ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU

ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU

Anti sosyal kişilik bozukluğu kişilerle ilişkide, düşünme şeklinde ve olayları algılayış biçiminde bozukluk olan kronik bir zihinsel hastalık olarak kabul edilir.

Antisosyal kişilik bozukluğuna (ASKB) sahip olan insanlar, halk arasında yaygın olarak “sosyopat” olarak adlandırılırlar.

ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU

ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU  DSM V TANI ÖLÇÜTLERİ

  • Toplumdışı (Antisosyal) Kişilik Bozukluğu 301.7 (F60.2)
  • Aşağıdakilerden üçü (ya da daha çoğu) ile belirli, 15 yaşından beri süregelen,başkalarının haklarını umursamayan ve çiğneyen yaygın bir örüntü:
  • Tutuklanmasına yol açan yineleyici eylemlerde bulunmakla belirli olmak üzere, yasal yükümlülüklere uymama.
  • Sık sık yalan söyleme, takma adlar kullanma ya da kişisel çıkarı ya da zevki için başkalarını dolandırma ile belirli düzmecilik (sahtekârlık).
  • Dürtüsellik ya da geleceğini tasarlamama.
  • Sık sık kavga dövüşlere katılma ya da başkalarının hakkına el uzatma ile belirli olmak üzere sinirlilik ve saldırganlık.
  • Kendisinin ya da başkalarının güvenliğini umursamama.
  • Sürekli bir işinin olmaması ya da parasal yükümlülüklerini yerine getirmeme ile belirli, sürekli bir sorumsuzluk.
  • Başkasını incitmesi, başkasına kötü davranması ya da başkasından çalması durumunda aldırmazlık gösterme ya da yaptıklarına kendince bir kılıf uydurma ile belirli olmak üzere vicdan azabı çekmeme (pişmanlık duymama).
  • Kişi en az 18 yaşındadır.
  • 15 yaşından önce davranım bozukluğu olduğuna ilişkin kanıtlar vardır.

ABD’de antisosyal kişilik bozukluğu teşhisi, yaklaşık olarak tüm erkeklerin % 3’üne ve tüm kadınların % 1’ine konulmuştur.

Antisosyal Kişilik Bozukluğunun Özellikleri

  • Tutuklanması için zemin hazırlayan eylemlerde tekrar tekrar bulunmakla belirli, yasalara uygun toplumsal davranış biçimine ayak uyduramama,
  • Sürekli yalan söyleme, takma isimler kullanma ya da kişisel çıkarı, zevki için başkalarını atlatma ile belirli dürüst olmayan tutum,
  • Dürtüsellik (dürtülere hakim olamama) ya da gelecek için planlar yapmama,
  • Yineleyen kavga dövüşler ya da saldırılarda belirli olmak üzere sinirlilik ve saldırganlık,
  • Kendisinin ya da başkalarının güvenliği konusunda umursamazlık,
  • Bir işi sürekli götürememe ya da ekonomik sorumluluklarını tekrar tekrar yerine getirmeme ile belirli sürekli bir sorumsuzluk,
  • Başkasına zarar vermiş, kötü davranmış ya da başkasından bir şey çalmış olmasına karşı ilgisiz olma ya da yaptıklarına kendince mantıklı açıklamalar getirme ile belirli olmak üzere vicdan azabı çekmeme.
  • Yukarıda sayılan maddelerden en az üçünün olması, 15 yaşından beri sürmekte olması halinde kişide antisosyal (psikopat) kişilik bozukluğundan bahsedilebilir.

Antisosyal kişiler, kavgacılık, sahtecilik, hırsızlık, alkol ve başka uyuşturucu maddelere, kumara düşkünlük, toplum içinde ve aile yaşamında çeşitli sorumsuz davranış örnekleri gösterirler.Sürekli ve tutarlı ilişkiler kuramazlar.Kurdukları ilişkilerde kısa sürede aldatıcı olabilirler.Süperego gelişmemiş gibidir; genellikle suçluluk duygusu duymazlar.Pişmanlıkları olsa bile yüzeysel ve geçicidir.Bir başka deyişle kendini içten yargılama, özdenetim zayıftır ya da hiç yoktur.Dış dünyadan gelen engel ve yargılara aldırmazlar; sanki dürtüsel doyum ve haz almak her şeyin üstündedir.

Zeki ve yetenekli olsalar bile uçarı tutumları, dalgacılık, sorumsuzluk ve başka hevesler yüzünden bir işte uzun süre kalamazlar.

Kişilerarası ilişkilerinde, başlangıçta girişken, canlı, ilgili ve bilgili gibi görünebilirler; fakat bencil ve sorumsuz davranışlar yüzünden ilişkiler kısa sürede kopar.Kendilerini haklı çıkartmak için mantıklı sebepler bulmaya çalışırlar.

Bu hızlı ve uçarı yaşam 30-35 yaşlarında duraklar fakat bencillik ve sorumsuzluk devam eder.

ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU ETİYOLOJİSİ / NEDENLERİ

  • Ailedeki akıl hastalıkları yani genetik etkenler. Biyolojik anne babaları antisosyal kişilik gösterenlerde farklı aile ortamında yetişmiş olsalar bile, antisosyal kişiliğe sahip olma riski normal nüfusa göre 5-10 kat fazla.
  • Doğum sırasındaki beyin hasarı, komplikasyonlar, gebelikte toksinlere maruz kalma
  • Anababanın terk etmesi ya da sömürüsü, çocukluk döneminde kötüye kullanım ya da ihmal edilme
  • Ebeveynin keyfi ve tutarsız olarak cezalandırmaları, ebeveynin çocuğa yanlış model olması
  • Ailenin şiddetli reddi, parçalanmış aileler
  • Psikodinamik yorum : Tasarlama ve yargılamayla ilgili ego yetersizlikleri vardır. Dolayısıyla dürtüsel davranırlar. Süperegoları tam gelişmemiştir. Nesne ilişkilerinde zorluk yaşarlar; empati, temel güven duyguları yoktur.
  • Her ne kadar, antisosyal kişilik bozukluğu 18 yaşından önce resmen teşhis edilemese de, bu hastalığın, üç işaretçisi, bazı çocuklarda bulunabilir. Bunlar; normalden uzun bir süre devam eden yatak ıslatma, hayvanlara eziyet ve piromani (yangın çıkarma hastalığı, yani yangın çıkarma hususunda kontrol edilemez bir isteğe sebep olan akıl hastalığı).
  • Bu tanının konulabilmesi için kişi en az 18 yaşında olmalıdır ve 15 yaşından önce davranış bozukluğunun bazı belirtilerini göstermelidir.
  • Suça yönelik etkinliklerde 40 yaşından sonra bir azalma görülmektedir.

ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU  AYIRICI TANI

  • En çok Borderlıne kişilik bozukluğu ile karıştırılabilir. bunun nedeni, bu iki kişilik bozukluğunun hem ortak özellikleri göstermesi hem de sıklıkla bir arada bulunmasıdır.
  • Manik ve şizofrenik hastalar da bazen antisosyal davranışlar sergileyebilir. Manide bu davranışlar yalnızca manik nöbet sırasında ortaya çıkar. şizofrenide ise pozitif ve negatif belirtiler ön plandadır.

ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU TEDAVİSİ

Bu rahatsızlığın tedavisi oldukça zordur. Hastanın ve terapistin becerileri ve motivasyonu oldukça önemlidir. Hastaların ahlaki gelişimlerini dikkate alarak tedaviyi belirlemek gerekir.

Tedavi planı hazırlanırken terapist, hastaya tedaviye katılımın gerekliliği konusunda bilgilendirmelidir. Çünkü hastalar diğer insanların onları kabul etmediğini ya da özgürlüklerini kısıtlamak istediğini düşünürler.

Terapilerin süresi, kuralları, iptal ilkeleri gibi detaylara uyulmalıdır. Hastalar iyileşme ihtimallerini zor olarak görse de, terapistin bunun tedavi edilebilir olduğunu iletmesi oldukça önemlidir. Bu hastalarda motivasyonu sağlayarak, iyileşme sürecini kısaltacaktır

Bu hastalarda dikkat edilmesi gereken en önemli etken uyuşturucu ve alkol kullanımıdır. bazı durumlarda madde bağımlılığı ve kullanımı kişilerin antisosyal davranışlar geliştirmelerinde temel etken olabilir. bu durumda kişinin madde bağımlılığını bırakması kişinin iyileşmesinde önemli bir adım olabilir

Antisosyal kişilik bozukluğunun yerleşik düşünceleri

  • Kendime dikkat etmeliyim
  • Ancak güçlü ve kurnaz olanlar ayakta kalacaktır
  • Ben insanları ele geçirmezsem insanlar beni ele geçirir
  • Yakalanmadığım sürece her şeyi yapabilirim
  • Yakalanmadan atlatabiliyorum dolayısıyla olası kötü sonuçlar için üzülmeye değmez
  • Başkalarının benim hakkımda ne düşündüğü beni hiç ilgilendirmez
  • Bir şeyi elde etmek için ne gerekiyorsa yaparım
  • İnsanlar acımasızdır bunun için onlar üstünde egemenlik kurmalı ve onları yenmeliyim (nasıl davrandıklarını belirleyen gerçek de budur).
  • Başka insanların çok büyük zayıflıkları var ve kandırılmayı hak ediyorlar.

Çeşitli tedaviler antisosyal kişilik bozukluğunda mevcuttur. Bunlar:

Psikoterapi

Stres ve öfke yönetimi

İlaçlar

Yatmak(uygun zaman ve miktarda uykusunu almak)

Antisosyal kişilik bozukluğu tedavisinde kullanılan psikoterapi türleri

Bilişsel davranışçı terapi: Bu terapi türü sağlıksız, negatif inanç ve davranışları ortaya çıkarmak ve sağlıklı, pozitif olanları  bunların yerine koymaya yardımcı olur. Tedavide bilişsel işleyişin zenginleştirilerek, sosyal ve ahlaki davranışın  geliştirilmesine çalışılmalıdır.

Psikodinamik psikoterapi: Bu yaklaşım bilinçdışı düşünce ve davranışları, farkındalık yaratmayı amaçlıyor.

Psikolojik eğitim: Bu eğitim temelli terapi, başa çıkma stratejileri ve problem çözme becerileri gibi bir durumun tüm yönlerini  öğretir.

Aile fertleri için Beceriler :Antisosyal kişilik bozukluğu olan bir yakını olanlar da kendi için yardım almak durumunda kalabilir.  Bu durumla başa çıkmak için stratejiler öğrenebilir.

 

İlaçlar: Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu tedavisi için  onaylanmış bir ilaç yoktur. Ancak, psikiyatrik ilaçlar bazen  antisosyal kişilik bozukluğunda belirli koşullarda yardımcı olabilir:

Antidepresan ilaçlar. Antidepresanlar depresif ruh hali, öfke, dürtüsellik, sinirlilik veya umutsuzluk gibi sorunlarda yardımcı olabilir.

Dengeleyici ilaçlar. İsminden de anlaşıldığı gibi,   ruh haline yardımcı olur veya sinirlilik, dürtüsellik ve saldırganlığı azaltabilir.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu için Hastanede Yatış ve evde tedavi programları

Bazı durumlarda, antisosyal kişilik bozukluğu belirtileri, hastaneye yatırılma sebebi olabilir. Psikiyatrik yatış genellikle insanlar kendilerine düzgün bakamadıkları durumlarda önerilir, ya da kendileri ya da başka birine zarar vermeye meyilli durumlarda.

ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU VAKA ÖRNEĞİ Yirmi altı yaşındaki Bay Y., bir intihar girişiminin ardından, bulunduğu hapishaneden, psikiyatri merkezine gönderilmiş. Bay Y.’nin daha önceden de üç intihar girişimi ve çok kereler yasalara aykırı davranışları olmuş. Sosyal hizmet kurumlarındaki belgeler, tıbbi kayıtlar ve yasal tutanaklardan edinilen bilgilerle, klinisyen hastanın geçmişi hakkında bilgi edinebiliyor.

Bay Y.’nin annesi uyuşturucu bağımlısı bir hayat kadınıymış. Babasının kim olduğunu bilmiyor. Genç yaşlarından başlayarak çok ciddi davranış sorunları olmuş. Okulun ilk günü diğer çocuklarla kavga etmeye başlamış ve ilkokuldayken defalarca hayvanlara işkence ederken yakalanmış. Dokuz yaşındayken henüz bebek olan kardeşini birinci katta olan dairelerinin camından dışarı atmış ve bebeğin kemiklerinin çok yerinden kırılmasına neden olmuş. Çocukluğu süresince, Bay Y. uzun yıllarını çocuk yurtlarında ve bakıcı ailelerin yanında geçirmiş, fakat bunların hiçbiri uzun süreli olmamış. Bazı zamanlarda, 8 kadar torununa bir arada bakan anneannesinin yanında kalmış. Bay Y., uyuşturucu kullanmaya 10 yaşında başlamış.

Ergenliğinin ilk yıllarında Bay Y. bir çeteye katılmış ve uyuşturucu satışı, bahis gibi işlere girişmiş; 13 yaşında baba olmuş. Daha 17 yaşına gelmeden hırsızlık, yasadışı madde bulundurma, tecavüz gibi suçların da dahil olduğu çeşitli suçlardan defalarca tutuklanmış, fakat yaşı küçük olduğundan bir dizi uyan alıp serbest bırakılmış. Sürekli olarak okuldan kaçarmış ve sonunda 15 yaşında okulu bırakmış. Bunun ardından, uyuşturucu kullanan ve satan çete arkadaşlarıyla birlikte sokakta yaşamaya başlamış. 17 yaşında, bir bar kavgasında bir adamı bıçaklamaktan iki yıl hapis cezasına çarptırılmış. Hapiste bulunduğu sürede, kendisini çarşafla asarak intihara teşebbüs etmiş. Bunun sonucunda, haftalarca revirde kalarak hapishanedeki işlere katılmak zorunluluğundan muaf olmuş.

23 yaşına kadar, Bay Y.’nin, görmediği ve bakımını üstlenmediği beş çocuğu olmuş. Keyfî yerindeyken çekici, komik ve sosyal olabilen , manipülatif bir insan. Fakat uyuşturucu kullandığında ya da keyfi yerinde olmadığında, son derece sinirli ve insafsızca yıkıcı olabiliyor.

Bay Y. pek çok kereler aşın doz uyuşturucuya maruz kalmış ve bunların çoğu kasıtlı olmuş. Depresyon ve intihar girişimi nedeniyle üç kez psikiyatri servislerine yatırılmış. Şimdiki de bunların dördüncüsü. Bay Y.’nin hastaneye yatırıldığında tipik bir kişilik örüntüsü sergiliyor. Önce, düzelmiş ve daha iyi olmuş gibi görünüyor, hastane personeline ve diğer hastalara yardımcı oluyor. Fakat daha sonra, Bay Y. koğuşunda sorun çıkarmaya başlıyor ve diğer hastalar, sigara içme hakkı, giriş çıkış izni, fazladan ilaç gibi konularda isyana teşvik ediyor. Bulunduğu en son hastanede, 60 yaşında bir kadın hastayla cinsel ilişki esnasında yakalanmış. 

borderline

İlişkide Güç Dengesini Yönetmek

İlişkilerde Güç Dengesini Yönetmek

Oturma odasında savunarak Çift

Çoğumuz ilişkiler hakkında düşündüğümüzde “güç” hakkında düşünmekten hoşlanmıyoruz. Yakın ilişkiler, paylaşımı ve işbirliğini içerir – ancak iki kişi paylaşır ve işbirliği yapar.

Daha az ilişki isteyen herkes daha fazla güce sahip. Bu ilkenin en bariz örneği boşanmadır. Bir kişinin bir ilişkiye son vermek yeterlidir. Diğer eşin evliliğin devamı için ne kadar çalışmak istediği önemli değil.

İlişkide Güç Dengesini Yönetmek

 

Bir İlişkide İşbirliğine Yanıt Vermeme / İlişkide Güç Dengesini Yönetmek

Bir ilişkide işbirliği yapmamanın sadece üç olası cevabı var.

  1. Birincisi, en azından işbirliği ve karşılıklılık anlayışını sürdürmek için, mümkünse karar vericinin kararını kabul etmektir. Bu seçenek, bir süre için kabul edilebilir olsa da, cedes tamamen kontrol eder. Çoğu insan için geçerli uzun vadeli bir çözüm değildir.
  2. İkincisi, işbirliği için savaşmaktır – bir ilişkiyi güçlü bir şekilde isteyen biri için riskli bir seçim.
  3. Üçüncüsü, “özünde” diyerek, uzaklaşmaktır. “Beni desteklememeyi ya da bana katılmamayı seçerseniz, tek başıma ya da ihtiyacım olan desteği ya da arkadaşlığı vermek için başka birini buluyorum.” Bu seçenek en ümit verici görünmekle birlikte, güvenlik ve benlik saygısı için var olan bir ilişkiye dayanan bir kişi için en zor olanı da olabilir .

Durum buysa, ilişkiler nasıl devam eder? Güven önemli bir bileşendir. partnerimize güvenirsek kısmen ayrılmayacağımıza inanırız. Ayrıca ortağımızın her iki ortakları da etkileyecek kararlar alırken ihtiyaçlarımızı ve arzularımızı dikkate alacağına da inanıyoruz. Bu güven kademeli olarak inşa edilir. Birisi küçük yollarla güvenilir olduğunu kanıtlarsa, daha fazla güveniriz(İlişkide Güç Dengesini Yönetmek)

İnsan ilişkileri güçten çok daha fazlasıdır. Bu ilişkiler samimiyet , dostluk, sevgi , saygı, merak, çekişme, paylaşım, iletişim ve çok daha fazlasıdır . Buna rağmen, daha az ilişki isteyenlerin daha fazla güce sahip olduğu hala doğrudur. İyi bir ilişkide, güç her bir eşin diğerinin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak ve buna göre gücü alması veya almamasına göre şekillenir(İlişkide Güç Dengesini Yönetmek)

İlişkide Güç Dengesini Yönetmek

Bu İlişki Nereye Gidiyor? 'İLİŞKİDE KAYBOLMAK'

Aşık oldunuz ve aşkınızda kaybolduğunuzu mu hissediyorsunuz? Eşinizin/partnerinizin onayını kazanmak için çok şey isteyebilir veya gözlerinizle kendiniz gördüğünüz reddetmeden kaçınabilirsiniz. Mutluluklarınıza aşırı odaklanmışsınız, zamanla kendinizi önemsiz hissediyor ve belki de görünmez hissediyorsunuz. Ne istediğiniz ya da hissettiğiniz önemli değil gibi görünüyor. Ve bu düpedüz üzücü olabilir.
Bir ilişkide olduğunuzda kaybolduğunuzu düşünüyorsanız, çok hassas olma ihtimaliniz yüksek. Örneğin, partnerinizin biraz geri çekildiğini fark ederseniz, yalan veya aldatma gibi hataları yanlışlıkla varsaymaya yönelebilirsiniz. Eşinize o kadar odaklanmış ve duyarlı olmanızın bir sonucu olarak, partnerinizi kendinizden daha güçlü görebilirsiniz.
Kendiniz ve ilişkiniz için kendinize odaklanmaya çalışmanız önemlidir. Hayatınızın farklı alanlarıyla ilgili iç deneyiminiz hakkında düzenli olarak kendinize şu soruları sorun: ben neler düşünüyorum ve neler hissediyorum? Düşüncelerim ve duygularım eşimden nasıl farklı? Farklı olan kısım ne? Bunu cevaplarken cevaplarınızı bir kağıda yazın. Yanıtlarınızda dürüst olun.
Tekrar kendinize gelmeniz gerekebileceğinin bir göstergesi, eşinizin düşünceleri ve hissettikleri hakkında ya da küçük geri beslemeleriniz üzerinde kesinlikle emin olmaktır. Yani düşüncenizden ve değerlendirmelerinizden şüphe etmemektir. Bu bir problemdir, çünkü eşinizde devam eden her şeyi bildiğinizi düşündüğünüz, buna kendinizi inandırabileceğiniz kadar partneriniz gözünden olanları, bu sorunu bilmiyorsunuzdur. Sorun hakkında partnerinizin de sizin kadar uzman olduğunu unuturuz. Ve bu yüzden yanlış anlamalar gelmesi olası. Ayrıca, kendinizi psikolojik olarak tecrübe ettiğiniz gibi hissederseniz, muhtemelen kendi başınıza değilsiniz. Sonunda, eşinizin tecrübesine saygı göstermekten vazgeçerseniz, önemsiz ve önemsenmediğiniz hissine kapılırsınız /neden olursunuz.
Kendi düşünceleriniz ve duygularınız hakkında kafanız karıştığını veya eşinizin nasıl biri olduğunu bildiğinizden kesinlikle emin olduğunuzu düşünüyorsanız, tepki vermeden önce düşünmek için biraz zaman ayırmanız yararlı olabilir. Meraklı olmayı seçin!.. İç tecrübelerinizi merak edip, eşinizin düşünce ve hisleri için farklı olasılıklar hayal etmeye çalışın. Farklı seçenekleri düşünün. Bugüne kadar devre dışı bıraktığınız düşünceleri aktif etmeye çalışın. Bunu, görmek istediğiniz film gibi küçük kararlarla veya birbiriniz hakkında ne hissettiğiniz gibi büyük tartışmalarla yapabilirsiniz. Şu anda bunu yapmakta zorlanıyorsanız olaydan sonra deneyimlerinizi yansıtarak pratik yapın. Yeni farkındalıklarınızı derinleştirmek ve pekiştirmek için ve bunu tartışmak için her zaman eşinize geri dönebilirsiniz. Ayrıca, “sesinizi öğrenmeyi” öğrenmenizi destekleyen, size ayna olan bir arkadaşınızla konuşmanız yararlı olabilir.
Eşinizi “anlmaya” çalışırken kendi tecrübenizi “elde” ederek, siz değerli bir kişi olma duygusu içinde beslenirsiniz. Eşinizin sevgisini kazanmak için kendinizden vazgeçmeyeceksiniz. Kendinizi ve partnerinizi normal değerlerde sevin.

Psikolog, psikoterapist, şişli psikolog, Mecidiyeköy, psikolojik danışmanlık merkezi, osmanbey, fulya, çocuk, aile, sosyal fobi, kaygı, özgüven, okb, obsesif kompülsif bozukluk, okb, obsesif kompülsif kişilik bozukluğu panik atak, çekingen kişilik bozukluğu, Avrupa yakası, hipnoterapi, cinsel terapi

yeni bir ilişki

Eski İlişkiden Yeni Bir İlişkiye

Bir ilişkinin bitmesi genellikle acı verir. İlk başta, olanları işleme koymak için kişisel zamanın gerekliliğini hissedebilirsiniz. Ancak, sonunda tekrar yeni bir başlangıç için düşünmenin zamanı geldiğinde hazır olup olmadığınızı nereden mi bileceksiniz?

Bu yazıyı okumak size iyi gelebilir!!!
Genelde ilişkinin bitmesi bizi yıpratır ve güçsüz hissettirir. Depresif bir hâl içine gireriz. Dünya anlamsız gelir ve hiçbir şey yapmak gelmez içimizden. Sanki dipsiz bir kuyu. Bizi oradan, o dipsiz kuyudan çıkaracak birisine ihtiyacımız varmış gibi hissettiğimiz an! Kurtaracak tek kişinin o eski kişi olduğunu düşündüğümüz an! Bunlar yeni bir başlangıç yapmamızı ve etrafımızdaki doğru insanları görmemizi engeller. Gerçek ise; doğru yol yöntemi ve doğru ilişkiyi kaçırmanız an meselesi olabilir.

Hep mi olumsuz sonuçlanıyor ilişkileriniz! Çok mu adi bir partneriniz vardı ve bu  insanlara güvenmenizi engelliyor mu? Sizden duyduğumuz bu sorunların sebebi aslında sizin yanlış kişilere daha çok şans verdiğinizden dolayı olabilir mi?
Her ne kadar yapamayacak olduğunuzu düşünseniz bile yalnız kalabilirsiniz. ĺlişki bittikten sonra yalnız kalmaktan hoşlanmadığınız için kendinizi kötü bir ilişki içine girme tehlikesine sokabilirsiniz. Biriyle yalnızca, arkadaşlığa hazır olmadan yalnızlık korkusu ile ilişki kurduğunuzda kolayca yanlış kişiyle karşılaşabilirsiniz. Bu durum da kendine özgü rahatsızlık ve acıyı yaratır. Bu sizi daha da güçsüz duruma düşürebilir. Güven duygunuzu azaltıp sizin yeni bir başlangıç yapmanıza engel olabilir.

Üzülmüşsünüzdür ve bu ‘bırakın’ demektir. Bir süre yas tutmanız veya en azından kendinizi tek bir kişi olarak yeniden toparlamanız önemlidir. Birisiyle birlikte olduğunuzda ve hayatlarınız o kadar uzun süre birbirine bağlıysa, o ilişki sona erdiğinde, onu sona erdiren kişi olduğunuzda bile, yaşayacağınız kayıp bir hayli çok olur. Birleşim umuduyla hâlâ devam ediyorsanız veya hala ilişkinizi canlı tutuyorsanız; o zaman başkasına gerçekten kendinizi anlatmaya ya da yeni bir ilişkiye hazır değilsiniz demektir.

Artık öfke ile tüketilmiyorsunuz. Bazen insanlar, önceki ilişkileri hakkında öfkeyle doludur ki, kalplerini yeni bir aşka dönüştürmekten vazgeçerler. Bu nedenle, kızgınlığınız yok olana kadar veya en azından daha yoğun olarak öfkenizi gidermek için çalışmanız önemlidir. Öfkenizi görmezden gelmeye çalışmak cazip gelse de, bu geri tepebilir. Genellikle, muhtemelen farkındalığınızın dışında gelecekteki ilişkileri baltalamaya neden olur.
Güvenebilirsin. Önceki ilişkiniz sizi başkalarına karşı güvensiz bıraktıysa, bu konuda çalışmak için zamanı ve gayreti gösterin. Gelecekteki ilişkilerinde yalnızca bir kez daha başkalarına güvenmeyi öğrenerek mutlu olmak sizin elinizde. Ancak bu konuda insanların kendilerini güveninize layık göstermeleri de oldukça önemlidir.
 Patnerinizin pozitif ve sorunlu özelliklerini, mutlu ve acılı hatıralarla dürüstçe kendinize yansıttığınızda, ilerlemeye hazırsınız demektir.
Eskiye ait mutlaka kalbinizde ve zihninizde kırıntılar olacaktır. Siz kırıntılara dikkatinizi verirseniz; muhtemelen önünüzde duran sağlam bütünü göremeyeceksiniz. Yeni başlangıçlar eskiye rağmen olacaktır. Bu hiçbir zaman eskiyi hatırlamamak demek değildir elbette. Hatırlamaya rağmen yenisi için kendinize şans verin.

Psikolog, psikoterapist, şişli psikolog, Mecidiyeköy, psikolojik danışmanlık merkezi, osmanbey, fulya, çocuk, aile, sosyal fobi, kaygı, özgüven, okb, obsesif kompülsif bozukluk, okb, obsesif kompülsif kişilik bozukluğu panik atak, çekingen kişilik bozukluğu, Avrupa yakası, hipnoterapi, cinsel terapi