cinsten üyelerden oluşurken, daha sonraları her iki cins de aynı kümede yer alabilir. Küme içerisinde eş arkadaşlıklardan olabilir. Kümeleri oluşturan üyeler aynı toplumsal gruptan gelmeyebilirler. Bundan dolayı üyeler arasında samimiyet sınırlıdır.

_Örgütlü Gruplar: Ergenleri bir araya getirebilmek için okullar, bazı dini ve resmi kuruluşlar genç grupları örgütlerler. Bu son yıllarda görülen bir durumdur.

_Çeteler: Okula uyum sağlayamayan ve okulda arkadaş edinemeyen kız ve erkek ergenlerin kurduğu topluluklardır. Klik ve kümelere girmeyen bu gençler zamanlarını cadde ve sokaklarda boş dolaşarak geçirir ve genellikle aynı cinsten bazen her iki cinsten üyelerin bir araya gelmesiyle çeteler kurarlar.

Hepsi değilse bile çoğu topluma karşı davranışlar içindedir. Kendilerini kabul etmeyen toplumlardan öc alırcasına davranır ve bazen suç olacak eylemlere girişirler. Bu çetelerin başkanları kin ve hınç doludur. Çetesini, duygularının tatmini için kışkırtıp yöneltir.

 

Özdeşleşme

 

Bu dönemde ergen, çevresinde ‘onun gibi  olmak’ istediği kişileri arar. Bu aileden, sevgi ve anlayış gördüğü bir kimseden, arkadaşlarından biri olabileceği gibi ünlü bir pop müzik sanatçısı da olabilir. Ergen, kim olduğunu, neye değer vereceğini, kime bağlanıp inanacağını, amacını bulmaya çalışır.

Ergen, içinde bulunduğu grubun idealleri ve sosyal standartlarıyla kendi davranışını değerlendirme durumundadır. Özdeşleşmenin oluştuğu ortamın toplumsal, ekonomik, kültürel özellikleri bir yandan kişiliği oluştururken, öte yandan kişilikle toplum arasındaki tüm ilişkilerin temeli olan özerklik ve sorumluluk kavramlarını biçimlendirir.

 

Kimlik Arayışı

 

Ergenlik döneminin en önemli sorunu kimlik arayışıdır. Bu dönende ergen, yavaş yavaş bir yaşam felsefesi, bir dünya görüşü ve inançlar geliştirmek durumundadır. Kişinin kimliğini açık seçik bulması, başkalarına ne denli bağımlı olursa olsun, kendini diğerlerinden ayrı bir varlık olarak algılamasına, ‘ben varım’ demesine bağlıdır.

Toplumda kadınla erkek için belirlenmiş ideallere, ilkelere ters düşmek ve bu duruma çevrenin hoşgörüsüz tutumu, ergenin üstünde olumsuz etki yapabilir. Burada üzerinde durulması gereken nokta şudur: ergenin kendi vücudunu algılaması, kendini nasıl gördüğüne bağlıdır.  Örneğin, güzel bir genç kız, ailede sevilmeyen bir akrabaya benzetildiği ve yıllarca ‘tıpkı onun gibisin’ dendiği için kendini itici sanabilir.

 

Yabancılaşma

 

Bazı ergenler, baskıları uzlaştırma yolunda mücadele edecekleri yerde, bunlara yenik düşerek yabancılaşma durumuna girerler. Toplumları içinde fiziksel olarak yaşayan, ama psikolojik açıdan toplumdan kopmuş olan bu bireyler, bir kimlik sahibi olmak ve toplumda özel bir yer kabul etmek istemezler. Bu gençlerin çoğu kimlik bunalımına ya da kimlik dağılmasına uğrarlar. Mesleki bir seçim yapamazlar, belli bir cinsel rolü üstlenemezler.

Yabancılaşma bir tek tutum ve davranışa bağlı olamaz. Bir çok tutum ve davranış bir araya gelince kişinin sevilmemesine ve grup dışına atılmasına neden teşkil ederler. Bunlar şöyle sıralanabilir:

-Gösterişcilk

-Kabadayılık,kabalık

-Diğerlerine zıt gitmek

-Hep yanlış anlaşılma hissi içinde olmak ya da hep şikayette bulunmak

-Kin gütmek ya da hasetlik

-Çekimserlik

-Devamlı bahane bulmak gibi savunma mekanizmalarını kullanmak

-Diğerleri üzerinde hakimiyet kurmaya çalışmak

-İnatçı, asık suratlı olmak

 

Ergenin Aile İçi İlişki Ve Sorunları

 

Olgunlaşmakta olan ergenin aile içinde gördüklerinin kişilik yapısını biçimlendirmede çok büyük etkisi vardır.

Ergenlik döneminde anne baba kontrolüne karşı gelişen tepkiye koşut olarak, otorite desteğine olan gereksinim, duygusal gerginliğe neden olur. Başka bir deyişle, ergen isyankar bir tavır alışının yanında, anne ve babasının desteğine gereksinme duyar. Bu, ergenin iç çatışmasını artıran bir nedendir.

Ergene karşı yetişkinin baskı ve yasaklara dayanan disiplin anlayışı, olumlu ve yapıcı olması gereken bu evreyi çatışmalarla dolu, olumsuz bir döneme dönüştürebilir.

Zor yoluyla veya sevgi esirgeyerek denetlemek, gençleri ana babaların isteklerine uygun davranışlara yöneltmek için kısa vadede geçerli gibi görünebilir. Ne var ki, bu tip denetim, onların ana baba ile özdeşleşmesini sağlamaz. Denetici kişinin yokluğunda, gençler kendi istekleri doğrultusunda davranacaklardır.

Anne ve babanın ergene güven vermesi ve aralarındaki diyaloğu en iyi biçimde sürdürmesi gerekir.

Aile içinde erişkinlerin tutumları, ergenin haklarıyla sorumlulukları arasındaki dengeyi kurabilecek türden olmalıdır. Aile içinde ergene yöneltilen farklı tutumlar, ergenin dengesizlik ve kararsızlığını arttırır. Örneğin, bir gün:’sen daha çocuksun, bunu bilmezsin.’ diyen bir yetişkinin bir başka gün: ‘kocaman adam oldun, hala bilemiyorsun.’ şeklindeki suçlaması, ergeni dengesizliğe iten bir nedendir.

Anne babanın duygusal sorunları bulunan kişiler olmaları, evlilik ilişkilerinde başarılı olamamaları, ergenin aile içinde sürekli kavga ve çekişmeye tanık olması şeklindeki kötü ev koşulları, genci bir karmaşaya, iç çatışmaya ya da suçlu davranışa itebilir.

Aşırı koruma, bir çocuğu diğerinden ayırarak sevme yanlış anne baba davranışlarıdır.

Aşırı baskı ve aile içi gerginlik, ergeni evden ve okuldan kaçmaya iten davranış ve uyum bozukluklarına neden olan etkenler arasında sayılabilir.

Ergenlik çağını bilinçli karşılayan anne babalar önemli yanlışlar yapmaktan sakınabilirler. Gencin tepkileri ve çelişkili davranışları karşısında soğukkanlı olabilirlerse onları daha iyi anlayıp hoşgörülü davranabilirler.

 

Kuşaklar Arası Çatışma Ve İsyan

 

İki kuşağın farklı biçimde sosyalleşmesi, kuşaklar arasında düşünce, inanç ve eylem bakımından farklılık yaratmaktadır. Böylelikle, anne babaların özümlediği sosyal ve kültürel biçimler, çocukların öğrendikleriyle az da olsa farklılık göstermektedir. Yine yaş ilerledikçe sosyalleşmenin azalması kuşaklar arası boşluğu arttıran bir başka nedendir. Çatışmaya neden olan bir diğer etken, çocuklarının yeni statülerine ana babanın uyumda güçlüğe uğramalarıdır. Anne babanın sosyalleştirme kurumu niteliğindeki rehber rollerinden, çocuklarını kısmen kendileriyle eşit statüde görmek şeklindeki rol değişimi bu zorluğu yaratmaktadır.

Eğitimsel farklılaşmalar, iki kuşağın anlaşmazlıklarını arttırmaktadır. Bu farklılaşma, ya düşük düzeydeki sosyo-ekonomik çevreden gelen çocukların yüksek öğrenim görerek babalarını aşmaları ya da iki kuşağın izledikleri öğretim programlarının birbirinden farklı olmasından kaynaklanmaktadır. Bu da farklı beklenti, değer ve davranışların kazanılmasına neden olmaktadır.

Ülkemizde gerçekleştirilen araştırmalara göre, gençlerin anlaşmazlık gerekçelerini, baba ve geleneksel aile otoritesine bağımlı olmak istememeleri oluşturmaktadır.

Anne baba bu dönemin psikolojisinden habersiz olarak, egemen olma eğilimi göstermekte, ailede eğitimin yalnızca büyüklerin nüfuzuna dayandığı gözlenmekte, ergenin arkadaş grubuyla anne babasının ayrı fikir ve görüşlere sahip oldukları anlaşılmaktadır.

Gençler ailelerinin tutuculuğundan, özgürlüklerini kısıtlamalarından, çocuk yerine konulmaktan, anlayış ve hoşgörüden uzak olmalarından ve kendilerine söz hakkı tanınmamasından yakınmışlardır. Yine gençlerin başlıca sorunları arasında, anne babalarının yeterli düzeyde öğrenim görmemeleri, karşı cinsten arkadaş istememeleri ve bugünkü yaşamın gereklerine ayak uyduramamaları gelmektedir.

Kuşaklar arası çatışma ve boşlukların ciddi bir durum almaması için gerek devlete, gerekse ergen ve yetişkinlere ayrı ayrı sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumluluklar şöyle sıralanabilir:

-Toplumda ekonomik, toplumsal ve kültürel kalkınmanın gerçekleştirilmesi

-Yetişkinlerin ergenlere karşı olan tutum ve davranışlarını düzenlemeleri

Bu amaçla:

-Ergen hiçbir zaman başkalarının önünde eleştirilmemeli, davranışları başkalarınınkiyle karşılaştırılmamalıdır.

-Ergen karşısında yetişkin her zaman tarafsız ve güçlü olmaya çalışmalı, ergenin haklarıyla sorumlulukları arasındaki dengeyi kolaylıkla kurabilmelidir.

-Anne babanın fikirlerine saygı duyma, gencin ne derece göreviyse, onların fikirlerinde tam bir anlaşmaya ulaşmış olmalarını beklemek de hakkıdır.

-Ergen, kültürüne özgü toplumsal değerleri kendi arkadaş grubu içinde yaşayarak öğreneceğinden, anne ve babalar, kendileriyle olan bağların zayıflayacağı endişesiyle arkadaş ilişkilerini engellememelidirler.

-Yetişkinlerin ergenlerle olan eğitim farklılıklarının giderilmesi; bu amaçla yaygın eğitim ve konferanslar yoluyla yetişkinlerin ergenlik dönemi özellikleri, sorunları ve çeşitli konularda bilgi edinmelerinin sağlanması

-Kuşaklar arası diyaloğunun gerçekleştirilmesi, karşılıklı sevgi ve saygı yaklaşımıyla kuşaklar arasındaki diyalog kopukluğunu ortadan kaldırarak iletişimin sağlanması

-Kuşak çatışmasının bir anlamda değer çatışması olması nedeniyle, her iki kuşağın sahip çıkacağı ortak değerlerin yaratılmasına olanak hazırlanması gerekmektedir.

Kısaca, kuşaklar arası çatışmaları ortadan kaldırmak için, yetişkinlerle ergenler arasında dengeli ve düzenli bir iletişim kurarak diyaloğu gerçekleştirmek ve ortak değerler oluşturmak en akılcı çözüm olmaktadır.

 

Gençlerde Davranış Bozuklukları

 

Ruhsal hayatlardaki olumsuzlukların sonuçlarını davranışlarda görmek mümkündür. Her davranış bozukluğu mutlaka bir sebebe dayanmaktadır. Ruh sağlıkları olumsuz olarak etkilenmiş olan gençlerde çeşitli tepkiler görülür. Bu tepkiler genel olarak iki grupta toplanabilir:

-İçe Yönelmiş Uyumsuz Davranışlar

-Dışa Yönelmiş Uyumsuz Davranışlar

 

-İçe Yönelmiş Uyumsuz Davranışlar: Bu tür davranış gösteren gençler, genellikle çok mutsuz, korkutulmuş, sindirilmiş, suçluluk duygusu içinde bir takım baskılara maruz kalmış ve kendilerine güven duygularını yitirmiş, çevrelerindeki insanlarla ve dış dünya ile iletişimleri kopmuştur.

Kimi gençlerde çok fazla çekingenlik, aşağılık duygusu gibi davranışlar görmekteyiz. Kendine güveni az olan gençler için olumlu yanlarının gösterilmesi güven kazanmasında etkili olacaktır. Anne baba ve öğretmenlerin bir çoğu içe kapanık davranışları pek önemsemezler. Sessiz, sakin, uslu ve terbiyeli çocukları model çocuk olarak nitelendirirler. Bu çocukları gerçek duygu ve düşüncelerini göstermeyen çocuklar olarak nitelendirmeliyiz. Bu gençlerin üzerinde daha fazla durmak gerekir. İçe kapanık kişilerdeki başlıca davranışlar; tırnak yeme, tikler, unutkanlık, hayal kurma, anne babaya aşırı bağımlılık, aşırı alınganlık, olmadığı halde sık sık rahatsızlanma gibi davranışları sayabiliriz.

-Dışa Yönelmiş Uyumsuz Davranışlar:

Yalan

Bir ergen sık sık yalana başvuruyorsa ana babasının beklentilerini karşılamakta güçlük çekiyor ya da ceza korkusuyla yalana sığınıyordur.

Gençlere, isteklerini, sıkıntılarını ve endişelerini rahatça dinlemeye ve çözüm yollarını bulmaya hazır olduğunuzu hissettirirseniz, sizinle rahatlıkla konuşurlar ise duygularını gizlemek için yalana başvurmazlar.

Hırsızlık

Psikolojik ve ekonomik doyumsuzluk sonucu ortaya çıkan olumsuz bir davranıştır. Hırsızlık yapan bir çocuğun söylemek istediği bir şey olduğu muhakkaktır. Özel yaşantısından kaynaklanan bir sorun olabilir, bir şeyi eksiktir veya bir şeyin değiştirilmesi gerekiyordur.

Gençler, grup arkadaşlarıyla ‘sırf eğlence olsun’ diye hırsızlık yapabilirler. Genç o anda hayır yapmam diyememiş olabilir.

Çalmaların karşısında anne babaların soğukkanlı davranmaları gerekmektedir. Ağır suçlamalar, evden atmalar, acımasız dayaklar sorunu kötüye götürmekten başka bir işe yaramaz. Hatta dayak yiyen çocuk cezasını çektiğini ve ödeştiğini düşünerek yeni bir çalmaya yönelebilir.

Çocukların ilk çalmalarında anne babaların olduğu gibi okul yöneticilerinin de duyarlı ve bağışlayıcı davranmaları gerekir. İlk çalmaların ağır biçimde cezalandırılmaları çalmaların sürüp gitmesine neden olur.

Saldırganlık

Saldırgan çocuk, ruhsal sorunları nedeniyle yaşıtları ve çevresiyle uyumlu ilişkiler kuramamaktadır. Saldırgan çocuk, temelde güvensiz çocuktur. Çevreden iyi bir davranış beklemediği için ilk tepkisi saldırmak olur. Kendi görmediği hoşgörüyü başkasına gösteremez.

Saldırgan çocuk, doyumsuz ve sevilmediğine inanan çocuktur. Kabadayılık gösterileriyle kendini güçlü olduğuna inandırmaya çalışmaktadır. Anne babanın tutarsız eğitimi çocuğun saldırgan olmasına etkendir.

Saldırgan çocuk, ailedeki dengesizliğe ve olumsuz çevre koşullarına bağlı olarak suça yatkınlık kazanır. Sevgi yetersizliğine, katı cezalar ve sürekli anlayışsızlık da eklenince suça itilme imkanı artar.

Önlem ve Koruma

Huzursuz bir aile ortamı ergenin, evden ve okuldan kaçmasına sebep olacaktır. Anne baba hiç olmazsa gencin yanında tartışmaktan kaçınmalıdır.

Davranış bozukluğu çocuktaki yetersizlik, önemsizlik ve değer duygusu eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle öğretmen, anne baba ona değer verdiğini, önemsediğini fırsatlar oluşturarak gence hissettirmelidir.

Gencin kapasitesinin ve gücünün üstünde başarı beklememeli, elde ettiği sonuçlar olumsuz bile olsa tenkit edilmemeli, yavaş yavaş onu incitmeden daha iyi sonuç elde etmesine yardımcı olunmalıdır.

Genci daha iyi anlayabilmek için arkadaşlarını tanımak gerekir. Gencin arkadaşlarıyla da gençle nasıl iletişim kuruluyorsa öyle iletişim kurulmalı, gence nasıl önem ve değer veriliyorsa arkadaşlarına da aynı şekilde önem verilmelidir.

 

İNTİHAR

Ergenlik yılları diğer hayat dönemlerine oranla intiharın en çok olduğu dönemdir.

Nedenleri: İntiharın en belirgin nedenlerinin başında çocukluktaki sevgi yoksunluğu gelmektedir. Anne babanın ölmesi, ayrılması, aileden ayrılma, karşı cins tarafından reddedilme, grup içinde aşağılanma, onuru ile oynanması ergeni derin bir üzüntüye düşürebilir. Üzüntünün aşırı olması, bireyi çaresizlik içinde bırakması, ergeni ölüme bu acı verici duygulardan kaçmanın bir yolu olarak bakmaya itebilir. Ölümün sıkıntılardan kurtulmanın tek yolu olarak görülmesi ergenlerin intihar etme riskini arttıran çok önemli bir etkendir.

Belirtileri: İntihar öncesinde intihara eğilimi olan bireyler bazı işaretler gösterirler. En belirgin ipucu bireyin canına kastetmeyi düşündüğünü ifade etmesidir. Bir şekilde hayattan bezdiğini intihar etmeyi düşündüğünü ifade eden birey kesinlikle ciddiye alınmalıdır. Daha önce intihara teşebbüs etmiş bir insan da açık bir şekilde intihar riski taşımaktadır.

Ölüm hakkında konuşmalar, ümitsizlik içinde olma, geleceğe yönelik isteklerden ve değer verdiği şeylerden vazgeçme, aile ve arkadaşlarından uzaklaşma, sürekli endişeli ve gergin olma, davranışlarda ani değişiklikler, alkol ve uyuşturucu gibi alışkanlıkları edinme, uykularda bozukluk, kendini değersiz bulma, sürekli bezgin ve mutsuz olmanın yanında hayatı yaşamaya değer bulmama gibi belirtiler intihar eğilimi taşıyanlarda gözlenmektedir.

Alkol ve uyuşturucu kullanma ile bireyler geçici bir güven duygusuna kapılabilirler ancak alkol ve uyuşturucu etkisi ile toplumsal baskılar daha az hissedilir ve gerçek eğilim ve duygular daha kolay ortaya serilir. Bu bakımdan alkol ve uyuşturucu hem intihar eğilimleri açığa çıkarması bakımından tehlikelidir hem de sorunlu olanlar için bir sığınma aracı olarak kullanıldığından sorunlarla baş etme yollarının öğrenilmesini zorlaştırır.

İntihar eden gençler arasında anne ve babası ayrılmış olanların oranının yüksek olduğu, yakın çevrelerinde intihar vakası ile karşılaştıkları ifade edilmektedir.

Önleme: ergenlik intiharlarının önlenmesinde ilk yapılması gereken anne babanın, öğretmenlerin ve ergenlerin eğitilmeleridir. Anne babalara ve öğretmenlere intihar eğilimi olan ergenlerin nasıl tanınacağını ve onlara nasıl yardım edileceğini öğretmek önem taşır. Ergenin intihar ile ilgili düşüncesi aile içinde çeşitli tepkilere neden olabilir. Panikleme, üzülme, kendini suçlama, durumu inkar etme, görmezlikten gelme ve önemsememe gibi. Bu durumda anne babaya durumun ciddiyeti anlatılmalıdır.

Anne baba ve öğretmenler için en önemli başlangıç bu eğilimi taşıyan gençlerle konuşmaktır. Bu konuşmanın onları değerlendirme, yargılama ve benzeri tavırlar taşımadan yapılması, destekleyici, onunla yakın ve sıcak ilişki kurmaya yönelik olması ilk şarttır. Ergen, onu anladığımızı, değer verdiğimizi ve destek olacağımızı hissetmelidir. İntihara teşebbüs edenlerin önemli bir kısmı derdini anlatacak kimse bulamamaktan yakınmıştır. Dertlerini ifade eden ergen kısmi bir rahatlama duyar.

İkinci yol ergenin sorunlarını çözme konusunda geliştirdiği başetme biçimlerini gözlemek ve ona bu konuda yeni stratejiler öğretmektir. Bireyler çocukluklarından beri çevresindeki insanların benzer durumlarda kullandıkları çözüm yollarını taklit eder. Sorunun ağırlığı altında ezilmek, onun çözümsüz olduğunu ve kendisine hiç kimsenin yardım edemeyeceğini düşünmek intiharı düşünenlerin sorunlarına yaklaşımlarında genellikle gözlenen tavır alışlardır. Buna karşılık sorunların önemli bir kısmının zamana ve içinde bulunulan şartların değiştirilmesi ile sorunlara yaklaşımlarının da değişeceğini kabul etmek daha olumlu bir yaklaşımdır. Sorunların üstesinden gelme ile ilgili olumlu bakış açıları öğretme ile kazandırılabilir. Sorunları ve çözümleri konusunda kendisinden daha deneyimli bireylerin değerlendirmeleri bireyin içgörü geliştirmesine yardım eder.

Üçüncü olarak intihar eğilimi olan bireye kaygı ve gerilimi ile başedebilmesi için gevşeme tekniklerini ve kendine güvenini desteklemek için güvenli davranış tekniklerini öğretmek önerilebilir.

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKLAR

 

-Çocuk Psikolojisi, Haluk Yavuzer

-Ergenlik Dönemi, Bekir Onur

-Genç Kız Psikolojisi Ve Cinselliği, Tuncel Altınköprü

-İnsan İlişkileri, Nuran Hortaçsu

 

şişli psikolog,istanbul psikolog, mecidiyeköy psikolok,çocuk psikoterapist ,psikolog, osmanbey psikolog

Uzman Klinik Psikolog Haşim BELTEN

PSİKOHELP

şişli Şubemiz: Fulya Mah. Ortaklar Cad. Mevlüt Pehlivan Sok. Şıpka Apt.  No:4  Daire:11  mecidiyeköy / İstanbul