Akılcı Duygusal Davranışçı Terapisi (ADDT); düşünmeyi, yargılamayı, karar
vermeyi, analiz etmeyi ve uygulamayı vurgulaması açısından biliş ve davranışa
odaklanan terapilerle de ortak yönleri vardır. ADDT’nin
temel varsayımı, insanların olayları ve yaşadıklarını yorumlama biçimlerinin
yaşadıkları psikolojik güçlüklerin oluşumunun belirlediğidir. ADDT;
düşüncelerin, duyguların ve davranışların önemli ölçüde birbirlerini etkilediği
ve karşılıklı bir neden-sonuç ilişkisine sahip olduğu varsayımına dayanır.
Ellis, insanların kendilerini
nasıl rahatsız ettiklerinin gerçekleştirdikleri eylemden daha önemli olduğunu
belirtir. “İnsanlar kendilerini başlarına gelen
şeylerle; düşünceleri, duyguları ve hareketleriyle rahatsız ederler.”
demektedir.
Bu kuramda odak nokta, danışanın sadece duygularını açıklamasından çok kendi düşünce ve davranışları ile de çalışmasıdır. Terapi eğitsel bir süreç olarak görülür. Terapist, birçok açıdan özellikle de ev ödevleri konusunda danışanlar işbirliği yapmada ve rasyonel düşünme stratejilerini öğretmede bir öğretmen gibidir. Danışan ise terapide kazanılan becerileri, günlük yaşamda uygulayan bir öğrenci konumundadır.
Albert Ellis’in Akılcı Duygusal Davranışçı Terapisi
Bilişsel Davranışçı Yaklaşımların Sınırlılıkları ve Yöneltilen Eleştiriler
Bilişsel Davranışçı Yaklaşımların Sınırlılıkları ve Yöneltilen Eleştiriler
ADDT’de bazı danışanlar yüzleştirmeci bir terapistin saygısını ve güvenini kazanmadan önce sorunlar yaşayabilirler. Danışanlar dinlenmediklerini ve ilgilenilmediklerini hissederek terapiye son verebilirler.
ADDT terapistleri, akılcı düşünmeyi neyin oluşturduğuyla ilgili fikirlerini ağır bir biçimde empoze etmek suretiyle güçlerimi yanlış kullanabilirler. Ayrıca bu güç dengesizliği başarılı bir sonuç için gerekli olan danışan terapist ilişkisini de bozabilir.
Bilişsel terapistler bilinçdışı ve gizli çatışmaları keşfetmezler. Bunun yerine şematik değişimleri gerçekleştirmek için, içinde bulunulan anda danışanlarla çalışırlar.
Bilişsel terapiye yönelir bir diğer eleştiri de tedavide duyguların öneminin azaltılmaya çalışılmasıdır. Bu yaklaşım danışanın değişimi için bilişsel ve davranışsal stratejilerin yanı sıra duygusal tekniklerden de yararlanır. Ancak hiç biri, duyguların özgürce dile getirilmesini veya acı veren olayların duygusal açıdan tekrar yaşanmasını teşvik etmez.
Meichenbaum’un kuramına yönelik bir eleştiri ise, terapinin esasen bilişsel bir süreç olduğu sonucuna varmanın hata olduğudur. Deneysel terapiler öğrenmenin duyguları ve kendi kendini keşfetmeyi de içerdiğini vurgularlar.
Bilişsel Davranışçı Yaklaşımların Sınırlılıkları ve Yöneltilen Eleştiriler
Psikolog, psikoterapist, şişli psikolog, Mecidiyeköy,
psikolojik danışmanlık merkezi, osmanbey, fulya, çocuk, aile, sosyal fobi,
kaygı, özgüven, okb, obsesif kompülsif bozukluk, okb, obsesif kompülsif kişilik
bozukluğu panik atak, çekingen kişilik bozukluğu, Avrupa yakası, hipnoterapi,
cinsel terapi
Mutlu olmak temel olarak güçlü sosyal ilişkilere sahip olmakla ilgilidir.
Arkadaşlıkların Etkisi
Turkiyede son yıllarda rekor düzeyde bekar insan oldu.Tüm dünyada, toplumun kültürel ve toplumsal normlarının değiştiği, evlenmenin ekonomik teşvikleri düştüğü ve bireysel değerler yükseldiği için insanlar yalnız bir hayatı tercih ediyorlar.
Ancak bekarlığın yükselişi, eleştiri de aldı: toplum bize, bekar insanlar yalnızken, evli insanların ihtiyaç duydukları zaman kendilerine yardım edecek ve onlara destek olacak birileri olduğunu öğretiyor.
Ancak, yapılan yüksek miktarda araştırma bunun bir efsane olduğunu gösteriyor.Mutlu olmak, evli olmaktan çok, güçlü sosyalilişkileresahip olmaktanibarettir.Michigan Eyalet Üniversitesi profesörü William Chopik yaptığı çalışma örnek gösterilebilir.yaklaşık 100 ülkede 270.000’den fazla kişi ile.65 yaş ve üstü insanlar arasında anlamlı arkadaşlıklarınailevi ilişkilerdendaha güçlüsağlıkvemutlulukgöstergeleri olduğunu buldu. İnsanlar yaşlandıkça, dostluklar insanların sağlığı için giderek daha önemli hale geliyor.Chopik, iyi arkadaşlarıolan bekar yaşlıların (boşanmış veya hiç evlenmemiş)evli insanlar kadar mutlu ve sağlıklıolduğunu keşfetti.Bu, aile ilişkileri yararlı olabilir, ancak bazen evlilik zorluklar ve telaşlı etkileşimlerle birlikte gelir.
Son çalışmala Bekarların arkadaşlarının daha fazla olduğunu ve arkadaşlıklarını sürdürmede evli insanlardan daha iyi olduklarını gösterdi. Buna karşılık, evli çiftler zamanlarının çoğunu eşleri ile geçirme eğilimindedir vesık sık arkadaşlıklarını geride bırakır.
Natalia Sarkisian ve Naomi Gerstel tarafından yapılan 2013 yılında araştırmada, “bekar olmak hem kadınların hem de erkeklerin sosyal bağlantılarını arttırıyor” şeklinde buldu. Bekar insanların daha fazla arkadaşları olmasından ziyade, arkadaşlıklarını sürdürmeleri de daha iyi.Buna karşılık, insanlar evlendiklerinde arkadaşlarını arkada bırakma eğilimindedirler.Sarkisian ve Gerstel, bekar insanların iletişimde kalma ve arkadaşlarından, ailesinden ve komşularından yardım alma konusunda evli olanlardan daha fazla yardım aldıkları sonucuna vardı.
Başka bir araştırmaOrtalama olarak, kararlı bir ilişki içinde olan insanların iki yakın arkadaşı kaybetme eğiliminde olduklarını göstermektedir..Çoğu zaman, evliliklerin insanların diğer insanlarla ilişkileri üzerinde olumsuz etkileri vardır.
Sonuç olarak, arkadaşlıklar bekarlar üzerinde güçlü ve olumlu bir etkiye sahiptir. ingiltere’de yapılanBaşka bir çalışmada, 10 ya da daha fazla arkadaşlığı olan 45 yaşındakilerin, 50 yaşında daha az arkadaşlık sahibi olanlara göre daha yüksek seviyede psikolojik iyi olma ve mutluluk yaşadıklarını tespit etmişlerdir.
Kuşkusuz, çoklu çalışmalar arkadaş olmanın faydalarını göstermektedir.İnsanların arkadaşlıklara ihtiyacı vardır.İnsanlar “neden bekar olduklarını” sorgulamayı bırakıp, bekarlıklarından faydalanmaya başlamaları daha sağlıklı olacaktır. Belki de bekar insanların mutsuz ve yalnız oldukları fikrini tamamen ortadan kaldırma zamanı gelmiştir.Bekar insanlar sonsuza dek mutlu yaşayabilirler
Beck, terapötik ilişkinin niteliğinin bilişsel terapi
uygulaması için son derece önemli olduğunu vurgular. Başarılı psikolojik
danışmanlık; içtenlik ve sıcaklık, uygun empati kurma, yargılamadan kabul etme,
danışanlarla güven ve dostluğa dayalı bir ilişki kurma becerisi gibi
terapistlerde aranan birtakım özelliklere dayanır.
Terapistler olguları bilimsel olarak
kavramsallaştırabilmeli, yaratıcı ve aktif olmalı, danışanlara Sokratik sorgulama süreciyle
yaklaşabilmeli, bilişsel
ve davranışçı tekniklerin kullanılmasında bilgili ve becerikli olmalıdır.
Terapist, danışanların inanç ve tutumlarının onların duygulanım ve davranış
şekillerini nasıl etkilediğini anlamalarına yardımcı olan bire rehber ve
katalizör görevi görür.
Bilişsel Terapide Danışan ve Terapist Arasındaki İlişki
Bilişsel terapistler, danışanları terapi sürecinde
aktif bir rol oynamaya teşvik ederler. Danışanlardan keşfedilecek konular
bulmaları,düşüncelerindeki bozuklukları tanımaları, seanstaki önemli noktaları
özetlemeleri ve yapmayı kabul edecekleri ödevleri işbirliği içinde
oluşturmaları beklenir.
Beck, terapistin öğretmedeki rolünü vurgulamaktan çok
danışanın kendini keşfetmedeki rolüne ağırlık verir. Beck’in sayıtlısı
danışanın düşünceleri ve davranışlarındaki kalıcı değişimlerin danışanın
girişim, anlayış, farkındalık ve çabasıyla olacağıdır.
Ödev verme, bilişsel terapinin bir parçasıdır. Ödev danışanın problemine göre biçimlendirilir ve işbirliğine dayalı terapötik ilişkiden kaynaklanır. Bilişsel terapide ödevin amacı, sadece danışanlara yeni beceriler öğretmek değil aynı zamanda inançlarının günlük yaşamda da test etmelerini sağlamaktır.
Bilişsel Terapide Danışan ve Terapist Arasındaki İlişki
Psikolog, psikoterapist, şişli psikolog, Mecidiyeköy,
psikolojik danışmanlık merkezi, osmanbey, fulya, çocuk, aile, sosyal fobi,
kaygı, özgüven, okb, obsesif kompülsif bozukluk, okb, obsesif kompülsif kişilik
bozukluğu panik atak, çekingen kişilik bozukluğu, Avrupa yakası, hipnoterapi,
cinsel terapi
Akılcı Duygusal Davranışçı Terapide Terapötik Yöntem ve Teknikler
Bilişsel Yöntemler
1. Mantıkdışı inançlarla tartışma:
ADDT’nin en çok kullanılan bilişsel yöntemi, terapistin danışanın mantık
dışı inançlarıyla aktif olarak tartışması ve danışana bu mücadeleyi tek başına
nasıl yapacağını öğretmesidir. Danışanlar o mantık dışı
inançtan vazgeçene veya en azından onun etkisini azaltana kadar birtakım
“yapmak zorundasın, yapmalısın” lar yaşayabilirler. Danışanların kendi
kendilerine tekrarlamayı öğrendiği bazı cümleler ve sorular şunlardır:
“İnsanlar niçin bana
adil davranmak zorundalar?”
“Denediğim önemli
görevleri başaramazsam ne olur?”
“İstediğim işi alamazsam
hayal kırıklığına uğrayabilirim ancak buna kesinlikle katlanabilirim.”
“Hayat istediğim gibi
gitmezse bu korkunç değil sadece biraz uğraştırıcıdır.”
2. Bilişsel ev ödevlerini yapma: ADDT danışanlarından, sorunlarının bir listesini yapmaları,
mantık dışı inançlarını belirlemeleri ve bu inançları tartışmaları beklenir.
Ödevler,
danışanların içselleştirilmiş kişisel mesajlarının bir parçası olan
“yapmalısın” ve “yapmak zorundasın”ları bastırmanın bir yoludur. Ödevin bir bölümü A-B-C
kuramını danışanların günlük yaşamda karşılaştığı birçok probleme uygulamayı
içerir. ADDT terapisti bilişsel davranışçı terapinin diğer türlerine zıt olarak,
danışanın nasıl farklı düşüneceğini öğretir ve ona model olur.
Danışanlar ödevleri yaparken kendilerini
sınırlayan inançlarıyla mücadele etmelerini sağlayacak riskleri alabilmeleri
için cesaretlendirilirler. Örneğin; başarısı olan bir danışandan bir sahne
oyunun da küçük bir rol alması istenebilir. Danışana, “başarısız olacağım,
aptal gibi görüneceğim, kimse benden hoşlanmayacak” gibi olumsuz kendilik
ifadelerini “Bazen aptal gibi davransam da bu beni aptal bir insan yapmaz. Bu
rolü oynayabilirim. Elimden gelenin en iyisini yapacağım. Hoşlanılmak güzel
ancak herkes benden hoşlanmayabilir ve bu da dünyanın sonu değil.” gibi olumlu
mesajlara dönüştürmesini ister.
Bunun ve benzeri ödevlerin amacı, danışanların
sıklıklı olumsuz, kendi kendini gerçekleştiren kehanetler yarattıklarını ve
sürekli bir şekilde başarısız olacaklarını kendilerine söyledikleri için
başarısız olduklarını göstermektir. Terapi eğitsel bir süreç olarak
görüldüğünden danışanlar, ADDT ile ilgili kendi kendine yardım kitaplarını
okumaya da teşvik edilirler. Ayrıca kendi terapi seanslarının kaydedildiği kasetleri
dinler ve değerlendirirler.
3. Bireyin kullandığı dili
değiştirme: ADDT, kesin dil kullanımının bozuk
düşünme sebeplerinin sebeplerinden biri olduğunu ileri sürer.
Danışanlar, zorunlulukları seçenekleri ile değiştirebileceklerini öğrenirler.
Örneğin; danışan “yapmak zorundayım” yerine “yapabilirsem iyi olur ama bu
şekilde yapamazsam şu yolu da deneyebilirim.” diyebilir.
4. Mizahın kullanımı: ADDT, duygusal rahatsızlıkların kişinin kendisini fazla
ciddiye almasından ve yaşamda karşılaştığı olaylar hakkında bakış açısı ve
mizah duygularını kaybetmesinden kaynaklandığını öne sürer. Mizah, danışanların hiç taviz vermeden korudukları belli
düşüncelerin anlamsızlığını ortaya koyar. Danışanların kendilerini daha
az ciddiye almalarına yardımcı olur. Ellis, çalışma gruplarında ve terapi
seanslarında mizahi şarkılar söyler ve insanları depresyonda hissettiklerinde
ve kaygılı olduklarında, tek başlarına veya grup içinde şarkı söylemeye teşvik
eder.
Duygusal Teknikler
1. Akılcı-duygusal hayal kurma: Danışanlar kendilerini olmasını istedikleri hayatta
düşünürken, hissederken ve davranırken hayal ederler. Onlara ayrıca başlarına
gelebilecek en kötü şeylerden birini nasıl hayal edecekleri, bu durum
karşısında nasıl sağlıksız bir biçimde üzgün hissedecekleri, duygularını yoğun
olarak nasıl yaşayacakları ve sonra da bu deneyimleri nasıl sağlıklı bir
duyguya çevirebilecekleri gösterilir. Danışanlar sıkıntılarıyla ilgili
duygularını değiştirirken davranışlarını değiştirmek için de iyi bir şansa
sahip olurlar.
2. Rol oynama: Rol oynama hem
duygusal hem de davranışsal bileşenler içerir. Terapist, danışanlara psikolojik
güçlüklerini oluşturmada kendi kendilerine ne söylediklerini ve sağlıksız
duygularını sağlıklı duygularla değiştirmek için neler yapabileceklerini göstermek
için sık sık araya girer. Bu durumda ne hissettiklerini anlayabilmek için
danışanlar bazı davranışları prova edebilirler. Burada odak nokta, olumsuz
duyguların altında yatan mantık dışı inançları ortaya çıkarmaktır. Örneğin; bir
kadın kabul edilmeme korkusundan dolayı yüksek lisans için okula başvurmayı
erteleyebilir. Sadece tercih ettiği okula kabul edilmeme düşüncesi onun “aptal
olduğu” ile ilgili duygularını su yüzeyine çıkarır. Yüksek lisans yapacağı
alandaki öğretim üyeleriyle hayali bir görüşme yapması istenir, kaygılarını ve
buna neden olan inançlarını açıklar ve mutlaka kabul edilmesi gerektiği, aksi
takdirde bunun aptal ve beceriksiz bir insan olduğu anlamına geldiğiyle ilgili
fikirleriyle mücadele eder.
3. Utanca müdahale alıştırmaları: Hem duygusal hem de davranışçı bileşenler içeren bu
alıştırmaların en önemli noktası, başkaları onları onaylamadığı zamanlarda bile
danışanların utanmamaya çalışmalarıdır. Alıştırmalar, danışanlara
utanmayla ilgili düşüncelerin çoğunun kendileriyle ilgili gerçeklik
tanımlarıyla ilgisi olduğunu görmelerine yardımcı olmanın yanı sıra kendini
kabul ve olgunluk sorumluluğunu da artırmayı amaçlamaktadır. Danışanlar
başkalarının ne düşüneceğini düşündüklerinden, normalde yapmaya korktukları bir
şeyi yapma riskini almalarını gerektiren bir ödevi kabul edebilirler. Örneğin;
danışanlar otobüste veya trende istasyon isimlerini yüksek sesle söyleyebilir,
dikkat çekmek için tasarlanmış ilginç kıyafetler giyebilir, bağırarak şarkı
söyleyebilirler. Bu tür ödevleri yaparak insanların aslında onların
davranışlarıyla pek de ilgilenmediklerini anlayabilirler. Utanma duygusunu
kendilerinin yarattığını anlayana ve daha az kısıtlanmış şekilde davranana
kadar bu alıştırmaları yapmaya devam ederler.
4.Güç ve çaba kullanımı: Ellis, güç ve enerji kullanımının entelektüel iç görüden,
duygusal iç görüye geçmede yardımcı olduğunu ileri sürer. Ayrıca danışanlar
kendilerine onaylanmamış inançlarını açıkladıkları ve bunlarla yoğun bir
şekilde tartıştıkları güçlü diyaloglar kurmayı da öğrenirler. Terapist
bazen danışanın kendini tahrip eden felsefesine sahipmiş gibi rol yapabilir. Bu
durumda danışandan kendisini, bu disfonksiyonel düşüncelerinden vazgeçmeye ikna
etmesi ciddi bir tartışmaya girmesini ister. Güç ve
enerji kullanımı, utanca müdahale alıştırmalarının temel bir parçasıdır.
Davranışsal
Teknikler
ADDT uygulayıcıları edimsel koşullama, kendi kendini yönetme ilkeleri, sistematik duyarsızlaştırma, gevşeme teknikleri ve model olma gibi standart davranışçı terapi yöntemlerinin çoğunu kullanırlar. Gerçek hayat durumlarında uygulanacak davranışçı ödevler oldukça önemlidir. Bunların birçoğu duyarsızlaştırma, atılganlık eğitimi ve beceri eğitimini içerir. Örneğin; asansör korkusu olan bir kişi bu korkusunu günde 20 veya 30 kere asansörde yukarı çıkıp aşağı inerek azaltabilir. Danışanlar aslında yeni ve zor şeyler yaparlar ve bu şekilde iç görülerini somut hareketlere dönüştürürler. Farklı hareket ederek işlevsel inançlar oluşturmaya çalışırlar.
Akılcı Duygusal Davranışçı Terapide Terapötik Yöntem ve teknikleri
Psikolog, psikoterapist, şişli psikolog, Mecidiyeköy,
psikolojik danışmanlık merkezi, osmanbey, fulya, çocuk, aile, sosyal fobi,
kaygı, özgüven, okb, obsesif kompülsif bozukluk, okb, obsesif kompülsif kişilik
bozukluğu panik atak, çekingen kişilik bozukluğu, Avrupa yakası, hipnoterapi,
cinsel terapi
Bilişsel Terapi / Bilişsel yaklaşım kullanılarak en çok üzerinde araştırma yapılan iki problem alanı depresyon ve kaygı bozukluklarıdır. Bunun yanında BT fobiler, psikomatik hastalıklar, beslenme bozuklukları, öfke ile baş etme, panik ataklar, travma sonrası stres bozuklukları, intihar eğilimi, şizofreni, kişilik bozuklukları, madde kullanımı, krize müdahale, aile danışması ve cinsel istismar gibi durumlarda da kullanılabilmektedir.
bilişsel terapi
BT kulandan bir terapist, psikolojik danışma sürecinde
danışanın sahip olduğu otomatik düşünceleri inceleyerek düşünce örüntülerindeki
bozuklukların farkına varmasını sağlar. Danışman danışandan hatalı olabilecek
yorumlarını incelemesini ve sonra bunları yaşamındaki ilk deneyimlerine dek
geri götürmesini ister. Daha sonra danışanın vardığı sonuçlar için kanıtları
olmadığını fark etmesine yardımcı olur.
Bilişsel terapi alan bir danışan, ayrıca bir olayın değerini abartmayı veya bir olayı küçümsemeyi içeren düşüncede abartma veya küçümseme süreci hakkında da bilgi sahibi olacaktır. Danışman danışana, bir durumun önemli noktalarını nasıl görmezden geldiğini, fazla basitleştirilmiş ve katı düşünceye nasıl bağlandığını veya kötü bir şekilde sonuçlanan basit bir olayı nasıl genellediğini öğrenmesinde yardımcı olur.
bilişsel terapi
Psikolog, psikoterapist, şişli psikolog, Mecidiyeköy,
psikolojik danışmanlık merkezi, osmanbey, fulya, çocuk, aile, sosyal fobi,
kaygı, özgüven, okb, obsesif kompülsif bozukluk, okb, obsesif kompülsif kişilik
bozukluğu panik atak, çekingen kişilik bozukluğu, Avrupa yakası, hipnoterapi,
cinsel terapi
Orgazm boşluğunun kültürel nedenlere hitap etmesi, zevkin ötesinde imalara sahiptir.
1960’ların özünde, cinsel devrim “ kadın cinsel gücü ” idi. ” Bu hedefin gerisinde kaldı. Özellikle, devrim evliliği kabullenmeden önce kadınları cinsel ilişkiye sokarken, kadınları da tatmin edici cinsel deneyimlere sahip olmadı.
Bu iddia, bir seks araştırmacısı ve eğitimci olarak benim bakış açımdan geliyor. İnsan cinselliklerini yılda yüzlerce üniversite öğrencisine öğretiyorum . Bir öğretim ve araştırma aracı olarak, anonim bir şekilde, öğrencilerin cinsel deneyimleriyle ilgili anketleri yaptım ve sonuçları yayınlanmış araştırmalarla karşılaştırdım. Her iki kaynak da kadın ve erkek arasındaki orgazm boşluğuna dair çarpıcı kanıtlar sunmaktadır . Bu bana zevk eşitliğini teşvik etmek için bir kitap yazmam için beni teşvik etti. Cliterate olmak: Orgazm eşitliği önemlidir – ve nasıl elde edilir. Orgazm açığını açığa çıkarmayı, açıklamayı ve kapatmayı amaçlar.
Orgazm Boşluğu Maruz
Kolej öğrencilerinin bir araştırması , erkeklerin yüzde 91’ini ve kadınların her zaman ya da genellikle orgazma maruz kaldıklarını ve yüzde 39’u cinsel ilişki sırasında orgazm bulmuştur. Bu çalışma cinsel içerik hakkında bir şey sormasa da, bir diğeri , ilişkilerin cinsiyetten daha fazla olduğunu ortaya koymaktadır. Kadınların ilk kez erkeklerde olduğu gibi yüzde 32 oranında orgazm olduğu ve ilişkilerde sıklıkla yüzde 72 oranında olduğu bulunmuştur. Bu çalışma, cinsel ilişkilerin orgazm ile sonuçlanabilecek aktiviteleri içerdiğini belirtmedi. Bunu belirttiğimde, erkek öğrencilerin yüzde 55’i ve kız öğrencilerden yüzde 4’ü, her zaman orgazma sırasında rapor veriyor.
Orgazm açığı öğrencilerle sınırlı değil. Arasında bir ulusal temsili ABD numunesi, kadınların yüzde 64, erkeklerin yüzde 91’i onların en son cinsel karşılaşmada orgasmed söyledi.
Açıkçası orgazm boşluğu var. Ancak, bu boşluğun kültürel nedenleri nelerdir?
Orgazm Gap Açıklaması
Bazıları bu uçurumun kültürel olmadığını , kadın orgazmlarının zor doğasından kaynaklandığını söylüyor . Ancak bir dönüm noktası çalışması , mastürbasyon yaparken kadınların yüzde 95’inin kolayca ve birkaç dakika içinde orgazma ulaştığını buldu. Dört dakika, seks araştırmacısı Alfred Kinsey’in kadınların orgazm mastürbasyon yaptıklarını bulduğu ortalama zamandı . Kadınlar yalnızken orgazm zor değildir.
Kadınlar birlikte olduğunda da zor değil. Bir çalışma orgazm oranlarının erkekler için cinsel yönelime göre değişmediğini, ancak kadınlar için yaptığını buldu. Lezbiyenler heteroseksüel kadınlardan daha fazla orgazma eğilimindedir.
Orgazm Boşluğu: Seks Devrimi Nerede Kaldı?
Lezbiyen seks ve kadın mastürbasyonun ortak noktası nedir? Onlar klitoral stimülasyona odaklanırlar. Bir çalışma , kadınların kendilerini memnun ettikleri zaman, neredeyse yüzde 99’unun klitorisini uyardığı bulundu.
Ancak, erkek partnerlerle, özellikle de gündelik olanlarla birlikte, kadınlar orgazmaya ihtiyaç duyulan klitoral uyarımı terk ederler. Bir kadın dergisi tarafından yapılan bir araştırma, heteroseksüel cinsiyette kadınların orgazm sorunlarının yüzde 78’inin, doğru türden klitoral uyarımın yeterli olmamasından kaynaklandığını ortaya koymuştur. Bir akademik çalışma cinsel ilişkide bulunmanın ve ilişki sırasında kişinin klitorisine dokunmanın orgazm oranlarını arttırdığını ve bu davranışların cinsellikle cinsel ilişkiden daha çok ilişki içerdiğini bulmuştur.
Özellikle gündelik cinsiyette klitoral uyarım almayan kadınlar, orgazm boşluğunun önemli bir nedenidir. Bu daha nüanslı bir soruya yol açar: Kadınlar neden ihtiyaç duydukları uyarımı almıyor?
Bir Çift Standart ve Bilgi Eksikliği
İlk sebep seks eğitim sistemimiz tarafından tetiklenen klitorisin cehaletidir . En çok satan yazar Peggy Orenstein , seks eğitiminin sadece kadın iç organlarını öğreten klitorisi göz ardı ettiğini belirtti. Hiç şüphe yok ki bir çalışma kolej öğrencilerinin yüzde 60’ından fazlasının klitorisin vajinal kanalın içinde yer aldığına inanıyor. Bu öğrencilerin çoğu, aynı zamanda, kadın orgazmın yalnızca cinsel ilişkiden kaynaklandığına inanmaktadır. Aslında, sadece bir azınlık olabilir. Soruları ifadeli şekline bağlı olarak, yüzde 15 için yüzde 30 Kadınların tek başına cinsel ilişkiden orgazm olduklarını söylüyor. Öğrencilere sorduğumda, “ orgazm için en güvenilir rotanız nedir?” Yüzde 4’lük tek başına penetrasyona cevap veriyor.
Ancak, bunu seks eğitiminde öğretememekle, insanları medya görüntülerine güvenmeye terk ediyoruz. Orensteın olduğunu iddia porno yeni seks ed haline gelmiştir. Porno ve ana akım medyada tasvir edilen bir yanlış görüntü, kadınların cinsel ilişkiden orgazm etmeleri için normal ve ideal bir şey olmasıdır. Bu yanlış inanç, kadınlarda orgazmaya ihtiyaç duydukları uyarımı elde etmekteki ana suçludur.
Ancak araştırma tek suçlu olmadığını söylüyor. Klitoris bilgisi, mastürbasyon sırasında kadın orgazm oranını arttırır, ancak eşleştirilmiş cinsiyette değil.
Peki, bizim kültürümüzde, kadınların özellikle gündelik cinsiyette, öz ve ortak zevk arasındaki boşluğu ortadan kaldırmasını engelleyen nedir? Araştırmacılar , bir çalışmada genç yetişkinlerin, sıradan cinsiyette, kadınların hazzının, erkek zevkinden daha az önemli olduğuna inandığını buldu. Kadınların sıradan cinsel ilişkiye girmeleri artık kabul edilebilir olsa da, bir ilişki dışında cinsel zevk almak için kabul edilemez olduğu sonucuna vardılar. Yeni bir cinsel çift standartımız olduğunu söylüyorlar.
Bu bizi tam çembere götürür, ama iki soruya yalvarır. Orgazm açığını kapatmak neden önemlidir? Bunu nasıl yapabiliriz?
Orgazm Gap Kapalı
Yüzey seviyesinde, boşluğu kapatmak, eğlencenin kendisine eşit erişim için önemlidir.
Daha derin bir düzeyde, akademisyenle zevk eşitliğini ve cinsel rızasını bağlarlar. Cinsel zevk hakkında bilgi sahibi olmak, kişinin arzularını başkalarına iletmek için güçlendirir, bu da zorlama veya başkalarını zorlama gibi istenmeyen cinsel ilişkiye girme olasılığını azaltır. Bir numara seks eğitimi reformu için tartışıyor. Ergen Sağlığı ve Tıbbı Derneği tarafından bir pozisyon kâğıdı rehabiliteyi savunduğunu söyleyerek, sadece yoksunluk eğitimi “ kadın pasifliği ve erkek saldırganlığı hakkında toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını güçlendirir” diyerek , pozisyon kağıdının cinsel eğitim, diğerleri yapar.
Hollanda okullarında yaygın olarak kullanılan seks eğitimi programlarında zevk, mastürbasyon, klitoris ve orgazm hakkında bilgi verilir. Öldürme, doğum kontrolü, rıza, iletişim, cinsel karar verme ve porno ile gerçek cinsiyet arasındaki fark hakkında bilgi. Hollandalılar daha düşük hamilelik ve CYB oranlarına sahiptir ve ABD’den üç kat daha az cinsel şiddet(bağlantı haricidır)
Cinsel şiddeti ve orgazm boşluğunu birbirine bağlayan bir yazar şöyle açıkladı: “2018’i cinsel taciz ve istismardan özgürlüğünden daha çok talep ettiğimiz yıl olsun . Bu sene zevk istediğimiz zaman. ”
Psikolog, psikoterapist, şişli psikolog, Mecidiyeköy, psikolojik danışmanlık merkezi, osmanbey, fulya, çocuk, aile, sosyal fobi, kaygı, özgüven, okb, obsesif kompülsif bozukluk, okb, obsesif kompülsif kişilik bozukluğu panik atak, çekingen kişilik bozukluğu, Avrupa yakası, hipnoterapi, cinsel terapi