Sosyal Fobi Ölçeği

Lütfen aşağıdaki formu dikkatle okuyun.
Sol kolondaki durumlarda duyduğunuz kaygının şiddetine göre, 1 ile 4 arasında puan verin. Sağ kolonda
aynı durumlar tekrar sıralanmıştır. Bu defa bu durumlardan kaçınıyorsanız, kaçınmanın şiddetine göre yine 1
ile 4 arasında puan verin. Puanlamayı aşağıdaki tariflere göre yapın.
Teşekkürler.

sosyal fobi tedavisi

Sosyal Anksiyete Bozukluğu / Sosyal Fobi tedavisi

Sosyal Anksiyete Bozukluğu / Sosyal Fobi tedavisi

Birçok insan için, yaklaşan sosyal bir katılım veya performans durumu, kaçınmayı veya işlevsellikle karışmayı gerektiren korkuyu getirir. Sosyal anksiyete bozukluğu tipik olarak yetişkinlik döneminden önce başlar ve çoğu zaman sakatlık hissederken tedavi edilebilir.

Sosyal Fobi tedavisi nedir

Daha önce sosyal fobi olarak adlandırılan sosyal anksiyete bozukluğu, gündelik sosyal durumlarda ezici kaygı ve aşırı öz-bilinç ile karakterize bir anksiyete bozukluğudur. Sosyal anksiyete bozukluğu olan kişiler, başkaları tarafından izlenmesi ve yargılanması, kendi eylemleriyle utanması veya aşağılanması gibi ısrarlı, yoğun ve kronik bir korkuya sahiptir. Korkuları, iş, okul veya diğer etkinliklere müdahale etmesi için çok şiddetli olabilir. Sosyal anksiyete bozukluğu olan birçok insan, insanlar etrafında olma korkusunun aşırı veya mantıksız olabileceğini fark etse de, bunların üstesinden gelemezler. Korkunç bir durumdan genellikle günler veya haftalar için endişelenirler. Ayrıca, sıklıkla düşük benlik saygısı ve depresyon yaşarlar.

Sosyal anksiyete bozukluğu sadece bir tür durumla sınırlandırılabilir – örneğin konuşma ya da kamuoyunda korku duyma korkusu gibi – ya da bir kişi başka insanların yanında olduğunda semptomlar yaşayabilir. Tedavi edilmezse sosyal fobi ciddi sonuçlar doğurabilir. Örneğin, bazı günlerde insanların işe ya da okula gitmesini engelleyebilir. Bu hastalıkla ilgili birçok kişi, aile üyeleri dışındaki kişilerle birlikte olmaktan korkmaktadır. Sonuç olarak, arkadaş edinme ve tutmanın zor zamanları olabilir.

Sosyal anksiyete bozukluğunun yoğun stresine eşlik eden fiziksel semptomlar, kızarma, aşırı terleme, titreme ve konuşma zorluğu, mide bulantısı veya diğer mide rahatsızlıkları gibi diğer anksiyete belirtilerini içerir. Bu gözle görülür belirtiler onaylanmama korkusunu arttırdığı için, kendileri de korkuyla ilgili ek bir odak noktası haline gelebilirler, kısır bir döngü yaratırlar: Sosyal anksiyete bozukluğu olan insanlar bu semptomları yaşamaktan endişe ettikleri için, şansları onları geliştirmede daha büyüktür.

Sosyal anksiyete bozukluğu sıklıkla ailelerde ortaya çıkar ve panik bozukluğu veya obsesif kompulsif bozukluk gibi depresyon veya diğer anksiyete bozuklukları ile birlikte olabilir. Sosyal anksiyete bozukluğu olan bazı kişiler, alkol veya diğer uyuşturucularla kendi kendilerini tedavi ederler ve bu da bağımlılığa yol açabilir.

Sosyal Fobi’nin Yaygınlığı

ABD nüfusunun yaklaşık yüzde yedisinin belirli bir 12 aylık dönemde sosyal kaygı bozukluğuna sahip olduğu tahmin edilmektedir. Sosyal anksiyete bozukluğu erkeklerde olduğu gibi kadınlarda iki kat daha fazla görülür, ancak daha yüksek oranda erkek bu durum için yardım ister. Hastalık tipik olarak çocukluk veya erken ergenlik döneminde başlar ve 25 yaşından sonra nadiren gelişir.

Sosyal Fobi tedavisi belirtiler

Sosyal anksiyete bozukluğu tanısı ancak, sosyal veya performans durumundan kaçınmanın, korkunun ya da endişeli bir beklentinin gündelik rutine, mesleki işleyişe ve sosyal yaşama karışmasına neden olursa ya da endişenin bir sonucu olarak belirgin bir rahatsızlık varsa yapılır. Mental Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı ( DSM-V ) Sosyal anksiyete bozukluğu teşhisi için aşağıdaki kriterleri sağlamaktadır:

  • Birey, başkaları tarafından muhtemel bir incelemeye maruz kaldığı bir veya daha fazla sosyal veya performans durumundan korkar. Alışılmamış insanlarla tanışmak, yemek yemeyi veya içmeyi gözlemek ya da bir konuşma ya da başka bir performans vermek gibi örnekler verilebilir.
  • Bireysel, korkuya neden olan ya da bir şekilde olumsuz olarak değerlendirilen bir şekilde davranıyor.
  • Sosyal durumlara maruz kalmak neredeyse her zaman yoğun kaygıya neden olur.
  • Korkulan durumdan kaçınılmakta veya endişe ve sıkıntıya maruz kalmaktadır.
  • Korku ya da kaygı, sosyal durumun ortaya çıkardığı gerçek tehditle orantılı değildir.
  • Korku veya endişe kalıcıdır ve tipik olarak altı ay veya daha uzun sürer.
  • Kaçınma, endişe verici beklenti veya sıkıntı, kişinin sosyal, akademik veya mesleki işleyişine önemli ölçüde engel olur.

Ek olarak, tanı, endişe ya da korkunun sadece kişi konuştuğunda ya da halka açıkken var olup olmadığını belirleyebilir.

Sosyal anksiyete bozukluğunun fiziksel belirtileri şunlardır:

  • Kızarma, terleme, titreme, hızlı bir kalp atışı yaşanması ya da “boşluğun boş gitmesi” hissi.
  • Mide bulantısı veya mide rahatsızlığı
  • Katı bir vücut duruşu, zayıf göz teması veya çok sessiz konuşma

Sosyal Fobi tedavisi Nedenleri

Sosyal anksiyete bozukluğunun nedenlerini daha iyi anlamaya yönelik araştırmalar sürerken, bazı araştırmalar, sosyal fobi belirtilerinde, amigdala adı verilen beyinde küçük bir yapıya işaret etmektedir. Amigdala’nın, beyinde korku tepkilerini kontrol eden merkezi bir alan olduğuna inanılmaktadır.

Sosyal anksiyete bozukluğu kalıtsaldır. Aslında, birinci derece akrabaların sosyal kaygı bozukluğu geliştirme şansının iki ila altı kat daha yüksek olması. Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü (NIMH) tarafından desteklenen araştırmalar, farelerde öğrenilen korkuyu etkileyen farelerin yerini de belirlemiştir. Bilim adamları, onaylanmama konusundaki hassasiyetin fizyolojik veya hormonal olarak dayandığı düşüncesini araştırıyorlar. Diğer araştırmacılar, çevrenin sosyal fobi gelişimine etkisini araştırıyorlar. Çocuklukta kötü muamele ve sıkıntı sosyal kaygı bozukluğu için risk faktörleridir.

Sosyal Fobi tedavisi Tedavisi

Çoğu anksiyete bozukluğu, eğitimli bir akıl sağlığı uzmanı tarafından başarılı bir şekilde tedavi edilebilir.

Araştırmalar, sosyal anksiyete bozukluğu için iki temel tedavi yöntemi olduğunu göstermiştir: psikoterapi ve bazı ilaçlar.

Bilişsel-davranışçı terapi (BDT), şiddetli sosyal anksiyeteyi tedavi etmede çok etkili olan bir psikoterapi şeklidir. TCMB ve davranışsal tedavinin temel amacı, kaygı bozukluğunun korunmasına yardımcı olan inanç ve davranışları ortadan kaldırarak kaygıyı azaltmaktır. Örneğin, korkulan bir nesneden veya durumdan kaçınmak, bir insanın zararsız olduğunu öğrenmesini engeller.

Kaygı için CBT’nin kilit unsuru, insanların korktukları şeylerle yüzleştiği bir pozlamadır. Maruziyet süreci genellikle üç aşamadan oluşur. İlk olarak, korkulan duruma bir kişi tanıtılır. İkinci adım, bu durumda onaylanmama riskini arttırmaktır, böylece bir kişi reddedilme ya da eleştiri ile baş edebileceğinden emin olabilir. Üçüncü adım, onaylanmama ile başa çıkmak için bir kişi tekniklerini öğretmeyi içerir. Bu aşamada, insanlardan en büyük korkularını hayal etmeleri istenir ve bu korkuya ve algılanan onaylanmaya karşı yapıcı tepkiler geliştirmeleri teşvik edilir.

Bu aşamalara genellikle endişe yönetimi eğitimi eşlik eder – örneğin, derin nefes alma gibi insanların tekniklerini anksiyete kontrol etmek için öğretir. Eğer bu her şey dikkatli bir şekilde yapılırsa ve bir terapistin desteğiyle, korkulan durumlarla ilgili endişeyi ortadan kaldırmak mümkün olabilir.

Eğer BDT ya da davranış terapisine maruz kalırsanız, maruziyet sadece hazır olduğunuzda gerçekleştirilecektir; aşamalı olarak ve sadece sizin izninizle yapılacaktır. Ne kadar tutabileceğinizi ve ne kadar ilerleyebileceğinizi belirlemek için terapistle çalışacaksınız.

BDT ve davranışçı terapi, artan anksiyetenin geçici rahatsızlıklarından başka olumsuz yan etkilere sahip değildir, ancak terapist, istenen şekilde çalışabilmesi için tedavi tekniklerinde iyi bir şekilde eğitilmelidir. Tedavi sırasında, terapist muhtemelen ev ödevi verir – hastanın seanslar arasında çalışmasının gerekeceği özel problemler.

MB veya davranışsal tedavi genellikle 12 hafta sürer. Gruptaki insanların yeterince benzer sorunlara sahip olması koşuluyla, bir grup içinde gerçekleştirilebilir. Grup, çiftler ya da aile terapisi gibi destekleyici tedavi, bozukluğu olan diğer önemli kişileri eğitmek için yararlı olabilir. Bazen sosyal kaygısı olan kişiler de sosyal beceri eğitiminden yararlanırlar. Sosyal anksiyete bozukluğundan muzdarip bireyler, bilişsel ve davranışsal terapilerde yetkin olan bir sağlayıcı bulmalıdır.

İlaçlar

Psikoterapi ile birlikte uygun ve etkili ilaçlar da tedavide rol oynayabilir. İlaçlar, selektif serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI’ler) ve monoamin oksidaz inhibitörleri (MAOI’ler) gibi antidepresanların yanı sıra yüksek potensli benzodiazepenler olarak bilinen ilaçları içerir. Kendisini sadece başkalarının önünde yapmak zorunda kaldıklarında ortaya çıkan bir sosyal kaygı biçimine sahip olan bazı insanlar, daha yüksek tansiyonu kontrol etmek için daha sık kullanılan beta-blokerlerle desteklenmiştir.

Sosyal anksiyete bozukluğuna yönelik tedavilerin hemen işe yaramayacağını ve hiç bir planın tüm hastalar için iyi çalışmadığını anlamak önemlidir. Tedavi, her bireyin ihtiyaçlarına göre ayarlanmalıdır. Bir terapist ve hasta hangi tedavi planının en etkili olacağını belirlemek ve tedavi planının yolda olup olmadığını değerlendirmek için birlikte çalışmalıdır. Hastalar tedaviye farklı yanıt verdikleri için plana yönelik ayarlamalar bazen gereklidir. Genel olarak, uygun profesyonel yardım arayan çoğu birey için uzun vadeli iyileşme beklentileri iyidir.

Sosyal Fobi tedavisi
Sosyal Fobi tedavisi
sosyal fobi tedavisi

Sosyal Fobi Nedir? Tedavisi Nasıldır?

Sosyal fobi Sosyal Anksiyete Bozukluğu Nedir? Semptomlar, Tedavi, Prevalans, İlaçlar, İçgörü, Prognoz

Sosyal Anksiyete Bozukluğu (sosyal fobi), bugün dünyadaki en büyük üçüncü akıl sağlığı sorunudur.

Son epidemiyolojik verileri, sosyal kaygının herhangi bir zamanda nüfusun yaklaşık% 7’sini etkilediğini göstermektedir. Yaşam boyu yaygınlık oranı (yani yaşam boyu herhangi bir zamanda sosyal kaygı bozukluğunun gelişme şansı),% 13’ün biraz üzerindedir.

sosyal fobi Tanım

Sosyal fobi, diğer insanlarla etkileşimi içeren sosyal durumların korkusudur. Sosyal kaygının, diğer insanlar tarafından olumsuz olarak değerlendirilip değerlendirilmesinin korku ve endişesi olduğunu söyleyebilirdiniz. Yaygın bir rahatsızlıktır ve kişinin hayatının birçok alanında endişe ve korkuya neden olur. Kroniktir çünkü kendi başına gitmez. Sadece doğrudan bilişsel-davranışçı terapi beyni değiştirebilir ve insanların sosyal kaygının üstesinden gelmelerine yardımcı olabilir.sosyal fobi

sosyal fobi algıları

Sosyal kaygıları olan insanlar, başkaları tarafından, utangaç, sessiz, geri, geri çekilmek, engellenmek, düşmanca, gergin, ilgisiz ve ilgisiz olmak gibi birçok kişi tarafından görülür.

Paradoksal olarak, sosyal kaygıları olan insanlar arkadaş edinmeyi, gruplara dahil olmayı ve sosyal etkileşimlere dahil olmayı ve etkileşimde bulunmayı isterler. Fakat sosyal kaygıya sahip olmak, insanların yapmak istedikleri şeyleri yapabilmelerini engelliyor. Sosyal anksiyete sahibi insanlar samimi, açık ve sosyal olmak isterlerse de, onları geri tutan korku (endişe).sosyal fobi

Tetikleyici Belirtiler

Sosyal kaygılı kişiler genellikle aşağıdaki durumlarda ciddi sıkıntılar yaşarlar:

  • Başka insanlara tanıtılmak
  • Alay veya eleştirilmek
  • Dikkat merkezi olmak
  • Bir şey yaparken izlenmek veya gözlemlemek
  • Resmi, kamusal bir durumda bir şey söylemek zorunda
  • İnsanları yetki sahibi olarak toplantı (“önemli insanlar / otorite rakamları”)
  • Sosyal ortamlarda güvensiz ve yersiz hissetmek (“Ne söyleyeceğimi bilmiyorum”)
  • Utanç verici kolayca (örneğin, kızarma, sallayarak)
  • Diğer insanların gözleriyle buluşmak
  • Yutulması, yazılması, konuşulması, kamuya açık olması durumunda telefon görüşmesi yapılması
Bu liste semptomların tam bir listesi değildir – diğer belirtiler de sosyal kaygı ile ilişkili olabilir.

sosyal fobi Duygusal Belirtiler

Sosyal kaygıya eşlik eden duygular; kaygı, yüksek düzeyde korku, sinirlilik, otomatik negatif duygusal döngüler, yarış kalpleri, kızarma, aşırı terleme, kuru boğaz ve ağız, titreme ve kas seğirmelerini içerir. Şiddetli durumlarda, insanlar kendi bedenlerinin (genellikle yüz) kendilerini irrasyonel ve olumsuz olarak algıladıkları bir dismorphia geliştirebilirler.
Sürekli, yoğun anksiyete (korku) en sık görülen semptomdur.

sosyal fobi Içgörü

Sosyal kaygıya sahip insanlar tipik olarak kaygılarının akıl dışı olduğunu, gerçeklere dayanmadığını ve mantıklı bir anlam taşımadığını bilirler. Yine de, kaygı düşünceleri ve hisleri devam eder ve kroniktir (yani, gitme belirtileri göstermez). Uygun aktif, yapılandırılmış, bilişsel-davranışçı terapi bu soruna tek çözümdür. Yıllar süren araştırmalar, bu tip terapinin, beyindeki sinir yollarını kalıcı olarak değiştirmenin tek yolu olduğu sonucuna varmıştır . Bu herkes için kalıcı bir değişimin mümkün olduğu anlamına gelir.sosyal fobi

sosyal fobi Yardım aramak

Sosyal kaygı ve diğer anksiyete bozuklukları bugün başarıyla tedavi edilebilir. Bu problem için yardım ararken, bir uzman aramanızı öneririz – bu sorunu iyi anlayan ve nasıl tedavi edeceğini bilen biri.
Sosyal anksiyete tedavisi , üyelerin gruptaki “kaygı” hiyerarşileri üzerinde ve daha sonra diğer grup üyeleriyle gerçek yaşam durumlarında çalışabilecekleri aktif bir davranış terapisi grubunu içermelidir .
Sosyal kaygı tam olarak tedavi edilebilir bir durumdur ve etkili tedavi, iş ve sabır ile aşılabilir.sosyal fobi

sosyal fobi Terapi (Tedavi)

Sosyal anksiyete için bilişsel-davranışçı terapi önemli derecede başarılı olmuştur. Binlerce araştırma çalışması, şimdi, sosyal kaygıya özgü TCMB’nin tamamlanmasından sonra sosyal kaygı bozukluğu olan kişilerin değiştiğini göstermektedir. Artık korku ve endişeyle kontrol edilmeyen bir hayat yaşıyorlar. Uygun tedavi, insanların düşüncelerini, inançlarını, duygularını ve davranışlarını değiştirmede önemli derecede başarılıdır. Sosyal anksiyete bozukluğu olan kişi uyumlu olmalı ve bu bozukluğun üstesinden gelmek için gerekli olanı yapmalıdır.
Ulusal Ruh Sağlığı Vakfı tarafından finanse edilen kurumlar, davranışsal terapi grubu ile bilişsel terapi kullanarak çok yüksek başarı oranı bildirmektedir. Her ikisi de sosyal anksiyete bozukluğu ile ilişkili anksiyete belirtilerini hafifletmek için gereklidir.sosyal fobi

sosyal fobi ilaç

Sosyal anksiyete ilacı, sosyal kaygı bozukluğu olan herkes için değil, hepsi için yararlıdır. Sosyal kaygı için araştırmalar, anti-anksiyete ajanlarının kullanımını ve (muhtemelen) bazı antidepresanların BDT ile bağlantılı olarak en yararlı olduğunu göstermiştir. Aktif, yapılandırılmış bilişsel davranışçı terapi kullanmadan ilaç kullanımı uzun vadede faydası yoktur. Sadece BDT, beyindeki sinir yolu ilişkilerini kalıcı olarak değiştirebilir. Kullanılan terapi, insan beyninin yapılandırılmış şeklini “uydurmak” zorundadır.
Güncel araştırmalar, sosyal anksiyete bozukluğunun birçok antidepresan ilacının kısa vadede bile yararsız olduğunu göstermektedir. Sosyal-endişeli bireylerimizin yaklaşık% 15’i antidepresanlar tarafından desteklenmektedir. Sosyal anksiyete için yapılan büyük ölçekli ilaç çalışmalarının bazıları sorgulanmış ve ilk önce bu çalışmalar için ödenen aynı ilaç şirketleri tarafından pazarlanan ilaçların lehine çarpık olduğu bulunmuştur. Bu tür çalışmalar, çıkar çatışmalarıdır ve bunların sonuçları iyice sorgulanmalıdır.
Ayrıca, her bir kişi farklıdır ve sosyal anksiyete ve ilaçlarla ilgili çalışan genel bir kural yoktur. Sosyal kaygıya sahip tipik bir kişi için, ölçülebilir süreklilik boyunca “ortalama” bir kaygıya sahip olan kişi için, madde kötüye kullanımı öyküsü bulunmuyorsa, en etkili olmak için bir anti-anksiyete ajanı bulduk. Antidepresanlar, genel olarak, herhangi bir yerde de çalışmazlar. İlaç şirketlerinin terfi ettiği tipik bir superstititon, antidepresanların anti-anksiyete özelliklerine sahip olmasıdır. Bu doğru değil. Bir şey varsa, antidepresanların çoğu bir kişiyi daha fazla endişelendiriyor. Ancak, tüm insanlar ilaç istemiyor ya da ihtiyaç duymuyor. Son on yıldaki büyük değişikliklerden biri, sosyal kaygı için aktif tedaviye giren insanların ilaçları aşamalı olarak kullanmamalarıdır.sosyal fobi

Yine de, beyni değiştiren ve sosyal kaygının üstesinden gelmenize izin veren bilişsel ve davranışsal terapinin birleşimidir. İlaçlar sadece beyin kimyasını geçici olarak değiştirebilir ve bazı durumlarda faydalı olabilir. Bu çok genel bir öneridir ve ilaçlar söz konusu olduğunda psikiyatristinize danışmalısınız. Anti-anksiyete ajanlarının tanısal anksiyete bozukluğu olan kişilere bağımlılık yapmadığını anlayan birini bulmaya çalışın. Yirmi yıl içinde, yeterli bir temelin etkili olduğu belirlendikten sonra, bir anti-anksiyete ajanı dozunu arttırmış bir hastamız bile olmadı. Sosyal anksiyete hastalarına düşük dozda bir anti-anksiyete ajanı yardımı ile yardımcı olunabilir (bu amaçla düşük dozda lorazepam veya klonazepam tercih etmemizin bir nedeni vardır).BU TAVSİYE (yukarıda) sadece tanınabilir (DSM-5:) sosyal anksiyete bozukluğu olan kişiler için geçerlidir.  Bunu diğer akıl sağlığı bakım koşullarına genellemezsiniz.sosyal fobi

Bilişsel Davranış Terapisine Uyum

Bilişsel-davranışsal (rasyonel) terapinin yapılması zor değildir ve katılımcılar tarafından bu şekilde görülmemiştir. Terapiye uymayan ilk faktör, “Bunu her gün yapmayı hatırlayamıyorum” ve “Anında sonuç göremediğim bir şeye taahhüt etmekte zorlanıyorum”. Psikolog veya grup liderinin bu irrasyonel argümanlara zamanla test edilmiş çözümleri olmalıdır.sosyal fobi

sosyal fobi prognoz

Prognoz belirgin olarak iyidir. CBT eğitimini tamamlayan insanlar, kontrol gruplarına kıyasla yüksek bir başarı oranı bildiriyor. BDT davranışçı terapi bittikten sonra insanlar ilerlemeyi rapor etmeye devam ettiler. Çalışmalar art arda, tedavi uyumluluğunun (yani, kişinin öngörülen tedaviyi gerçekleştirdi mi?) Başarının anahtar unsur olduğunu gösterir. Farklı terminolojiyi kullanarak, sosyal anksiyeteyi tedavi ile tekrarlayan yönleri anlayan ve takip eden kişiler, endişeli duygu ve düşüncelerin azaltılmasında en olumlu değişiklikleri rapor ederler. Rasyonel kavramların, stratejilerin ve yöntemlerin (ve bunların uygulanmasının) tekrarı ve pekiştirilmesi, sosyal kaygı bozukluğunu uzun vadede hafifletmenin anahtarıdır.
İnsanlar bilişsel stratejilere sadık kaldıkları ve pratik olarak hayatlarına uyguladıkları takdirde sosyal kaygının üstesinden gelebilirler.sosyal fobi

sosyal fobi farklı Tanı ve Komorbidite

Sosyal anksiyete bozukluğu, DSM-5’te listelenen beş ana kaygı bozukluğundan biridir.
Sosyal kaygı panik bozukluğu ile pek çok kez karışmaktadır. Sosyal kaygıları olan insanlar panik atak geçirmezler (anksiyete atakları yaşayabilirler), ki buradaki asıl korku tıbbi bir problemi (örneğin kalp krizi) geçirir. Sosyal kaygıya sahip insanlar, yaşadıkları endişenin ve korkunun olduğunu fark ederler. “Korkunçtu ve panikledim” gibi şeyler söyleyebilirler, ama sorgulandığında, çok endişeli hissetmekten bahsediyorlar. Tıbbi bir problem yaşama korkusundan bahsetmiyorlar. Sosyal kaygısı olan kişiler kaygı durumunun ardından hastaneye acil servislere gitmezler. Panik bozukluğu olan kişiler birçok kez hastanenin acil servislerine veya doktor ofislerine giderler.
Yüksek oranda alkolizm ve diğer madde bağımlılığı oranları, aile güçlükleri ve sorunları, kişisel ilişkilerin yokluğu ve istihdam elde etme ve sürdürmede zorluklar, sosyal kaygı bozukluğu olan birçok insanın yaşadığı günlük sorunlar arasındadır.sosyal fobi

Büyük bir problem

Profesyonel ve bilgili terapistlerin eksikliği, sosyal kaygının üstesinden gelmenin en büyük ve en önemli sorunudur. Bu yapılabilir ve çok sayıda klinik ve araştırma kanıtı bunu desteklerken, bu kalıcı anksiyete bozukluğu olan kişiler için tedavi tesislerinin kıtlığı nedeniyle sosyal kaygıların üstesinden gelmek zordur .
Çoğu zaman, etkili bir terapinin – ister bir psikologdan isterse lisanslı olmayan bir kişiden olsun – sadece bu bozukluğu kendi başlarına yaşayan kişilerden geldiği sonucuna varıyoruz. Yirmi yıllık deneyim, bu bozukluğu yaşayan ve üstesinden gelen insanların, en iyi grup liderlerini oluşturduğuna işaret etmektedir.sosyal fobi
sosyal fobi
sosyal fobi
sosyal fobi artıyor

Sosyal Fobi psikolog tavsiye / sosyal fobi nedir?

Sosyal Fobi psikolog tavsiye / sosyal fobi nedir?

Sosyal kaygı, diğer insanlar tarafından olumsuz olarak değerlendirilip değerlendirilmekten korkma, yetersizlik, aşağılık, öz-bilinç, utanç, aşağılama ve depresyon duygularına yol açıyor.Sosyal Fobi psikolog tavsiye

Eğer bir kişi genellikle sosyal durumlarda endişeli (irrasyonel) hale gelirse, ama yalnız olduklarında daha iyi görünürse, o zaman “sosyal kaygı” problem olabilir.

Üçüncü En Büyük Zihinsel Sağlık Problemi

sosyal fobi artıyor
sosyal fobi artıyor

Sosyal anksiyete bozukluğu geçmiş tahminlerin bize inanmamıza neden olduğundan çok daha yaygın bir sorundur. Dünyanın her yerinden milyonlarca insan, her gün bu yıkıcı ve travmatik durumdan ya özel bir sosyal kaygıdan ya da daha genelleşmiş bir toplumsal kaygıdan muzdariptir.

Amerika Birleşik Devletleri’nde, epidemiyolojik çalışmalar, geçtiğimiz günlerde depresyon ve alkolizmden sonra sosyal kaygı bozukluğunu amerika da ki en büyük üçüncü psikolojik bozukluk olarak belirlemiştir. Nüfusun yaklaşık% 7’sinin şu anda bir tür sosyal kaygı yaşadığı tahmin edilmektedir. Bu bozukluğun gelişiminde yaşam boyu yaygınlık oranı% 13-14’dür.Bu oran Türkiye için de benzer sonuçlar olabileceği ön görülüyor. Sosyal Fobi psikolog tavsiye

Özel ve Genelleştirilmiş Kaygılar

Spesifik bir toplumsal kaygı, grupların önünde konuşma korkusu olurken, genel toplumsal kaygısı olan insanlar, hemen hemen tüm sosyal durumlarda kaygılı, sinirli ve rahatsızlık vericidir.

Sosyal kaygılı kişilerin bu bozukluğun genelleşmiş tipine sahip olması daha yaygındır. Beklenti kaygısı, endişe, kararsızlık, depresyon, utanç, aşağılık ve kendini suçlama duyguları çoğu yaşam koşulunda yer aldığında, genel bir toplumsal kaygı biçimi iş başındadır.psikolog tavsiye

Sosyal Anksiyete Bozukluğu Belirtileri

Bu bozukluğu olan kişiler genellikle aşağıdaki durumlarda önemli duygusal sıkıntılar yaşarlar:

  • Başka insanlara tanıtılmak
  • Alay veya eleştirilmek
  • Dikkat merkezi olmak
  • Bir şey yaparken izlenmek
  • İnsanları yetki sahibi olarak toplantı (“önemli insanlar”)
  • Özellikle yabancılar ile karşılaşmalar
  • Bir daire içinde odaya (veya masaya) gitmek ve bir şey söylemek zorunda kalmak
  • Kişilerarası ilişkiler, arkadaşlıklar olsun ya da romantik olsun

Bu liste kesinlikle semptomların tam listesi değildir – diğer hisler de sosyal kaygı ile ilişkilendirilmiştir.

Sosyal kaygıya eşlik eden fizyolojik belirtiler arasında yoğun korku, yarış kalbi, kırmızı veya kızarma , aşırı terleme, kuru boğaz ve ağız, titreme (bir bardak suyu toplama korkusu veya yemek yapmak için gereçler kullanmak), güçlükle yutma ve Özellikle de yüz ve boyun çevresinde kas seğirmeleri.Sosyal Fobi psikolog tavsiye

Uzak olmayan sürekli, yoğun kaygı en yaygın özelliktir.

Sosyal anksiyete bozukluğu olan kişiler, kaygılarının akıl dışı olduğunu ve rasyonel (yani bilişsel) bir anlam taşımadığını bilirler. Yine de, bir şeyi “bilmek”, “inanmak” ve “hissetmek” gibi bir şeyle aynı şey değildir.

Dolayısıyla, sosyal kaygısı olan insanlar için endişe duyguları ve duyguları devam ediyor ve sosyal-endişeli insanların “hayatlarını her gün korkuları ile yüz yüze kaldıkları” gerçeğine rağmen gitme belirtileri göstermiyorlar.

Sosyal anksiyete bozukluğunu, en büyük kaygı bozukluğunu ve az sayıda insanın herhangi bir şey bildiği bir şeyi hafifletmek için sadece uygun tedavi çalışmaktadır.

Bu konuda destek mi istiyorsunuz. bizi doğrudan arayın Sosyal Fobi psikolog tavsiye

Sosyal Fobi nedir?

[fruitful_tabs type=”vertical” width=”100%” fit=”false”] [fruitful_tab title=”TANIMI VE TARİHSEL KÖKENLERİ”]

Sosyal Fobi nedir?

Sosyal Anksiyete (kaygı) Bozukluğu ya da sık kullanılan adıyla Sosyal Fobi bireyin başkaları tarafından yargılanabileceği kaygısını taşıdığı, toplumsal ortamlarda mahcup ya da rezil olacağı düşüncesi ve bu konuda belirgin ve sürekli korkusunun olduğu bir kaygı bozukluğudur.

[/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”DSM ÖLÇÜTLERİ”]

DSM-IV   tanı kriterleri

DSM-IV‘e göre sosyal fobi tanı kriterleri

A. Sosyal ortamlarda ya da performans gerektiren durumlarda veya tanımadık insanlar önünde çıkan belirgin ve inatçı korku. Kişi burada aşağılanmasına veya utanmasına neden olabilecek biçimde davranacağından ya da anksiyete belirtileri göstereceğinden korkar. Not: Çocuklarda, tanıdık kişilerle yaşına uygun toplumsal ilişkilere girebilme becerisi olmalı ve anksiyete yalnızca erişkinlerle olan ilişkilerde değil, akranları ile olan ilişkilerle de ortaya çıkmalıdır.

B. Korkulan toplumsal durumla karşılaşma hemen her zaman anksiyete doğurur. Bu duruma bağlı ya da durumsal olarak yatkınlık gösteren bir panik atak biçimini alabilir. Not: Çocuklarda anksiyete, ağlama, huysuzluk yapma, dona kalma veya tanıdık olmayan insanların olduğu toplumsal durumlardan uzak durma olarak dışa vurulabilir.

C. Kişi, korkusunun aşırı veya anlamsız olduğunu bilir. Not: Çocuklarda bu özellik olmayabilir.

D. Korkulan toplumsal veya performans durumlarında kaçınma, kaygılı beklenti ya da sıkıntının kişinin olağan günlük işlerini, mesleki işlevselliğini (ya da eğitim ile ilgili olan), toplumsal etkinliklerini veya ilişkilerini bozar veya fobi olacağına dair yoğun bir sıkıntı vardır. 18 yaşın altındaki kişilerde süresi en az altı aydır.

E. Korku veya kaçınma bir maddenin (örneğin kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi amaçlı kullanılabilen bir ilaç) doğrudan fizyolojik etkilerine veya genel tıbbi durumuna bağlı değildir ve başka bir mental hastalıkla daha iyi açıklanamaz (örneğin, agorafobi ile birlikte olan ya da olmayan panik bozukluğu, ayrılma anksiyetesi bozukluğu, vücut dismorfik bozukluğu, yaygın bir gelişimsel bozukluk ya da şizotipal kişilik bozukluğu)

F. Genel bir tıbbi durum veya başka bir mental bozukluk varsa A tanı ölçütünde sözü edilen korku bununla ilişkisizdir. Örneğin kekemelik, parkinson hastalığındaki titreme, veya anoreksia nervosa ya da bulimia nervosadaki anormal yeme davranışına ait korku değildir.

DSM 5

A ) Sosyal ortamlarda ya da performans gerektiren durumlarda veya tanımadık insanlar önünde çıkan belirgin ve inatçı korku. Kişi burada aşağılanmasına veya utanmasına neden olabilecek biçimde davranacağından ya da anksiyete belirtileri göstereceğinden korkar.

Not: Çocuklarda, tanıdık kişilerle yaşına uygun toplumsal ilişkilere girebilme becerisi olmalıdır.Anksiyete yalnızca erişkinlerle olan ilişkilerle değil, akranları ile olan ilişkilerle de ortaya çıkabilir.

B ) Korkulan toplumsal durumla karşılaşma hemen her zaman anksiyete doğurur. Bu duruma bağlı veya durumsal olarak yatkınlık gösteren bir panik atağı biçimini alabilir.

  • Not: Çocuklarda anksiyete,ağlama,huysuzluk yapma,dona kalma veya tanıdık olmayan insanların olduğu toplumsal durumlardan uzak durma olarak dışa vurulabilir.
  • Korkulan toplumsal veya performans durumlardan kaçınır veya yoğun anksiyete veya sıkıntı ile katlanılabilir.

C ) Kişi korkusunun aşırı veya anlamsız olduğunu bilir.

D ) Korkulan toplumsal veya performans durumlarda kaçınma, kaygılı beklenti veya sıkıntının kişinin olağan günlük işlerini, mesleki işlevselliğini (ya da eğitim ile ilgili olan), toplumsal etkinliklerini veya ilişkilerini bozar veya fobi olacağına dair yoğun bir sıkıntı vardır. 18 yaşın altındaki kişilerde süresi en az 6 aydır

E ) Korku veya kaçınma bir maddenin (örneğin kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi amaçlı kullanılabilen bir ilaç) doğrudan fizyolojik etkilerine veya genel tıbbi bir duruma bağlı değildir ve başka bir mental hastalık ile daha iyi açıklanamaz. (örneğin, agorafobi ile birlikte olan veya olmayan panik bozukluğu)

F ) Genel bir tıbbi durum veya başka bir mental bozukluk varsa bile A tanı ölçütünde sözü edilen korku bununla ilişkisizdir. Örneğin;kekemelik, parkinson

[/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”TİPLERİ/ÇEŞİTLERİ”] Tab 1 content place [/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”SIKLIK VE YAYGINLIK”]

görülme sıklığı

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Fransa’da yürüttüğü bir epidemiyolojik çalışmada sosyal fobinin %14.4’lük yaşam boyu prevalans oranı ile en sık görülen üçüncü ruhsal bozukluk olduğu saptanmıştır

Sosyal fobik hastaların %75-80’inde yaşamlarının bir döneminde başka önemli ruhsal rahatsızlıklar görülmesi rahatsızlığın önemini ortaya koymaktadır. Klinik olarak sosyal fobiyi karşılamasa da sosyal fobi benzeri belirtilerin de toplum içinde sıklığının yüksek olduğu bilinmektedir. Sosyal fobinin bir benzeri olan topluma karşı konuşma anksiyetesinin oranı klinik sosyal fobi oranlarından çok daha yüksektir (%34).

Sosyal Fobi’nin yaşam boyu görülme oranı % 2-13. Kadınlarda daha sık görüldüğü ancak klinik başvuruda  erkeklerin daha fazla oranda olduğu belirtilmektedir. Başlama yaşı 2-6 ve 11-13 yaş aralığıdır. Sosyal fobi alt tipine göre değişmekle birlikte erken  ve geç ergenlik dönemi arasında başlar (10-17 yaş). Sosyal Fobi’de genetik yatkınlık  % 30

[/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”BELİRTİLERİ VE NEDENLERİ”]

Sosyal fobi olanların fiziksel Belirtiler

  1. Kalbin hızlı atması
  2. kızaran
  3. kan basıncının artması
  4. titreme
  5. ellerin buz kesmesi
  6. diyare
  7. terleme
  8. karın ağrısı
  9. nefes almada güçlük
  10. baş dönmesi
  11. ağız kuruluğu
  12. kas gerginliği

nedenleri

Bilinen tek bir sebebi yoktur. Araştırmacılar biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin bu fobinin gelişiminde rol oynadığını ileri sürmektedir

1.biyolojik sebepler

Sosyal anksiyete serotonin dengesizliğiyle ilişkili olabilir. Serotonin bir nörotransmiterdir. Nörotransmiterler, sinir hücreleri arasındaki haberleşmeye yardımcı olan kimyasallardır. Eğer dengeleri bozulursa, bilgiler beyinde gerektiği gibi iletilmez. Bu da stresli durumlarda beynin reaksiyonunu değiştirebilir, örneğin anksiyeteye sebep olabilir. Sosyal anksiyete genetik de olabilir.

2.çevresel

Sosyal anksiyete bozukluğu olanlar başkalarının davranışlarının sonucunda başlarına geleni (örneğin; alay konusu olma gibi) gözlemleyerek bu fobiyi geliştirmiş olabilirler. Ayrıca ebeveynleri tarafından aşırı korunmuş çocuklar normal gelişim sürecinde öğrenilen bazı sosyal becerileri yeterince geliştiremeyebilirler.

3.psikolojik

Sosyal fobinin gelişimi geçmişte gerçekleşmiş utanç verici veya küçük düşürücü bir olay sonucu gerçekleşmiş olabilir.

SOSYAL FOBİNİN ETİYOLOJİSİ-KURAMLAR AÇISINDAN SOSYAL FOBİ’NİN NEDENİ

PSİKANALİTİK AÇISINDAN SOSYAL FOBİ

Freud tarafından nasıl tanımlandığını görelim.
“Anksiyete ; Kaynağı bilinemeyebilen bir tehlikeyi bekleme veya tehlikeye hazırlanma özel durumunu anlatır. ‘Korku‘; korkulacak belli bir nesneyi gereksinir. ‘Ürküntü’ ise; Kişinin tehlikeli bir duruma kendisini ona hazır hissetmeksizin girmeyi beklediği durumu anlatır; sürpriz etkeni vardır (Gabbard 1979).”

Psikodinamik akımın genel olarak fobilere açıklaması şu şekilde özetlenebilir: cezalandırılma tehlikesi içeren yasaklanmış cinsel veya saldırgan dürtüler bilince gelme tehlikesi doğduğunda uyarı anksiyetesi doğar, bu da yer değiştirme,yansıtma ve kaçınma savunma mekanizmalarını harekete geçirir ve fobik rahatsızlık denilen durum ortaya çıkar (Gabbard1994). Bu savunma mekanizmaları yasaklanmış arzuyu bir kez daha bastırarak ortadan kaldırsa da bunun bedeli fobik nevroz olur. Aynı mekanizmayla klasik psikanalitik perspektiften sosyal fobi belirtileri,kabul edilemez nitelikteki bilinçdışı arzu ve fantazilerle bunlara karşı gelişen savunmaların bir ürünüolarak görülür (Gabbard 1992).

Bu genel düzenek içinde sosyal fobide dinamik olarak 3(üç) temel etken üzerinde durulmaktadır.

1.Utanç yaşantılarıSosyal fobik hastalarda bilinçdışı olarak dikkat çekme ve çevreden onaylayıcı tepkiler alma isteği yoğundur. Bu arzu otomatik olarak onaylayıcı olmayan ebeveyn tarafından utandırılma veya eleştirilme duygusunu doğurmaktadır. Bu hayali aşağılanma veya utandırılmadan kaçınabilmek için sosyal fobikler başkalarından onaylama göremeyecekleri riskinin olduğunu düşündükleri durumlardan ve ortamlardan kaçınırlar.

2.suçluluk duyguları:Sosyal fobisi olan bazı bireyler bilinçdışı olarak diğerleriyle olan ilişkilerinde karşıdan tam ve mükemmel bir ilgi için saldırgan bir talepkarlık sergilerler. Bu talebe tüm rakipleri korkutarak kaçırma veya yok etme arzusu eşlik eder. Suçluluk duyguları sıklıkla bu rakiplerin yerini alabilme kapasitesindeki yetersizlikten kaynaklanan utançla birbirine karışmış haldedir.

3.ayrılma anksiyetesi: Sosyal fobisi olan birçok birey bağımsız olma ve yeni insanlarla kaynaşmanınebeveyn veya yakınlarının sevgisini yitirme anlamına geleceğinden korkar. Anne-bebek çalışmalarında çocukta zaman zaman anne hiç bir  harekette bulunmamasına karşılık annelerinin onları terk edeceği korkusuyla ani anksiyete tepkileri çıkabildiği görülmüştür. Mahler bunu “anneden ayrılma ve otonom olma arzusunun emosyonel olarak aynı zamanda annem beni terk etmek istiyor anlamına geldiği” şeklinde açıklamıştır. Bu araştırmalarda sıklıkla annenin de çocuğun otonomi eğiliminden rahatsız olduğu ve otonomi arayışına olumsuz tepki verdiği görülmüştür. Annenin bu duyarlılığını şöyle sözelleştirebiliriz: “sen benimle bir şey paylaşmak istemiyorsan, ben de seninle bir şey yapmak istemiyorum.” Bu doğal gelişimsel korkular ebeveyn veya temel bakıcıların gerçek aşırı reddedici tutumlarıyla daha da pekiştirilirse, çocuk her türlü otonomi girişiminin terkedilmeyle sonuçlanacağı duygusuyla dolar. Dış dünyadaki insanlarla ilişki kurmaktan kaçınırak onu besleyen temel figürlerin katastrofik olabilecek redlerinden kaçınmaya çalışır.

Tüm bu dinamikler göz önüne alındığında sosyal fobiklerdeki anne, baba, temel bakıcılarla ilişkilerle gelişen iç nesne (object) temsilcileri (represantations) utandıran, eleştiren, aşağılayan, alay eden, terk eden nesnelerdir.  Bu içe atımlar erken yaşamda stabilleşir ve daha sonra tekrar tekrar kişinin çevresindeki insanlara yansıtılır ve bu insanlardan kaçınılır. Diğer insanları bu şekilde algılamaya doğuştan gelen bir eğilim olsa da belli bir dereceye kadar olumlu bir erken yakın çevre bu eğilimi törpüleyebilir. Ama bir de yakın çevreyi oluşturan yetişkinler doğuştan gelen bu kalıbı destekleyen ve besleyen davranışlar gösterirlerse birey giderek daha korkulu hale gelir ve sosyal fobi gelişir. Bakıcılar çocuğun korkularına duyarlı olur ve bunu telafi ederlerse, içe atılanlar daha yumuşak, daha az tehditkar olur ve tam bir sosyal fobi gelişimi gerçekleşmez.

KOGNETİF MODEL AÇISINDAN SOSYAL FOBİ 

Kognitif olarak sosyal fobinin en temel özelliği kişinin çok güçlü bir biçimde çevresinde özel bir olumlu izlenim

bırakma isteği duyması ama diğer yandan da bunu gerçekleştirebilme yeteneğine olan belirgin güvensizliktir (Clark ve Wells 1995). Sosyal fobikler insanların önündeyken uygun olmayan bir biçimde davranacakları ve bunun da reddedilme, değer ya da statü kaybına ya da önem verdikleri kişisel hedeflere ulaşmada başarısızlığa yol açacağını düşünürler (Clark 1999)

Bu kişiler sosyal performansla ilgili aşırı derecede yüksek standartlara sahiptirler: “konuşmam kusursuz biçimde akıcı olmalı”, “daima zeki ve parlak görünmeliyim” gibi. Sosyal fobiklerin sosyal ortamla karşılaştıklarında ortaya çıkan “söylediklerim aptalca”, “sıkıcıyım”, “beni sevmediler”, “sıkıntılı olduğumu farkettiler” gibi otomatik düşünceleri koşullu inançlarıyla bağlantılıdır. Bu olguların sahip oldukları koşullu
inançlara örnekler: “eğer birisine farklı birşeyler söylersem, bana aptal derler ve reddederler”, “eğer saygılı görünürsem, insanlar hakkımda kötü düşünürler” gibidir. Daha altta yatan temel koşulsuz inaçları ise “ben sıkıcı, farklı ve tuhafım”, “ben can sıkıcıyım”.

Sosyal fobik birey diğerleri tarafından olumsuz değerlendirilme tehlikesi içinde olduğunu düşündüğünde dikkati kendisini gözleme ve
değerlendirmeye odaklanır. Bu dikkat kayması, o anda anksiyetesine bağlı olarak ortaya çıkan tepkilerinin ve
kendisiyle ilgili farkındalığın artışı çevreyi ve diğer insanların davranışlarını düzgün değerlendirememesine yol açar. sosyal fobik hastalar aşağılanmış hissetmekle aşağılanmayı, kontrolsüz hissetmeyle gerçekten kontrolsüzlüğü, anksiyeteli hissetmekle anksiyeteli görünmeyi birbirine eş tutarlar.

DAVRANIŞÇI MODEL AÇISINDAN SOSYAL FOBİ-

Sosyal fobinin etiyolojisi ile ilgili davranışçı görüş üç yolla bu rahatsızlığın gelişebileceğini öngörür

1.doğrudan koşullanma:Doğrudan koşullanma sosyal ortamlarda kişinin travmatik bir deneyim yaşamasıyla oluşur ve yapılan çalışmalarda yaklaşık %50 oranında hastada böylesi doğrudan travmatik sosyal yaşantılar saptanmıştır.

2.gözlemsel öğreneme: Gözlemsel öğrenmede kişi sosyal ortamda olumsuz bir deneyim yaşayan kişiyi gözleyerek korkulu hale gelir.

3.bilginin aktarımı: Bilgi aktarımında ise sözel ya da sözel olmayan yolla yani tutumlarla sosyal ortamların tehlikeli olduğu bilgisinin kişiye aktarılması yoluyla sosyal korkuların kazanılması söz konusudur

[/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”GİDİŞAT VE SONLANIM”] Büyük ölçüde değişkenlik gösterir

sonlanımı  bozulan işlevselik ve ektanlı diğer hastalıklara göre değişkenlik gösterir [/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”AYIRICI TANI VE EKTANILAR”] Ayirici Tani

Özgül fobi ve sosyal fobiyi normal çekingenlik ve uygun korkudan ayirtetmek gerekir. DSM IV, hastanin fonksiyonlarinin kabiliyetini bozan semptomlarin uygun olup olmadigini ayirabilmesine yardim eder. Panik ataklarda çarpinti, gögüs agrisi ve basinç hissi daha fazla görülürken, SF’de terleme, yüz kizarmasi ve agiz kurumasi daha sik görülmektedir. (Amies ve ark. 1983., Reich ve ark. 1988)

Fobi gelistirebilecek olan psikiyatri disi tibbi durumlar, madde kullanimini (özellikle hallüsinasyonlar ve sempatomimetikler) M.S.S. i tümörleri ve serebrovasküler hastaliklari içermektedir. Bu örneklerde fobik semptomlarda fiziksel, nörolojik ve mental durum muayenesi üzerinde ilave subjektif bulgular yoklugu tesbit edilir.

Sizofreni de, özgül ve SF in her ikisinden de ayirici tanisi yapilmalidir. Sizofrenik hastalarda psikozlarin bir parçasi olarak fobik semptomlara sahip olabilirler. Fobik hastalar korkularinin anlamsiz oldugunu idrak ederler. Ayrica sizofreni de görülen diger psikotik semptomlar ve bizar hezeyanlar yoktur.

Özgül ve sosyal fobinin ayirici tanisinda klinisyenler PB’u, agorafobi ve çekimser kisilik bozuklugu üzerinde durmalidirlar. DSM IV bu durumlarda PB, Agorafobi, SF ve özgül fobinin ayirici tanisinda bireysel vakalarin zor olabilecegi ve klinisyenin bu durumlarda klinik becerisini kullanmasini tavsiye etmistir. PB’u ve atipik depresyonu da bulunan hastalarda MAOI’leri daha yararli bulunmaktadir. (Liebowitz ve ark. 1985b)

Genellikle, özgül fobili veya yaygin olmus sosyal fobilerde, fobik stimulusla karsilasir karsilasmaz ortaya çikan anksiyeteye egilim vardir. Daha da ilerisi, onlarin anksiyete veya panikleri belirli durumlarla sinirlandirilmistir ve genelde, hastalar fobik stimulusla karsilasmadigi veya beklentisel bir uyaranin olusmadigi durumlarda anormal bir anksiyeteye girmezler.

Agorafobik bir hasta ekseriya anksiyete uyaran durumda diger bir sahsin bulunmasi ile teselli bulur ve yatisir. SF li sahis ise, diger insanlarin bulunmasi ile daha çok anksiyete içine girer.

PB da ve agorafobide solunum düzensizlikleri, bas dönmesi, bogulma hissi ve ölüm korkusu hissederken, SF li sahislarda ise kizarmak, utanmak, kas segirmeleri ve dikkatle incelenmeye bagli semptomlari tasir.

Çekimser kisilik bozuklugu ile SF in ayirici tanisi zor olabilir ve ilave görüsmeler ve psikiyatrik anamnez gerektirir.

Özgül Fobi

Özgül fobinin ayirici tanisinda diger hastaliklarda gözönünde bulundurulmalidir. Bunlar arasinda hipokondriazis OKB, ve paranoid kisilik bozuklugu bulunur.

Hipokondriazisde bir hastaliga sahip olmaktan korkulurken, özgül fobide hastaliga yakalanmis olmaktan duyulan bir korku vardir.

OKB’lu bazi hastalarda açik davranislar varken, özgül fobinin davranislari müphemdir, karisiktir. Mesela, OKB’lu bir hasta, biçaklardan kaçinabilir. Çünkü bu hastalar çocuklarinin öldürebilecekleri ile ilgili kompulsif bir düsünceye sahiptirler. Özgül fobili hastalarda ise kendi kendilerini kesme korkusu nedeni ile biçaklardan kaçinirlar.

Paranoid kisilik bozuklugu özgül fobiden ayristirilmalidir. Paranoid kisilik bozuklugundaki hastalarin genellesmis bir korkulari vardir.

Sosyal Fobi

Sosyal fobi iki ilave hastaliktan ayirici tani yapilmalidir. Bunlar major depressif bozukluk ve sizoid kisilik bozuklugudur. Sosyal uyaranlardan kaçmak, depresyonun bir semptomudur.

Sizoid kisilik bozuklugunda, sosyalizasyon istenmez , sosyal olmaktan korkulmaz, bu durumda kisiye kaçingan sosyal davranislara götürür.

Klinik Seyir ve Prognoz

SF ve özgül fobinin klinik seyri ve prognozuyla ile ilgili detayli bilgiler yoktur. Çünkü bu hastaliklar son yillarda göreceli olarak önemli mental hastaliklar kategorisine alinmistir. Fobilerin farmakoterapiler ve özgül psikoterapiler ile tedavi ile bilgilerden sonra klinik seyir ve prognoz hakkinda ancak bilgi sahibi olunabilecektir. Maalesef ileri tedavi stratejileri için kontrollü çalismalar yoktur.

Fobik bozukluklar, daha önceden kabul edilen daha çok morbiditeye sahiptir. Fobik davranisin derecesi ile ilgili olarak, sahsin fonksiyon kabiliyeti ile yakindan iliskilidir. Bu tip sahislar ekonomik olarak baskalarina bagimli olabilir. Mesela adultler bu durumdadir ve bu ekonomik bagimlilik onlarin sosyal hayatlarinda beklentisel basarilarini, toplumla iliskilerini ve okul performanslarini çesitli derecelerde bozmaktadir.

Madde kullanim bozukluguna bagli olarak da, prognoz ve klinik seyir degisiklikler arzetmektedir.
[/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”KOMPLİKASYONLAR-İNTİHAR”] Tab 2 content place [/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”TEDAVİ”]

Tedavi-etkili tedavi yöntemleri

Içgörü Yönelimli Psikoterapi

Psikanalizin gelisiminin baslangiç dönemlerinde ve dinamik yönelimli psikoterapide, teorisyenler fobik nevrozun tedavisinin ancak bu metodlarla yapilmasi gerektigine inanirlardi. Çünkü bu bozuklugun kaynaginda ödipal çatismanin yattigini düsünmekteydiler.

Son zamanlarda, hernasilsa, terapistler kabul ettiler ki, bilinçdisi çatismalarin analizi ve açiga çikarilma gelismeleri sürecinde, hastalar süratli bir sekilde fobik semptomlarindan kurtulmaktadirlar.

Herseyin üzerinde fobik uyarandan kaçinmaya devam etmek suretiyle, anksiyetelerini hastalar belirli derecede disari da birakabilmektedirler.

Freud ve Sandor Ferenczi’in her ikisi de bu durumu kabul etmislerdir. Yapilanmis olan bu semptomlar analiz süreci içerisinde gelisirse, terapistler analitik rollerinin ötesine geçmeli ve aktif bir sekilde fobik hastalarini zorlamali ve içgörü ile sonuçlanan anksiyete tecrübelerini ve fobik durumlarin disini arastirmaya sevketmelidir. O zaman, psikiyatristler genellikle terapistin rolünün derecesinin boyutlarini tartismislardir. Çünkü terapist basarili sekilde fobik anksiyeteyi tedavi etmeyi istemektedir.

Psikodinamik içgörü yönelimli psikoterapi tekniginin temel özelligi, olayin yalniz basina fobik semptom üzerine oturmamis olmasidir. Fakat bu tedavi yönteminde tedavi metodunun kullanimi ile yasam kaliplari hastanin ego yapisini pozitif bildirimleri üzerine de yapilanmistir. (Gabbard 1990)

Içgörü yönelimli tedavi hastanin fobisinin kaynagini anlamasina yardimci olur. Ayrica elde edilen sekonder kazançlar, direncin rolünü ve anksiyete olusturan uyaranlarla birlikte saglikli yasam yollarinin arastirilmasini hastaya gösterir.

Diger Terapiler

Hipnoz, destekleyici tedavi ve aile tedavisi fobilerin tedavisinde yararli olabilir. Hipnoz, fobik objenin tehlikesiz oldugu ile ilgili terapistin telkinlerini güçlendirmesinde kullanilmistir. Ayrica otohipnoz ile fobik objenin olusturdugu olumsuz duygular ortaya çiktiginda relaksasyon metodunun kullanarak düsüncesini degistirebilir.

Destekleyici psikoterapi ve aile terapisi tadavi esnasinda fobik objeye karsi aktif bir sekilde karsi gelmek isteyen hastanin yardim istegine genellikle yardimci olmaktadir. Bu terapi yönteminde sadece, hastanin tedavisine ailenin yardimini ortaya çikarmaya yönelik bir aile terapisi yapilmayip ailenin de hastanin problemlerinin tabiatini anlamasina yardimci olunmaktadir.

S.F. in tedavisinde farmakoterapi ve psikoterapi birlikte kullanilirlar. (Mavissakalian ve Michelson 1986b., Telch ve ark. 1985., Zitrin ve ark. 1980) Performans durumuna bagli tabi ve yaygin sosyal fobi için çesitli yaklasim tarzlari gelistirilmistir. Bazi çalismalarda, yalniz basina uygulanan psikoterapi veya farmakoterapi ile her ikisinin birlikte uygulandigi kombine terapiler karsilastirilmistir. Kombine terapilerin daha yararli oldugu iddia edilmistir. (Gelertnter ve ark. 1991., Wlazlo ve ark. 1990., Mattick ve ark. 1989))

Bu sonuçlar bütün hastalar ve bütün durumlar için söz konusu degildir.

Birkaç iyi kontrol edilmis çalismada MAOI leri, özellikle phenelzine(Nardil), sosyal fobinin yaygin tedavisinde yararli oldugu tesbit edilmistir. (Liebowitz ve ark. 1992) Diger ilaçlarin da iyi sonuçlar verdigi rapor edilmistir. Bunlardan çok iyi kontrol edilmis çalismalar degildir. Bunlardan alprazolam (Xanax), traylcypromine (Versiani ve ark. 1988), klonezepam (Klonopin) ve SSRI (seratonin spesifik Reuptake Inhibitörü) ler mevcuttur. Bu ilaçlarin dozu depresyonda kullanilan dozlarin aynisidir ve bu ilaçlarda cevaplar 4 ila 6 hafta içinde alinir. Bazi bilgilere göre trisiklik antidepresanlar ve buspiron (Buspar) sosyal fobide etkin bulunmamistir. Bu bilgiler de yetersizdir.

SF in yaygin tipinde pikoterapi genellikle bilissel davranissal tedavi yöntemlerinin kombinasyonu olarak uygulanir. Bu yaklasimlardan bilissel açiklama, duyarsizlastirma, seans esnasinda prova yapmak ve ev ödevleri vermek teknikleri uygulanir.

Performans durumu ile baglantili SF nin tedavisinde genellikle, fobik uyarana yüzlestirmeden önce kisa süreli b-adrenerjik reseptör antagonistleri kullanilmasi uygulanmaktadir. En yaygin olarak kulanilan iki bilesik atenolol (tenormin) performansdan bir saat önce veya her sabah alinan 50-100 mgr. major dozunda, propranolol ise 20-40 mg dozunda kullanilir.

Bilissel, davranissal ve ekspojure teknikleri performans durumlarinda kullanisli olabilir

bilişsel davranışçı terapi

Sosyal fobi, çoğunlukla doğru tedaviyle tamamen iyileştirilebilir bir rahatsızlıktır. En etkili tedavi bilişsel-davranış
terapisidir. İlaç tedavisi de belirtilerin azalmasına sebep olarak bilişsel-davranış terapisini daha etkili hale getirebilir.

Bu terapinin amacı kişinin düşüncelerini daha akılcı bir yere yönlendirmek ve daha önceden anksiyeteye sebep
olmuş durumlardan kaçınmasını engellemeye yardımcı olmaktır. Kişinin anksiyete belirtilerini tetikleyen durumlara karşı farklı reaksiyon vermesini öğretir. Terapi sistematik duyarsızlaştırmayı veya korkulan duruma gerçek hayatta maruz kalmayı içerebilir. Sistematik duyarsızlaştırmada kişi ürkütücü durumu hayal eder ve korkularıyla güvenli ve rahat bir çevrede başa çıkmayı öğrenir (örneğin terapistin ofisi). Gerçek hayatta maruz kalmada ise; terapistin desteğiyle kişi aşamalı olarak kendisi için ürkütücü olan durumla karşı karşıya gelir.

Özsaygının ve sosyal becerilerin geliştirilmesi için danışmanlık ve nefes egzersizi gibi rahatlama teknikleri de sosyal fobiyle başa çıkmada kişiye yardımcı olabilir.

[/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”VAKA/OLGU ÖRNEĞİ”] Tab 1 content place [/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”İLGİLİ VİDEO”] Tab 2 content place [/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”KAYNAKLAR”] Tab 3 content place

sosyal fobi için kitap önerileri

The Art of Conversation” (Muhabbet Sanatı) : Catherine Blythe, “

Sosyal Fobi:  Ahmet Koyuncu  Liman Yayınları

Sosyal Fobi Gerçeği:  Dr. Ahmet Koyuncu
Utangaçlığı Yenmek : Çekingen ve Sıkılganlar için El Kitabı:  B. G. Markway

Sosyal Fobi:  Yıldız Burkovik

Utangaçlığınızı Yenin : Jean Ann Stevens

Utangaçlığın ve Sosyal Fobinin Üstesinden Gelme: Ronald M. Rapee

kaynaklar

Sosyal Fobinin psikolojik Kuramı, M. Hakan TÜRKÇAPAR:1999;2 -s:247-253

*American Psychiatric Association (1994) Diagnostic andStatistical Manual of Mental Disorders, 4. *Baskı, (DSM-IV-V), Washington DC, American Psychiatric Association

*Gabbard GO (1979) Stage Fright Int. J Psycho-Anal, 60:383-392. Gabbard GO (1994) Psychodynamic

Psychiatry in Clinical Practice, Washington, APP Inc. Gabbard GO (1992) Psychodynamics of panic disorder and social phobia. Bull Menninger Clin, 56 (Suppl 2A): 3-13.

*Dr. Dicle Görkem, sosyal fobi (makale)

[/fruitful_tab] [/fruitful_tabs]
sosyal-fobi-fobik-cocuklar

Sosyal Fobi

[fruitful_tabs type=”vertical” width=”100%” fit=”false”] [fruitful_tab title=”TANIMI VE TARİHSEL KÖKENLERİ”] Sosyal Fobi nedir?
Sosyal Anksiyete (kaygı) Bozukluğu ya da sık kullanılan adıyla Sosyal Fobi bireyin başkaları tarafından yargılanabileceği kaygısını taşıdığı, toplumsal ortamlarda mahcup ya da rezil olacağı düşüncesi ve bu konuda belirgin ve sürekli korkusunun olduğu bir kaygı bozukluğudur.
[/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”DSM ÖLÇÜTLERİ”] DSM-IV   tanı kriterleri
DSM-IV‘e göre sosyal fobi tanı kriterleri
A. Sosyal ortamlarda ya da performans gerektiren durumlarda veya tanımadık insanlar önünde çıkan belirgin ve inatçı korku. Kişi burada aşağılanmasına veya utanmasına neden olabilecek biçimde davranacağından ya da anksiyete belirtileri göstereceğinden korkar. Not: Çocuklarda, tanıdık kişilerle yaşına uygun toplumsal ilişkilere girebilme becerisi olmalı ve anksiyete yalnızca erişkinlerle olan ilişkilerde değil, akranları ile olan ilişkilerle de ortaya çıkmalıdır.
B. Korkulan toplumsal durumla karşılaşma hemen her zaman anksiyete doğurur. Bu duruma bağlı ya da durumsal olarak yatkınlık gösteren bir panik atak biçimini alabilir. Not: Çocuklarda anksiyete, ağlama, huysuzluk yapma, dona kalma veya tanıdık olmayan insanların olduğu toplumsal durumlardan uzak durma olarak dışa vurulabilir.
C. Kişi, korkusunun aşırı veya anlamsız olduğunu bilir. Not: Çocuklarda bu özellik olmayabilir.
D. Korkulan toplumsal veya performans durumlarında kaçınma, kaygılı beklenti ya da sıkıntının kişinin olağan günlük işlerini, mesleki işlevselliğini (ya da eğitim ile ilgili olan), toplumsal etkinliklerini veya ilişkilerini bozar veya fobi olacağına dair yoğun bir sıkıntı vardır. 18 yaşın altındaki kişilerde süresi en az altı aydır.
E. Korku veya kaçınma bir maddenin (örneğin kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi amaçlı kullanılabilen bir ilaç) doğrudan fizyolojik etkilerine veya genel tıbbi durumuna bağlı değildir ve başka bir mental hastalıkla daha iyi açıklanamaz (örneğin, agorafobi ile birlikte olan ya da olmayan panik bozukluğu, ayrılma anksiyetesi bozukluğu, vücut dismorfik bozukluğu, yaygın bir gelişimsel bozukluk ya da şizotipal kişilik bozukluğu)
F. Genel bir tıbbi durum veya başka bir mental bozukluk varsa A tanı ölçütünde sözü edilen korku bununla ilişkisizdir. Örneğin kekemelik, parkinson hastalığındaki titreme, veya anoreksia nervosa ya da bulimia nervosadaki anormal yeme davranışına ait korku değildir.
DSM 5
A ) Sosyal ortamlarda ya da performans gerektiren durumlarda veya tanımadık insanlar önünde çıkan belirgin ve inatçı korku. Kişi burada aşağılanmasına veya utanmasına neden olabilecek biçimde davranacağından ya da anksiyete belirtileri göstereceğinden korkar.
Not: Çocuklarda, tanıdık kişilerle yaşına uygun toplumsal ilişkilere girebilme becerisi olmalıdır.Anksiyete yalnızca erişkinlerle olan ilişkilerle değil, akranları ile olan ilişkilerle de ortaya çıkabilir.
B ) Korkulan toplumsal durumla karşılaşma hemen her zaman anksiyete doğurur. Bu duruma bağlı veya durumsal olarak yatkınlık gösteren bir panik atağı biçimini alabilir.

  • Not: Çocuklarda anksiyete,ağlama,huysuzluk yapma,dona kalma veya tanıdık olmayan insanların olduğu toplumsal durumlardan uzak durma olarak dışa vurulabilir.
  • Korkulan toplumsal veya performans durumlardan kaçınır veya yoğun anksiyete veya sıkıntı ile katlanılabilir.

C ) Kişi korkusunun aşırı veya anlamsız olduğunu bilir.
D ) Korkulan toplumsal veya performans durumlarda kaçınma, kaygılı beklenti veya sıkıntının kişinin olağan günlük işlerini, mesleki işlevselliğini (ya da eğitim ile ilgili olan), toplumsal etkinliklerini veya ilişkilerini bozar veya fobi olacağına dair yoğun bir sıkıntı vardır. 18 yaşın altındaki kişilerde süresi en az 6 aydır
E ) Korku veya kaçınma bir maddenin (örneğin kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi amaçlı kullanılabilen bir ilaç) doğrudan fizyolojik etkilerine veya genel tıbbi bir duruma bağlı değildir ve başka bir mental hastalık ile daha iyi açıklanamaz. (örneğin, agorafobi ile birlikte olan veya olmayan panik bozukluğu)
F ) Genel bir tıbbi durum veya başka bir mental bozukluk varsa bile A tanı ölçütünde sözü edilen korku bununla ilişkisizdir. Örneğin;kekemelik, parkinson
[/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”TİPLERİ/ÇEŞİTLERİ”] Tab 1 content place [/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”SIKLIK VE YAYGINLIK”] görülme sıklığı
Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Fransa’da yürüttüğü bir epidemiyolojik çalışmada sosyal fobinin %14.4’lük yaşam boyu prevalans oranı ile en sık görülen üçüncü ruhsal bozukluk olduğu saptanmıştır
Sosyal fobik hastaların %75-80’inde yaşamlarının bir döneminde başka önemli ruhsal rahatsızlıklar görülmesi rahatsızlığın önemini ortaya koymaktadır. Klinik olarak sosyal fobiyi karşılamasa da sosyal fobi benzeri belirtilerin de toplum içinde sıklığının yüksek olduğu bilinmektedir. Sosyal fobinin bir benzeri olan topluma karşı konuşma anksiyetesinin oranı klinik sosyal fobi oranlarından çok daha yüksektir (%34).
Sosyal Fobi’nin yaşam boyu görülme oranı % 2-13. Kadınlarda daha sık görüldüğü ancak klinik başvuruda  erkeklerin daha fazla oranda olduğu belirtilmektedir. Başlama yaşı 2-6 ve 11-13 yaş aralığıdır. Sosyal fobi alt tipine göre değişmekle birlikte erken  ve geç ergenlik dönemi arasında başlar (10-17 yaş). Sosyal Fobi’de genetik yatkınlık  % 30
[/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”BELİRTİLERİ VE NEDENLERİ”] Sosyal fobi olanların fiziksel Belirtiler

  1. Kalbin hızlı atması
  2. kızaran
  3. kan basıncının artması
  4. titreme
  5. ellerin buz kesmesi
  6. diyare
  7. terleme
  8. karın ağrısı
  9. nefes almada güçlük
  10. baş dönmesi
  11. ağız kuruluğu
  12. kas gerginliği

nedenleri
Bilinen tek bir sebebi yoktur. Araştırmacılar biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin bu fobinin gelişiminde rol oynadığını ileri sürmektedir
1.biyolojik sebepler
Sosyal anksiyete serotonin dengesizliğiyle ilişkili olabilir. Serotonin bir nörotransmiterdir. Nörotransmiterler, sinir hücreleri arasındaki haberleşmeye yardımcı olan kimyasallardır. Eğer dengeleri bozulursa, bilgiler beyinde gerektiği gibi iletilmez. Bu da stresli durumlarda beynin reaksiyonunu değiştirebilir, örneğin anksiyeteye sebep olabilir. Sosyal anksiyete genetik de olabilir.
2.çevresel
Sosyal anksiyete bozukluğu olanlar başkalarının davranışlarının sonucunda başlarına geleni (örneğin; alay konusu olma gibi) gözlemleyerek bu fobiyi geliştirmiş olabilirler. Ayrıca ebeveynleri tarafından aşırı korunmuş çocuklar normal gelişim sürecinde öğrenilen bazı sosyal becerileri yeterince geliştiremeyebilirler.
3.psikolojik
Sosyal fobinin gelişimi geçmişte gerçekleşmiş utanç verici veya küçük düşürücü bir olay sonucu gerçekleşmiş olabilir.
SOSYAL FOBİNİN ETİYOLOJİSİ-KURAMLAR AÇISINDAN SOSYAL FOBİ’NİN NEDENİ
PSİKANALİTİK AÇISINDAN SOSYAL FOBİ
Freud tarafından nasıl tanımlandığını görelim.
“Anksiyete ; Kaynağı bilinemeyebilen bir tehlikeyi bekleme veya tehlikeye hazırlanma özel durumunu anlatır. ‘Korku‘; korkulacak belli bir nesneyi gereksinir. ‘Ürküntü’ ise; Kişinin tehlikeli bir duruma kendisini ona hazır hissetmeksizin girmeyi beklediği durumu anlatır; sürpriz etkeni vardır (Gabbard 1979).”
Psikodinamik akımın genel olarak fobilere açıklaması şu şekilde özetlenebilir: cezalandırılma tehlikesi içeren yasaklanmış cinsel veya saldırgan dürtüler bilince gelme tehlikesi doğduğunda uyarı anksiyetesi doğar, bu da yer değiştirme,yansıtma ve kaçınma savunma mekanizmalarını harekete geçirir ve fobik rahatsızlık denilen durum ortaya çıkar (Gabbard1994). Bu savunma mekanizmaları yasaklanmış arzuyu bir kez daha bastırarak ortadan kaldırsa da bunun bedeli fobik nevroz olur. Aynı mekanizmayla klasik psikanalitik perspektiften sosyal fobi belirtileri,kabul edilemez nitelikteki bilinçdışı arzu ve fantazilerle bunlara karşı gelişen savunmaların bir ürünüolarak görülür (Gabbard 1992).
Bu genel düzenek içinde sosyal fobide dinamik olarak 3(üç) temel etken üzerinde durulmaktadır.
1.Utanç yaşantılarıSosyal fobik hastalarda bilinçdışı olarak dikkat çekme ve çevreden onaylayıcı tepkiler alma isteği yoğundur. Bu arzu otomatik olarak onaylayıcı olmayan ebeveyn tarafından utandırılma veya eleştirilme duygusunu doğurmaktadır. Bu hayali aşağılanma veya utandırılmadan kaçınabilmek için sosyal fobikler başkalarından onaylama göremeyecekleri riskinin olduğunu düşündükleri durumlardan ve ortamlardan kaçınırlar.
2.suçluluk duyguları:Sosyal fobisi olan bazı bireyler bilinçdışı olarak diğerleriyle olan ilişkilerinde karşıdan tam ve mükemmel bir ilgi için saldırgan bir talepkarlık sergilerler. Bu talebe tüm rakipleri korkutarak kaçırma veya yok etme arzusu eşlik eder. Suçluluk duyguları sıklıkla bu rakiplerin yerini alabilme kapasitesindeki yetersizlikten kaynaklanan utançla birbirine karışmış haldedir.
3.ayrılma anksiyetesi: Sosyal fobisi olan birçok birey bağımsız olma ve yeni insanlarla kaynaşmanınebeveyn veya yakınlarının sevgisini yitirme anlamına geleceğinden korkar. Anne-bebek çalışmalarında çocukta zaman zaman anne hiç bir  harekette bulunmamasına karşılık annelerinin onları terk edeceği korkusuyla ani anksiyete tepkileri çıkabildiği görülmüştür. Mahler bunu “anneden ayrılma ve otonom olma arzusunun emosyonel olarak aynı zamanda annem beni terk etmek istiyor anlamına geldiği” şeklinde açıklamıştır. Bu araştırmalarda sıklıkla annenin de çocuğun otonomi eğiliminden rahatsız olduğu ve otonomi arayışına olumsuz tepki verdiği görülmüştür. Annenin bu duyarlılığını şöyle sözelleştirebiliriz: “sen benimle bir şey paylaşmak istemiyorsan, ben de seninle bir şey yapmak istemiyorum.” Bu doğal gelişimsel korkular ebeveyn veya temel bakıcıların gerçek aşırı reddedici tutumlarıyla daha da pekiştirilirse, çocuk her türlü otonomi girişiminin terkedilmeyle sonuçlanacağı duygusuyla dolar. Dış dünyadaki insanlarla ilişki kurmaktan kaçınırak onu besleyen temel figürlerin katastrofik olabilecek redlerinden kaçınmaya çalışır.
Tüm bu dinamikler göz önüne alındığında sosyal fobiklerdeki anne, baba, temel bakıcılarla ilişkilerle gelişen iç nesne (object) temsilcileri (represantations) utandıran, eleştiren, aşağılayan, alay eden, terk eden nesnelerdir.  Bu içe atımlar erken yaşamda stabilleşir ve daha sonra tekrar tekrar kişinin çevresindeki insanlara yansıtılır ve bu insanlardan kaçınılır. Diğer insanları bu şekilde algılamaya doğuştan gelen bir eğilim olsa da belli bir dereceye kadar olumlu bir erken yakın çevre bu eğilimi törpüleyebilir. Ama bir de yakın çevreyi oluşturan yetişkinler doğuştan gelen bu kalıbı destekleyen ve besleyen davranışlar gösterirlerse birey giderek daha korkulu hale gelir ve sosyal fobi gelişir. Bakıcılar çocuğun korkularına duyarlı olur ve bunu telafi ederlerse, içe atılanlar daha yumuşak, daha az tehditkar olur ve tam bir sosyal fobi gelişimi gerçekleşmez.
KOGNETİF MODEL AÇISINDAN SOSYAL FOBİ 
Kognitif olarak sosyal fobinin en temel özelliği kişinin çok güçlü bir biçimde çevresinde özel bir olumlu izlenim
bırakma isteği duyması ama diğer yandan da bunu gerçekleştirebilme yeteneğine olan belirgin güvensizliktir (Clark ve Wells 1995). Sosyal fobikler insanların önündeyken uygun olmayan bir biçimde davranacakları ve bunun da reddedilme, değer ya da statü kaybına ya da önem verdikleri kişisel hedeflere ulaşmada başarısızlığa yol açacağını düşünürler (Clark 1999)
Bu kişiler sosyal performansla ilgili aşırı derecede yüksek standartlara sahiptirler: “konuşmam kusursuz biçimde akıcı olmalı”, “daima zeki ve parlak görünmeliyim” gibi. Sosyal fobiklerin sosyal ortamla karşılaştıklarında ortaya çıkan “söylediklerim aptalca”, “sıkıcıyım”, “beni sevmediler”, “sıkıntılı olduğumu farkettiler” gibi otomatik düşünceleri koşullu inançlarıyla bağlantılıdır. Bu olguların sahip oldukları koşullu
inançlara örnekler: “eğer birisine farklı birşeyler söylersem, bana aptal derler ve reddederler”, “eğer saygılı görünürsem, insanlar hakkımda kötü düşünürler” gibidir. Daha altta yatan temel koşulsuz inaçları ise “ben sıkıcı, farklı ve tuhafım”, “ben can sıkıcıyım”.
Sosyal fobik birey diğerleri tarafından olumsuz değerlendirilme tehlikesi içinde olduğunu düşündüğünde dikkati kendisini gözleme ve
değerlendirmeye odaklanır. Bu dikkat kayması, o anda anksiyetesine bağlı olarak ortaya çıkan tepkilerinin ve
kendisiyle ilgili farkındalığın artışı çevreyi ve diğer insanların davranışlarını düzgün değerlendirememesine yol açar. sosyal fobik hastalar aşağılanmış hissetmekle aşağılanmayı, kontrolsüz hissetmeyle gerçekten kontrolsüzlüğü, anksiyeteli hissetmekle anksiyeteli görünmeyi birbirine eş tutarlar.
DAVRANIŞÇI MODEL AÇISINDAN SOSYAL FOBİ-
Sosyal fobinin etiyolojisi ile ilgili davranışçı görüş üç yolla bu rahatsızlığın gelişebileceğini öngörür
1.doğrudan koşullanma:Doğrudan koşullanma sosyal ortamlarda kişinin travmatik bir deneyim yaşamasıyla oluşur ve yapılan çalışmalarda yaklaşık %50 oranında hastada böylesi doğrudan travmatik sosyal yaşantılar saptanmıştır.
2.gözlemsel öğreneme: Gözlemsel öğrenmede kişi sosyal ortamda olumsuz bir deneyim yaşayan kişiyi gözleyerek korkulu hale gelir.
3.bilginin aktarımı: Bilgi aktarımında ise sözel ya da sözel olmayan yolla yani tutumlarla sosyal ortamların tehlikeli olduğu bilgisinin kişiye aktarılması yoluyla sosyal korkuların kazanılması söz konusudur
[/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”GİDİŞAT VE SONLANIM”] Büyük ölçüde değişkenlik gösterir
sonlanımı  bozulan işlevselik ve ektanlı diğer hastalıklara göre değişkenlik gösterir [/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”AYIRICI TANI VE EKTANILAR”] Ayirici Tani
Özgül fobi ve sosyal fobiyi normal çekingenlik ve uygun korkudan ayirtetmek gerekir. DSM IV, hastanin fonksiyonlarinin kabiliyetini bozan semptomlarin uygun olup olmadigini ayirabilmesine yardim eder. Panik ataklarda çarpinti, gögüs agrisi ve basinç hissi daha fazla görülürken, SF’de terleme, yüz kizarmasi ve agiz kurumasi daha sik görülmektedir. (Amies ve ark. 1983., Reich ve ark. 1988)
Fobi gelistirebilecek olan psikiyatri disi tibbi durumlar, madde kullanimini (özellikle hallüsinasyonlar ve sempatomimetikler) M.S.S. i tümörleri ve serebrovasküler hastaliklari içermektedir. Bu örneklerde fobik semptomlarda fiziksel, nörolojik ve mental durum muayenesi üzerinde ilave subjektif bulgular yoklugu tesbit edilir.
Sizofreni de, özgül ve SF in her ikisinden de ayirici tanisi yapilmalidir. Sizofrenik hastalarda psikozlarin bir parçasi olarak fobik semptomlara sahip olabilirler. Fobik hastalar korkularinin anlamsiz oldugunu idrak ederler. Ayrica sizofreni de görülen diger psikotik semptomlar ve bizar hezeyanlar yoktur.
Özgül ve sosyal fobinin ayirici tanisinda klinisyenler PB’u, agorafobi ve çekimser kisilik bozuklugu üzerinde durmalidirlar. DSM IV bu durumlarda PB, Agorafobi, SF ve özgül fobinin ayirici tanisinda bireysel vakalarin zor olabilecegi ve klinisyenin bu durumlarda klinik becerisini kullanmasini tavsiye etmistir. PB’u ve atipik depresyonu da bulunan hastalarda MAOI’leri daha yararli bulunmaktadir. (Liebowitz ve ark. 1985b)
Genellikle, özgül fobili veya yaygin olmus sosyal fobilerde, fobik stimulusla karsilasir karsilasmaz ortaya çikan anksiyeteye egilim vardir. Daha da ilerisi, onlarin anksiyete veya panikleri belirli durumlarla sinirlandirilmistir ve genelde, hastalar fobik stimulusla karsilasmadigi veya beklentisel bir uyaranin olusmadigi durumlarda anormal bir anksiyeteye girmezler.
Agorafobik bir hasta ekseriya anksiyete uyaran durumda diger bir sahsin bulunmasi ile teselli bulur ve yatisir. SF li sahis ise, diger insanlarin bulunmasi ile daha çok anksiyete içine girer.
PB da ve agorafobide solunum düzensizlikleri, bas dönmesi, bogulma hissi ve ölüm korkusu hissederken, SF li sahislarda ise kizarmak, utanmak, kas segirmeleri ve dikkatle incelenmeye bagli semptomlari tasir.
Çekimser kisilik bozuklugu ile SF in ayirici tanisi zor olabilir ve ilave görüsmeler ve psikiyatrik anamnez gerektirir.
Özgül Fobi
Özgül fobinin ayirici tanisinda diger hastaliklarda gözönünde bulundurulmalidir. Bunlar arasinda hipokondriazis OKB, ve paranoid kisilik bozuklugu bulunur.
Hipokondriazisde bir hastaliga sahip olmaktan korkulurken, özgül fobide hastaliga yakalanmis olmaktan duyulan bir korku vardir.
OKB’lu bazi hastalarda açik davranislar varken, özgül fobinin davranislari müphemdir, karisiktir. Mesela, OKB’lu bir hasta, biçaklardan kaçinabilir. Çünkü bu hastalar çocuklarinin öldürebilecekleri ile ilgili kompulsif bir düsünceye sahiptirler. Özgül fobili hastalarda ise kendi kendilerini kesme korkusu nedeni ile biçaklardan kaçinirlar.
Paranoid kisilik bozuklugu özgül fobiden ayristirilmalidir. Paranoid kisilik bozuklugundaki hastalarin genellesmis bir korkulari vardir.
Sosyal Fobi
Sosyal fobi iki ilave hastaliktan ayirici tani yapilmalidir. Bunlar major depressif bozukluk ve sizoid kisilik bozuklugudur. Sosyal uyaranlardan kaçmak, depresyonun bir semptomudur.
Sizoid kisilik bozuklugunda, sosyalizasyon istenmez , sosyal olmaktan korkulmaz, bu durumda kisiye kaçingan sosyal davranislara götürür.
Klinik Seyir ve Prognoz
SF ve özgül fobinin klinik seyri ve prognozuyla ile ilgili detayli bilgiler yoktur. Çünkü bu hastaliklar son yillarda göreceli olarak önemli mental hastaliklar kategorisine alinmistir. Fobilerin farmakoterapiler ve özgül psikoterapiler ile tedavi ile bilgilerden sonra klinik seyir ve prognoz hakkinda ancak bilgi sahibi olunabilecektir. Maalesef ileri tedavi stratejileri için kontrollü çalismalar yoktur.
Fobik bozukluklar, daha önceden kabul edilen daha çok morbiditeye sahiptir. Fobik davranisin derecesi ile ilgili olarak, sahsin fonksiyon kabiliyeti ile yakindan iliskilidir. Bu tip sahislar ekonomik olarak baskalarina bagimli olabilir. Mesela adultler bu durumdadir ve bu ekonomik bagimlilik onlarin sosyal hayatlarinda beklentisel basarilarini, toplumla iliskilerini ve okul performanslarini çesitli derecelerde bozmaktadir.
Madde kullanim bozukluguna bagli olarak da, prognoz ve klinik seyir degisiklikler arzetmektedir.
[/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”KOMPLİKASYONLAR-İNTİHAR”] Tab 2 content place [/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”TEDAVİ”] Tedavi-etkili tedavi yöntemleri
Içgörü Yönelimli Psikoterapi
Psikanalizin gelisiminin baslangiç dönemlerinde ve dinamik yönelimli psikoterapide, teorisyenler fobik nevrozun tedavisinin ancak bu metodlarla yapilmasi gerektigine inanirlardi. Çünkü bu bozuklugun kaynaginda ödipal çatismanin yattigini düsünmekteydiler.
Son zamanlarda, hernasilsa, terapistler kabul ettiler ki, bilinçdisi çatismalarin analizi ve açiga çikarilma gelismeleri sürecinde, hastalar süratli bir sekilde fobik semptomlarindan kurtulmaktadirlar.
Herseyin üzerinde fobik uyarandan kaçinmaya devam etmek suretiyle, anksiyetelerini hastalar belirli derecede disari da birakabilmektedirler.
Freud ve Sandor Ferenczi’in her ikisi de bu durumu kabul etmislerdir. Yapilanmis olan bu semptomlar analiz süreci içerisinde gelisirse, terapistler analitik rollerinin ötesine geçmeli ve aktif bir sekilde fobik hastalarini zorlamali ve içgörü ile sonuçlanan anksiyete tecrübelerini ve fobik durumlarin disini arastirmaya sevketmelidir. O zaman, psikiyatristler genellikle terapistin rolünün derecesinin boyutlarini tartismislardir. Çünkü terapist basarili sekilde fobik anksiyeteyi tedavi etmeyi istemektedir.
Psikodinamik içgörü yönelimli psikoterapi tekniginin temel özelligi, olayin yalniz basina fobik semptom üzerine oturmamis olmasidir. Fakat bu tedavi yönteminde tedavi metodunun kullanimi ile yasam kaliplari hastanin ego yapisini pozitif bildirimleri üzerine de yapilanmistir. (Gabbard 1990)
Içgörü yönelimli tedavi hastanin fobisinin kaynagini anlamasina yardimci olur. Ayrica elde edilen sekonder kazançlar, direncin rolünü ve anksiyete olusturan uyaranlarla birlikte saglikli yasam yollarinin arastirilmasini hastaya gösterir.
Diger Terapiler
Hipnoz, destekleyici tedavi ve aile tedavisi fobilerin tedavisinde yararli olabilir. Hipnoz, fobik objenin tehlikesiz oldugu ile ilgili terapistin telkinlerini güçlendirmesinde kullanilmistir. Ayrica otohipnoz ile fobik objenin olusturdugu olumsuz duygular ortaya çiktiginda relaksasyon metodunun kullanarak düsüncesini degistirebilir.
Destekleyici psikoterapi ve aile terapisi tadavi esnasinda fobik objeye karsi aktif bir sekilde karsi gelmek isteyen hastanin yardim istegine genellikle yardimci olmaktadir. Bu terapi yönteminde sadece, hastanin tedavisine ailenin yardimini ortaya çikarmaya yönelik bir aile terapisi yapilmayip ailenin de hastanin problemlerinin tabiatini anlamasina yardimci olunmaktadir.
S.F. in tedavisinde farmakoterapi ve psikoterapi birlikte kullanilirlar. (Mavissakalian ve Michelson 1986b., Telch ve ark. 1985., Zitrin ve ark. 1980) Performans durumuna bagli tabi ve yaygin sosyal fobi için çesitli yaklasim tarzlari gelistirilmistir. Bazi çalismalarda, yalniz basina uygulanan psikoterapi veya farmakoterapi ile her ikisinin birlikte uygulandigi kombine terapiler karsilastirilmistir. Kombine terapilerin daha yararli oldugu iddia edilmistir. (Gelertnter ve ark. 1991., Wlazlo ve ark. 1990., Mattick ve ark. 1989))
Bu sonuçlar bütün hastalar ve bütün durumlar için söz konusu degildir.
Birkaç iyi kontrol edilmis çalismada MAOI leri, özellikle phenelzine(Nardil), sosyal fobinin yaygin tedavisinde yararli oldugu tesbit edilmistir. (Liebowitz ve ark. 1992) Diger ilaçlarin da iyi sonuçlar verdigi rapor edilmistir. Bunlardan çok iyi kontrol edilmis çalismalar degildir. Bunlardan alprazolam (Xanax), traylcypromine (Versiani ve ark. 1988), klonezepam (Klonopin) ve SSRI (seratonin spesifik Reuptake Inhibitörü) ler mevcuttur. Bu ilaçlarin dozu depresyonda kullanilan dozlarin aynisidir ve bu ilaçlarda cevaplar 4 ila 6 hafta içinde alinir. Bazi bilgilere göre trisiklik antidepresanlar ve buspiron (Buspar) sosyal fobide etkin bulunmamistir. Bu bilgiler de yetersizdir.
SF in yaygin tipinde pikoterapi genellikle bilissel davranissal tedavi yöntemlerinin kombinasyonu olarak uygulanir. Bu yaklasimlardan bilissel açiklama, duyarsizlastirma, seans esnasinda prova yapmak ve ev ödevleri vermek teknikleri uygulanir.
Performans durumu ile baglantili SF nin tedavisinde genellikle, fobik uyarana yüzlestirmeden önce kisa süreli b-adrenerjik reseptör antagonistleri kullanilmasi uygulanmaktadir. En yaygin olarak kulanilan iki bilesik atenolol (tenormin) performansdan bir saat önce veya her sabah alinan 50-100 mgr. major dozunda, propranolol ise 20-40 mg dozunda kullanilir.
Bilissel, davranissal ve ekspojure teknikleri performans durumlarinda kullanisli olabilir
bilişsel davranışçı terapi
Sosyal fobi, çoğunlukla doğru tedaviyle tamamen iyileştirilebilir bir rahatsızlıktır. En etkili tedavi bilişsel-davranış
terapisidir. İlaç tedavisi de belirtilerin azalmasına sebep olarak bilişsel-davranış terapisini daha etkili hale getirebilir.
Bu terapinin amacı kişinin düşüncelerini daha akılcı bir yere yönlendirmek ve daha önceden anksiyeteye sebep
olmuş durumlardan kaçınmasını engellemeye yardımcı olmaktır. Kişinin anksiyete belirtilerini tetikleyen durumlara karşı farklı reaksiyon vermesini öğretir. Terapi sistematik duyarsızlaştırmayı veya korkulan duruma gerçek hayatta maruz kalmayı içerebilir. Sistematik duyarsızlaştırmada kişi ürkütücü durumu hayal eder ve korkularıyla güvenli ve rahat bir çevrede başa çıkmayı öğrenir (örneğin terapistin ofisi). Gerçek hayatta maruz kalmada ise; terapistin desteğiyle kişi aşamalı olarak kendisi için ürkütücü olan durumla karşı karşıya gelir.
Özsaygının ve sosyal becerilerin geliştirilmesi için danışmanlık ve nefes egzersizi gibi rahatlama teknikleri de sosyal fobiyle başa çıkmada kişiye yardımcı olabilir.
[/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”VAKA/OLGU ÖRNEĞİ”] Tab 1 content place [/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”İLGİLİ VİDEO”] Tab 2 content place [/fruitful_tab] [fruitful_tab title=”KAYNAKLAR”] Tab 3 content place
sosyal fobi için kitap önerileri
The Art of Conversation” (Muhabbet Sanatı) : Catherine Blythe, “
Sosyal Fobi:  Ahmet Koyuncu  Liman Yayınları
Sosyal Fobi Gerçeği:  Dr. Ahmet Koyuncu
Utangaçlığı Yenmek : Çekingen ve Sıkılganlar için El Kitabı:  B. G. Markway
Sosyal Fobi:  Yıldız Burkovik
Utangaçlığınızı Yenin : Jean Ann Stevens
Utangaçlığın ve Sosyal Fobinin Üstesinden Gelme: Ronald M. Rapee
kaynaklar
Sosyal Fobinin psikolojik Kuramı, M. Hakan TÜRKÇAPAR:1999;2 -s:247-253
*American Psychiatric Association (1994) Diagnostic andStatistical Manual of Mental Disorders, 4. *Baskı, (DSM-IV-V), Washington DC, American Psychiatric Association
*Gabbard GO (1979) Stage Fright Int. J Psycho-Anal, 60:383-392. Gabbard GO (1994) Psychodynamic
Psychiatry in Clinical Practice, Washington, APP Inc. Gabbard GO (1992) Psychodynamics of panic disorder and social phobia. Bull Menninger Clin, 56 (Suppl 2A): 3-13.
*Dr. Dicle Görkem, sosyal fobi (makale)
[/fruitful_tab] [/fruitful_tabs]